ORİJİNALLER GERİ DÖNDÜ: 90'LARIN SÜPER MODELLERİ

Kate Moss’la açılışı yapıyoruz. Daha sonra bir dönemi, hayatımıza “süper model” tanımını sokan efsane isimlerin Versace defilesinde yürüdüğü o kült ana ışınlanıyoruz.

Kate Moss’la röportaj yapmak için sadece 10 dakikanız varsa, dünya üzerindeki en zor işlerden birine girişmişsiniz demektir. Zira bu 10 dakika içinde kendisini hayran hayran izlemeyi bırakıp sorularınıza odaklanmalısınız. Ve eğer bir süper model size, “Evet, hızlanmamız gerekli çünkü sadece 10 dakikamız var. Konsantre olalım!” derse, konsantre olmaktan başka bir seçeneğiniz yoktur. 43 yaşındaki ikonla buluşan, ELLE İspanya editörlerinden Paola Saez de Montagut o görüşmeyi şöyle özetliyor: “Kate Moss bir dakika bile göz temasını kaybetmemek için gözlerime bakarak sohbetimizin iplerini eline alıyor. Daha sonra baştan çıkarmak için kullandığı en güçlü silahının,  derinlere işleyen bakışlarının sonsuzluğunun arkasında yatan özgüveninin zırhı olduğunu anlıyorum.” 90’lı yıllarda dünyanın neredeyse her yerindeki reklam panolarını gencecik Kate Moss’un Calvin Klein kam-panya fotoğrafları kaplamıştı. O dönem sevgilisi olan Mario Sorrenti tarafından çekilen yarı çıplak kareler, moda tarihinin kültlerinden. Fotoğraflar, çiftin kariyerinde bir parlama yaratmasının yanı sıra 80’lerin abartılı estetik anlayışını kırarak sonsuza kadar sürecek olan “çabasız şıklık” ve minimalizm akımını getirdi. Efsanevi bir aşk hikayesi, moda tarihinin belki de en ikonik modeli ve dönemi etkisine altına alan bir marka... Daha fazlası Kate’den...



Kate Moss ve Mario Sorrenti

İlk kez 1993 yılında, Calvin Klein’ın Obsession parfümü için bir eve kapanan ve çekimler yapan Kate ve Mario, yıllar sonra yeniden marka için buluştu.

ELLE: Yıl 1993, Mario Sorrenti ve siz o zaman birliktesiniz. Calvin Klein, Mario’nun sizin fotoğraflarınızı çekmesi şartıyla size sahilde bir ev kiralıyor... Ve bu fotoğraflar Obsession kokusunun reklamlarında kullanılıyor.

KATE MOSS: Virginia Adaları’nda 10 gün geçirdik. Cennet gibi bir yere gitmemiz için bize para ödenmesi fikri karşısında kayıtsız kalamazdık. Mario işini ciddiyetle yapardı, bu yüzden gitmeden birkaç gün önce kamerayı daha iyi kullanmayı öğrenmek için dersler aldı. Profesyonel fotoğrafçı olarak ilk işiydi. Vardığımızda ev, film ve video bantlarıyla doluydu, hemen işe koyulduk. Mario filme almak için beni her yerde takip ediyordu. Benim tek isteğimse beni rahat bırakmasıydı. İkimiz de çok gençtik ve harika vakit geçirmiştik. O fotoğraflar başarının ilk adımları oldu ama ne yaptığımızın pek farkında değildik. Hatta o zamanlar hiçbir değeri olmadığını düşünüyorduk.

“NORMAL BİR HAYAT YAŞAMIYORUM”

 ELLE: Aklınızda o günlerden hiç ilginç bir anı kaldı mı?

Kate: Her şeyi dün gibi hatırlıyorum. Durmadan fotoğraf çekiyorduk, çok çalıştık. Mario’nun kullandığı da koku da hafızamda; The Body Shop’tan White Musk sürmüştü. Bana en inanılmaz gelen kısmı 25 yıl sonra aynı kampanyada tekrar çalışmamız için bizi aramaları, hatta bunun için bize yine para ödemeleri. En iyi tarafı, Mario’yla tekrar bir araya gelmek.

ELLE: Eğer sizden onunla yeni bir proje için uzaklarda bir yerde tekrar bir eve kapanman istenilseydi bunu yapar mıydınız?

Kate: Kesinlikle! Normal bir hayat yaşamıyorum ki. Kabul etmeliyim ki benim için bunlar işimin bir parçası.

ELLE: Mutlu musunuz?

Kate: Evet. Mutluyum, neredeyse her zaman. Ya da en azından mutlu olmaya çalışıyorum, bunu deniyorum. Aslında mutlulukla kafayı bozmayı bıraktım. Sürekli onun peşinde olma fikri yorucu. Hatta ona ulaşmak için yapmamız gereken şeylerle de ilgilenmeyi bıraktım. Sadece varoluşa ve nasıl akacağına izin vermemiz gerekiyor. Tabii ki benim başıma da kötü şeyler geliyor. Hayat böyle bir şey. Sürekli mutlu olamazsın ama olumlu düşündüğün sürece olumlu şeyler daha sık gerçekleşir ve zaten gelecekte olacak şeyler her zaman daha iyidir.

ELLE: Kızınız Lila’nın mutluluğuna da çok takılmamış gibisiniz?

Kate: Artık takılmıyorum. Ona verebileceğim maksimum eğitimin onu özgür kılmak olduğunu biliyorum. Lila doğduğunda bir kız arkadaşımın annesinin bana verdiği en iyi tavsiye şuydu: “Eğer bir gün kızın kapıya bir tekme atarsa ona bir dahaki sefere kapıya daha hızlı vurmasını söyle.” Keşke bana da böyle davransalardı, ne güzel olurdu. Bunun anlamı, kızım canı ne isterse yapsın değil tabii ki. Bazen ona sınır koymaktan başka çarem kalmıyor, özellikle de 15 yaşına basmak üzere olduğu şu günlerde.

ELLE: Günümüzün en büyük ikonlarından birisin. Bu durum karşısında bir sorumluluk hissediyor musun?

Kate: Hiçbir sorumluluk hissetmiyorum. Eğer omuzlarında bu ağırlığı taşırsan özgür olmayı bırakırsın. Evet, kızım benim sorumluluğum, doğal olarak öyle ama onun hareketlerinden ben sorumlu olamam.

2017 Versace Defilesi

“BU SENİN İÇİN GIANNI”

Defile bittiği anda şöyle bir ses duyuldu: “Bu senin için Gianni.” Sonra George Michael’ın “Freedom” şarkısı eşliğinde Carla Bruni, Claudia Schiffer, Naomi Campbell, Cindy Crawford ve Helena Christensen, Versace 2018 ilkbahar-yaz koleksiyonu için podyumda belirdi. İşte o noktada efsane olacak bir ana şahitlik ettiğimizi biliyorduk. 1997 yılındaki o anı tekrar canlandırmak ve gözü yaşlı Donatella Versace’nin kaybettiği kardeşi Gianni’yi anmak için gerçekleştirdiği şov, moda tarihinin unutulmazı olarak kayıtlara geçti. Şimdi biraz geçmişe gidelim. “Trinity” diye lakap takılan, modellik algısını tamamen değiştiren üç yakın arkadaş Naomi, Linda ve Christy, kendilerine has tavırları ve güzellikleriyle her tasarımcının, her modaevinin peşinde olduğu isimlerdi. Tasarımcıların onları kampanyalarına çıkarabilmek için önlerine serdikleri paraların haddi hesabı olmazdı. Daha sonra aralarına katılan üç modelle birlikte gruplarını büyüttüler. Bugün onları tanıdığımız son hallerini aldılar ve moda dünyasının tanımladığı gibi “The Big Six” oldular: Naomi, Linda ve Christy’ye Claudia Schiffer, Cindy Crawford ve son olarak katılan Kate Moss. Bu kadınlar bir dönemi, yani 90’ları tanımlayan kült isimlere dönüştüler. Gerçek dışı güzellikleri, hayatları ve kazandıkları paralarla bu dünyaya ait değilmiş gibi görünen bu modeller, biz yenilerine heyecanlanırken (Kaia Gerber, Adwoa Aboah, Karlie Kloss, Kendall Jenner, Gigi ve Bella Hadid), hiçbir yere kaybolmadıklarını hatırlatmak ister gibi küllerinden doğdular. Donatella Versace’nin yaptığı bu hamle öyle doğru ve zamanında atılmış bir adımdı ki, yıllar sonra bu anı hatırladığımızda ne kadar efsanevi olduğunu daha iyi özümseyeceğiz. Peki ama Versace defilesi ve modelleri neden bu kadar olay yarattı? 90’ların hakimiyeti altında var olan günümüz trendleri (crop top’lar, mom jean’ler, Matrix’i andıran güneş gözlükleri, choker’lar...), sokak fotoğrafları (Bella ve Kendall’ın giydiği her şey!), saç ve makyaj stilleri (selam size kahverengi mat dudaklar, kısacık “bob” saçlar) bizi yeniden etkisi altına alırken, o dönemi var eden insanların ortaya çıkması sevdiğimiz bir filmi yeniden izlemenin keyfini veriyor. Ne de olsa moda dediğimiz olgu yarattığı hislerden ibaret değil mi?


1995 yılında Claudia Schiffer 12 milyon dolar gelir elde ederek, bir modelin Hollywood yıldızlarından bile fazla kazanabileceğini ispatladı. Michael Kors’un Cindy Crawford için söylediği şu sözlerse kazandıkları paralardan çok daha önemli oldu: “Cindy, seksi Amerikan kızı algısını tamamen değiştirdi ve esmerlerin de fazlasıyla çekici ve zeki olabileceklerini gösterdi.” “Günde 10 bin dolardan aşağı kazanacaksak yataktan çıkmamıza değmez” diyen Linda çok konuşuldu. Kate Moss mu? O her zaman grubun asi ve yaramazı oldu.

Kate, her zaman takıntımız!

Ona en rock halinde de en “glam” halinde de bayılıyoruz! Kişisel stiliyle moda tarihinin eskimez ikonu, Kate Moss her zaman ilham vermeye devam edecek gibi görünüyor.




YAZI: Serli Gazer Boyacı

ELLE, Kasım 2017 sayısından alınmıştır.