#KADININGÜCÜ: TEAM VISA’YA KATILAN İLK TÜRK KADIN FUTBOLCU DIDEM KARAGENÇ

2019 FIFA Kadınlar Dünya Kupası'nın resmi sponsorlarından Visa, kadın futbolunun güçlendirilmesi amacıyla Türkiye Kadın Milli Futbol Takımı kaptanı Didem Karagenç'e sponsor oldu.

Didem Karagenç, erkek egemen bir alanda gözü kara bir kadın.. Çocukluğunda başlayan top merakı ve mahalledeki erkeklerin onu takıma almasına ikna ederek başlayan futbol hayatı büyük başarılara imza atarak devam ediyor. Türkiye Kadın Milli Futbol Takımı kaptanlığına kadar yükselen Didem Karagenç, şimdilerde kadın futbolcuların güçlendirilmesini amaçlayan Visa'nın sponsorluğu ile kariyerini bambaşka bir noktaya taşıyor. 

Kadın gücüne, kadınların hayatın her alanında daha çok var olmalarına inanarak, seslerinin gür çıkmasına destek vermekten gurur duyuyoruz. Şimdi de, onlardan biri olan Didem Karagenç'in genç nesillere ve günümüz kadınlarına ilham, gurur ve güç vererek, hayallerine sıkı sıkıya sarılmasına sebep olacak hikayesini okumaya davet ediyoruz... 

ELLE: Futbol topu ile nasıl buluştunuz? Genelde erkekler kızlarla oynamak istemez...

Didem Karagenç: Futbola ilgim ailem tarafından keşfedildi. Her çocuk gibi oyuncaklarım , bebeklerim ve toplarım vardı. Topu gördüğüm zaman heyecanlanıyordum ve sürekli topun peşinden koşmak istiyordum. Biraz büyüyüp sokakta oynama yaşımız geldiğinde futbol oynamak için kuzenimle mahalleye gittik, ancak o zamanlar mahalledeki çocuklar beni oyunlarına dahil etmiyorlardı. Bir kız ile oynamak istemediler. Kuzenim bu duruma üzülse de benim de futbol oynayabildiğimi anlatmaya çalışsa bile henüz ön yargıları kırabilecek yaşta değildi. Ancak ben kuzenimle beraber futbol oynamak için mahalleye inmeye devam ettim. Bir gün çocuklardan biri gelmedi. Beni takımların eşitlenmesi için oyuna dahil ettiler. Ben de kendimi göstermek istiyordum. Oynadıktan sonra onlar kadar oynayabildiğimi hatta bazılarından daha iyi olduğumu onlara gösterdim. Artık oyuna alınmayan oyuncu değil evden oyuna çağırılan oyuncu oldum.

ELLE: Kadın futbolcu olmanın avantajları ve zorlukları nelerdir?

D.K: Futbol oynadığım için her zaman erkeklerin arasında büyüdüm. Ailem hiç bir zaman futbol oynamama hatta tek kız olarak erkeklerin içinde futbol oynamama karışmadı.  Bu konuda beni destekledi ancak etrafımızda bir kızın futbol oynaması çok hoş karşılanmıyordu. Futbolu sadece erkekler oynar algısını toplumumuz bize dayattırdığı için erkekler kadar rahat futbol oynayamıyordum. Bu algıyı kırmak için de herkese kendimi ifade ederek futbola olan tutkumu ve sevgimi açıklamak zorunda kalıyordum. Çünkü ancak o zaman onlarla rahat bir şekilde futbol oynayabilirdim. Bu algım büyüdükçe değişti çünkü şu an erkek arkadaşlarımın içinden sadece benim futbol tutkum devam ediyor, kadınların bir işi tutkulu yapmalarına kimsenin engel olamayacağını öğrendim ve şimdi Kadın Milli Futbol Takımının kaptanlığı görevini yapıyorum. Çok zor dönemlerdi ama her zaman için inandığım ve mutlu olduğum tutkumun peşinden giderek ve ailemin bana verdiği desteği sayesinde bu zorlukların üstesinden geldim.

ELLE: Team Visa’ya katılma süreciniz nasıl yaşandı?

D.K: Team Visa tarafından Londra dan arandım ve Team Visa'ya katılma teklifi aldım. Hem kendi hedeflerimin bir üst seviyeye taşınmasının hem de kadın futbolunun gelişimi ve bilinirliliği için adımlar atıyor olmanın heyecanını yasadım. Hiç düşünmeden takımlarına dahil olmaya karar verdim ve Team Visa Futbolcusu oldum.

ELLE: Team Visa’ya katılan ilk Türk kadın futbolcusu olduğunuzun haberini aldığınızda aklınızdan ilk olarak neler geçti?

D.K: Çok heyecanlandım, bana inandıkları için çok mutlu oldum. Team Visa takımına katılan 13 futbolcu kendi ülkelerinin en iyileri, Visa’ya katılmadan önce hepsini yakından takip ediyordum. Türkiye’ deki Team Visa futbolcusu olarak Visa'yı temsil etmek beni çok gururlandırıyor.

ELLE: Futbolcu olduğunuzu söylediğinde nasıl tepkiler alıyorsunuz?

D.K: Türkiye’de Kadın Futbolu  zor zamanlar geçirdi. Bu süreçte ne kadar ilerleyebildiğimizi insanların verdiği tepkilerden anlıyorum. Bir örnek verecek olursam, ‘Hangi spor branşını yapıyorsun?’ diye sorulan bir soruya futbol oynuyorum dediğimde aldığım tepki: ‘Hangi futbol? Ayakla oynanan futbol mu?’ iken, şu an çok kişi benim hangi takımda oynadığımı biliyor ve beni tanıyor. Bu gelişim, bilinirliğin artmasından geçti; şimdi artık ailelerin önlerinde örnekler var; millî takımda görev alan kadın futbolcular, büyük takımlarda hem okuyup hem futbol oynayan veya hem çalışıp hem oynayan kadın futbolcular var.

ELLE: Team Visa’dan sonra daha çok göz önünde olan bir isim oldunuz bu yaşamınızı ve futbol kariyerinizi nasıl etkiledi?

D.K: Yeni açıklanmamıza rağmen söyleyebilirim ki çeşitli platformlarında sporcu kimliğimle, Global ve saygın bir şirket olan Visa’nın desteği ile Visa sporcusu olarak görünüyor olmam kadın futbolunda üst bir motivasyon oluşturmak için önemli bir durum. Katılımı arttıracak ve kadın futbolunun bilinirliğinin, görünürlüğünün artması bakımından iyi olacak.

ELLE: Günlük temponuz nasıl? Bir gününüz nasıl geçiyor? 

D.K: Benim şu andaki  hedeflerimden biri de, alttan yetişen oyuncularımıza rol model olabilmek. Türkiye'deki kadın futbolunun gelişimi için ipi göğüslemeye çalışan insanlardan biri olarak, küçük yaşta yetişen oyuncuların ellerinden tutarak onlara yardımcı olabilmek onlara gidecekleri yolda doğru adımları gösterip daha hızlı gelişimlerini sağlamada yardımcı olacaktır. Bu sebeple çok yorucu bir gün geçirebiliyorum. Sabahları öğretmenlik yaptığım okuluma gidiyorum, okuldan sonra antrenman yapmak için kulübüme gidiyorum. Analiz uzmanı olarak Türkiye Futbol Federasyonu'nda görev alıyorum. Alt yaş gruplarıyla turnuvalara gidiyorum ve onlara eğitimini aldığım ve bildiğim tüm bilgileri aktarmaya çalışıyorum. Bir yandanda master eğitimim için Bahçeşehir Üniversitesi'nde akşam derslerine katılıyorum. Eğitim verdiğim kişilere faydalı olabilmek adına eğitimime devam ediyorum. Bu nedenlerle belli bir disiplinle çok çalışıyorum, sadece futbolda değil daha birçok alanda başarılı olmak, örnek olmak  zorunda olduğumu biliyorum.

ELLE: Gelecekte kariyerinizi taşımak istediğiniz seviye nedir?

D.K: Futbolcu olarak hedeflerim arasında yurt dışında futbol oynamak var. Beşiktaş ile şampiyonlar ligine katılıyoruz, burada ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek ve ülkemize başarılarla dönmek istiyorum. Milli takımla beraber Avrupa Şampiyonası eleme turu oynayacağız, en başarılı şekilde ülkemizi temsil edip finallere katılmayı hedefliyoruz. Bunların dışında Kadın futbolunun gelişmesi için projeler üretip bunları faaliyete geçirmek istiyorum. Kadın futbolun da yönetim noktasında bulmak istiyorum. Yaşadığım deneyimlerden bahsettim gelecek nesillerin futbola olan tutkularını rahat yaşayabilmeleri, kadın futbolu gelişimi için daha fazla adım atmak istiyorum.

ELLE: Hiç pes etmeyi düşündünüz mü? O anlarda sizi ayakta tutan şey neydi?

D.K: 13 yıldır lisanslı olarak futbol oynuyorum, birçok şampiyonluk, şampiyonlar ligi tecrübesi yaşadım ve Milli takım formasını 90 defa giydim. Kadın futbolunun gelişim aşamasında tüm zorluklarıyla önyargılarıyla karşılaşan ve bu zorlukları aşmak için tüm gücümle mücadele veren kadın futbolculardan biriyim. Bu yolda mücadele ederken tabi ki bazen motivasyonunuzu kaybedebiliyorsunuz, tam da o dönemde iken Visa tarafından arandım. Visa gibi global bir markanın kadın futbolunun gelişimi için destek vermesi benim ve kadın futbolcu arkadaşlarımın motivasyonunu ve inancını arttırdı.

ELLE: 90 dk. içinde seni en çok etkileyen ve unutamadığınız anlar hangileri?

D.K: Milli takım oyuncusu olarak Türkiye için ter döküyor olmak, ülkemi tanıtmak, bu alanda başarı kazanmak, ülkemizin kurtuluşunu ve bağımsızlık mücadelesini simgeleyen milli marşımızı çaldırabilmek gurur verici. Türkiye Milli takım formasını farklı yaş gruplarında 90 defa giyip milli maça çıktım. İlk defa 15 yaşında giydiğimde çok heyecanlıydım Milli Marşımız okunurken ağlıyordum, bugün yine o formayı üstüme giydiğimde yine heyecanlanıyorum, duygulanıyorum ve seremonide  Milli marşımız her okunduğunda gözlerim doluyor. 

2018-2019 sezonu Beşiktaş ile Şampiyonluk yaşadık, puan ve averajlar eşit olduğu için lig bittikten sonra şampiyonluk maçı oynamak durumunda kaldık. Bazı anlar vardır o maçın sizin için iyi gideceğini hissedebilirsiniz bende öyle hissedip hocamla takım arkadaşlarımla bunu paylaştım. Bugün ya gol atacağım ya da asist yapacağım dedim, 1-0 kazandığımız maçta atılan golün asistini yaptım. O hissettiğiniz duyguların sahanın içinde gerçekleşmesi ve şampiyonluk yolunda takımıma olumlu etki sağlamış olmasının mutluluğunu yaşamak benim için çok değerli ve özeldi.

ELLE: Ülkemize kadın sporcular yeterli desteği görüyor mu sizce?

D.K: Daha yolun çok başındayız gelişmek için, Avrupa seviyelerine gelebilmek için çok yolumuz var. Ben ve arkadaşlarım bu işin bu ülkede ki öncüleriyiz. Her bir röportajın her bir mesajın çok kıymeti var.

Team Visa bu konuda çok güzel bir örnek ve bizler için çok önemli. Medya desteği, medya destekleri ile kadın futbolunun medya aracılığıyla evlere girmesi ailelerin kadın futbolu hakkında bilgilenmesini sağlayacak ve sadece erkekler futbol oynar algısını kıracak, bu durumda kadın futboluna talebi arttıracaktır. Talep doğrultusunda takım sayılarının artması, lisanslı kadın futbolcu sayısının artması, neticede ülkede kadın futbolunun gelişmesine hız kazandıracaktır. Kadın futbolu son birkaç yılda kadınların her şeyi erkekler gibi yapabileceğine inanan insanlar ve firmalar sayesinde gelişiyor. Visa’nın, sporcuların düşlerine ulaşmalarında yardımcı olmak konusunda uzun ve başarı öyküleri ile dolu bir geçmişe sahip olduğunu, yıllar içinde, pek çok sporcunun Visa’nın sağladığı destekten yararlandığını biliyorum. (Türkiye’de kadın futbolunun güçlendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla Avrupa'da 14 kadın futbolcunun dahil olduğu Team Visa programı kapsamına Türkiye’de benim sponsorluğumu üstlenmesi gibi.)

ELLE: Başarıyı getiren taktikleriniz nelerdir?

D.K: Çalışmak tabi ki başarılı olmakta çok önemli bir unsur ama ben çok değil hep çalışıyorum. Her alanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Futbolun yetenek oyunundan çok son yıllarda akılla oynandığını düşünüyorum, bu düşüncemden dolayı TFF’de Futbol Analiz departmanında gönüllü olarak görev alıyorum, futbol eğitimleri alıyorum ve eğitim veriyorum. Antrenmanlara 1 saat önceden gidiyorum ekstra antrenmanlar yapıyorum. Futbolu çok seviyorum, futbol ile yaptığım her işten keyif alıyorum. Başarımın sırrı işime aşk ve tutku ile bağlı olmak. Futbol oynarken ki kazanma isteğim hırsım hayatın her noktasında zorluklarla başa çıkarken benim daha güçlü bir birey olmam açısından önemli rol oynadı. Spor yapan bireylerin kendine olan özgüvenleri daha fazladır. Ancak kadın olarak herkesin benimsemediği bir işi yapmak ve o işte başarılı olmuş olmak bana fazlasıyla özgüven sağlıyor.

ELLE: Dünyada takip ettiğiniz futbolcular kimler?

D.K: Küçük yaşlarda futbol maçları izlemeye başaladım. Dünya kupası maçları yayınlanıyordu. Benim de orda bir tane idolum; Roberto Carlos vardı. İlk formam ve şu ana kadar giydiğim tüm formalarımın numarası bu nedenle 3 oldu. Benim sol ayak olmam, Carlos’un sol ayaklı olması sol bek-sol açık mevkilerinde görev alması, kendimle özdeşleştirdiğim bir durumdu. Oynamak istediğim tarzda futbol oynayan bir futbolcuydu, maçlarını olabildiğince izlerdim, kendimi ona göre geliştirmeye çalışırdım. Mevkimde ki tüm oyuncuları izlemeye çalışıyorum. Sol bek olarak en çok beğendiğim oyuncu Real Madrid takımında Marcelo.

ELLE: Kendinizi 3 kelime ile anlatmanızı istesek?

D.K: Hırslı,akılcı,tutkulu

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.