INSTAGRAM, POZİTİF

Dilediğimiz vücutla, dilediğimiz kişi olabiliriz ve bunu saklamak zorunda değiliz!

İnsanlar mutlu oldukları bedeni sergilemeye devam ederken, bir başkası bundan neden mutsuzluk duyar? Sosyal medya bu yaz bir meydan okumaya davet etti bizi. Dilediğimiz vücutla, dilediğimiz kişi olabiliriz ve bunu saklamak zorunda değiliz!

Gençliğimizden itibaren kabul görmek, sevilmek için bazı yerlerimizi sakladık, göbeğimizi içeri çektik, tellerimiz görünmesin diye ağzımız kapalı gülümsedik. Artık bu dikenin üstünde yürümeyi bırakıp, bir rahat oturalım, nefesimizi yavaşça bırakalım…” satırlar @mimozaeverywhere başlıklı Instagram profilinden, Mimoza Cendey’e ait. Kısa bir süre önce Bergüzar Korel bir meydan okuma başlatmıştı. 1990’lardan bu yana değişmeyen magazin gazeteciliğinin söylemlerini tiye alarak “Bergüzar Korel bikinili yakalandı… Bu görüntüsü şaşkınlık yarattı” şeklinde bir mesaj yayınlamıştı. 

Instagram sadece zevklerimizi şekillendirmekle, alışkanlıklarımıza ve psikolojimize etki etmekle kalmıyor, aynı zamanda her birimizi birer dijital aktivist de yapıyor. Beden olumlama konusunda çağrı yapan hesaplar da iklim krizi için grev fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmak da bu aktivistliğin içine giriyor. Bu yaz #challengeaccepted’la atılan altı milyon post’un Türkiye’deki kadın cinayetlerinin dünya çapında nasıl kamuoyu oluşturduğunu da gördük. Benzer bir şekilde beden olumlama hareketinin başlamasıyla da özellikle genç kullanıcıların artık kendilerini en doğal halleriyle kabul etme konusunda daha başarılı olduklarını gördük. Oysa veriler 2018 öncesinde pek de iç açıcı değildi. Mesela Victoria’s Secret 2019 yılı itibariyle defilelerine bir son vermek zorunda kaldı. Markalar beden skalasını genişletti. Nike geçtiğimiz sene vitrinlere büyük beden mankenler de yerleştirme kararı aldı. Temsiliyetin değişimini podyumlarda da gördük…

Sosyal medyada ünlü oldukları var sayılan iki Çinli arkadaşın fotoğrafları yaz başında virale dönüşüp internette herkes tarafından paylaşılınca Bergüzar Korel’in bu topraklarda başlattığı meydan okumanın bir benzerinin yurtdışındaki ayağı da başlamış oldu. Biri pembe, diğeri siyah elbisesiyle sıfır bedene yakın iki kız (@coeyy) Instagram’da bir kafede çektirdikleri kareyi paylaştıktan kısa süre sonra aslında gerçeğin hiç de öyle olmadığını gördük. Kızlar poz verirken bir başka kamera onları görüntülemişti. Aslında pek de etik olmayan bu hareket neticesinde arkadaşlar “Kareler yayıldıktan sonra kendimizi çok kötü hissettik” şeklinde açıklama yapmak durumunda kaldılar. Peki, kendilerini neden kötü hissettiler, takipçilerini kandırdıkları için mi? Yoksa yabancı bir insan gerçeği açığa çıkardığı için mi? 

AKIŞI DEĞİŞTİRENLER
Bazı kadınlar sosyal medyayı daha gerçek yapmak konusunda çalışıyorlar. Rianne Meijer ve Vivian Hoorn’un başı çektiği yeni dalga influencer’lar beden olumlama konusunda takip etmeniz gereken ve bize ilham olan kişilerden.


PANINI VE MOZZARELLA

2006 yapımı ‘Little Miss Sunshine’da zıpır karakterimiz Olive ailesi tarafından güzellik yarışmasına hazırlanır. İşin komik yanı Olive henüz yedi yaşında ve güzellik yarışmalarında yarışan o klişe beden ölçülerine sahip kızlara benzemiyor. Doğal güzelliğin yetersizliği dayatıldığından yedi yaşındaki Olive bile “Ben güzel miyim?” diye kendini sorgulamak zorunda hisseder. Aynada sürekli vücudunu inceler, waffle’ın yanında dondurma yemek istediği için babası tarafından eleştirilir. Bu yüzden Rianne Meijer’in, 1 milyonu aşkın takipçisine Amsterdam’dan seslenirken “Günün sonunda hiçbir şey göründüğü gibi değildir, panini ve mozzarella dışında. Panini ve mozzarella mükemmeldir” demesi, aklıma bu filmi getirdi. Meijer (rianne.meijer) Instagram’ın bize tanıdığı alanı ikiye bölerek “Öncesi ve Sonrası” fotoğrafları paylaşıyor. Ekranın bir kısmında kusur dahi bulamayacağınız şekilde hazırlanan photoshop’lu kareler, bir diğer yanında ise hayatın ta kendisini, eğlenceli gerçekleri paylaşıyor. Yani anın getirdiği süper doğal kareler. Altına gelen yüzlerce yorumdan biri şöyle diyor: “Senin gibi daha çok insana ihtiyacımız var.” Çünkü, neden olmasın? Hayır, çünkü Meijer o sırada gülmeyen yüzünü, selülitlerini, sarkık boyun altını, güneş ışığı nedeniyle kapanan gözünü saklamıyor. Bunlar hayatın gerçekleri ve utanıp sıkılmamıza, kendimizi garip hissetmemize gerek yok. “Sadece mükemmel olduğunu düşündüğüm fotoğraflarımı paylaşırsam takipçilerimi kandırmış olurum” diyor. H&M’in marka yüzlerinden ve ülkesindeki Cosmopolitan dergisinin kapağına da çıkan Meijer, takipçilerine kendilerine güvenmedikleri alanlarda susmamalarını, aksine bunu herkesin gözünün içine sokabileceklerini öğütlüyor. Gerçek kareleri sosyal medyanın, Instagram’ın gerçek olmadığını göstermek için paylaşıyor. 

Aslında Meijer ve benzer hesapların yaptıkları şey birkaç sene öncesinde evinin bahçesinden fotoğraf yüklemesine rağmen ormanda koşuyormuşçasına takipçilerine seslenen ‘influencer’ların sahte hayatlarını eleştirmek. Zira bu hem takipçilere hem de paylaşım yapanlara psikolojik açıdan zarar veriyor. Michigan Üniversitesi tarafından yayınlanan makaleler dizisinin yazarı Ethan Kross’a göre sosyal medyanın kişinin depresyonda hissetmesinde büyük payı var. Bunun en başında da kişinin kendisini güvensiz ve yetersiz hissetmesi yatıyor. 

VÜCUDA YENİ BİR GÖZLE BAKMAK
Ashley Graham Instagram’da bir defasında şöyle demişti: “Birçok kadının vücutları konusunda, kendilerine güvenleri konusunda problemleri olduğunu biliyorum, toplum sürekli örtünmemiz konusunda bize baskı kuruyor. Ancak herkesin gerçekte kim olduğumu görmesini istiyorum, herkesin bir hikayesi vardır.”


SIRADANLIĞIN DAYANILMAZ GÜZELLİĞİ

Bir başka Instagram kişiliği Vivian Hoorn (@vivianhoorn) ise kitlesini her bir farklı gönderide farklı bir şekilde cesaretlendiriyor. “Biri size inanılmaz görünmeniz gerektiğini söylediğinde en sıradan kıyafetlerinizi geçirin üstünüze” demişti bir fotoğrafının altında. Bir başka gönderide ise “İstediğiniz bedende kıyafet bulamayınca, bir beden büyüğünü alarak bunu bir tatlıyla kutlayın” yazmıştı. Ancak bence en heyecan verici kısmı altına gelen bir yorumda saklı. Bir kullanıcı “Şu an gözyaşlarıma hakim olamıyorum, işte duymak istediğim sözler” şeklinde heyecanını dile getirdi. 

Bugün Instagram’da kendinizi olduğunuz gibi kabul edebileceğinizi göstermek için yaratılan #selflove etiketinin altında 47 milyon gönderi bulunuyor. New Yorker’ın da yazarlarından olan Sheila Marikar, “İnsanlar daha önce Victoria’s Secret’ı ya da moda dergilerindeki kadın temsillerini eleştiriyordu, ancak bugün sosyal medya özellikle de Facebook ve Instagram kadınların kendilerini yetersiz hissetmelerine neden oluyor” diye yazmıştı. 2018 yılında Toronto’da gerçekleştirilen bir araştırma da benzer bir söylemi kanıtlarla sunmuş oluyor. Buna göre, kadınlar akranlarına bakarak kendi vücutlarını karşılaştırıyorlar ve kendileri hakkında negatif düşünmeye başlıyorlar. Ancak şimdi durum değişiyor. Medyada kendi temsiliyetini bulamayan kişiler Instagram’da platformlarını yaratıyor ve hikayelerini anlatıyorlar. Tıpkı televizyonda son yıllarda söylemleri değiştiren harika genç yetenek kadınların yaptıkları gibi. Lena Dunham, Issa Rae, Phoebe Waller-Bridge, Michaela Coel, Aidy Bryant gibi. Farklı seslere sahip bu isimler kendi travmalarını komedi şovları olarak televizyona uyarlayarak kadınları tek yönlü ve kusursuz varlıklar olmaktan çok öteye taşımıştı. Hatırlayın 2012 yılında dolgun hatlı Lena Dunham kimseyi takmadan ekranlarda soyunduğunda insanlar onu dikkat çekmekle eleştirmişti. Ashley Graham ilk kez hayatımıza girdiği zamanlarda herkes onu sağlıksız olmakla suçluyordu. Ancak bu isimlerin hepsi de yeni bir jenerasyona seslenip kendilerini oldukları gibi kabul etmelerinin, kusurların var olabileceğinin ve hatta bunların insanı güzel kıldığının altını çiziyor. Kadınların vücut kıllarını almamalarını, hiçbir şeyi saklamaları gerekmediğini öğütlüyorlar. Birkaç sene önce ezbere bilinen fikirlerin artık kulağa iyice arkaik gelmesi için yapmamız gereken tek şey ‘normal’ kavramını ortadan kaldırmak. Çünkü herkes eşsiz ve herkes güzel, özellikle de gülümserken.

Yazı: Aykun Taşdöner

ELLE Eylül sayısından alınmıştır.