TAM CİDDİ OLACAĞIM BİR GÜLME GELİYOR

Son ciddiyet bükücüler... Desem çok mu saçma olur? Ama öyleler. Ciddi bakın diyoruz, gülüyorlar. Bir durun diyoruz, zıplıyorlar. Karşınızda süper duo Gupse Özay & Merve Dizdar.

Bakın bu yazıya şöyle de başlayabilirdim... Gri bir İstanbul gününde Gupse Özay ve Merve Dizdar’la Maslak’ın kaotik sokaklarından birinde bulunan stüdyoda buluşuyoruz. Hava kapalı, karanlık. Stüdyonun siyah kapısı kadar iç karartıcı. Buluştuğumuzda onlar yuvarlak masada oturmuş kahvaltı ediyorlardı. İçerinin havası dışarının panzehiri sanki. Neşeli, aydınlık. Gupse ve Merve’nin kahvesi, tıpkı yüzleri gibi sadeydi. Makyajsız, sade... Daha fazla devam edemeyeceğim, onlara hiç uygun bir giriş yazısı olmadı. 

Onlara ne giderdi biliyor musunuz? Birlikte bir stand-up şov yapmaları. Bu gerçek olsaydı, ilk bölüm neyle ilgili olurdu? “Gülmemeniz gereken yerlerde gülüp, düştüğünüz o duruma daha çok gülmenin stresi... Merve’yle yaşadığımız tam olarak bu. Gülmeden duramıyoruz” diyor Gupse. Merve ise kendisini tamamen ona teslim ediyor. “Tek bildiğim sürekli gülecek olmam. Gupse’ye baktığım an gülüyorum, ciddi kalamıyorum yani. Çok yetenekli ve zeki o yüzden ben Gupse’ye uyarım. Ne yapıyorsa iyi yapar.” Aralarında dostluğa, güvene ve eğlenceye dayalı bir ilişki var. 31 Ocak’ta vizyona giren Eltilerin Savaşı’ndaysa tam tersi iki kişiyi canlandırıyorlar. Sonunda dayanışmaya bağlansa da iki kadının bitmek bilmeyen yarışını izlemeye hazır olun. Sahi kadınlar birbirlerinin dostu mu düşmanı mı? “Düşman olmak kolay. Ama dostluk becerilirse hayat daha kolay. Yani rekabete kapılıp, hırs ve yenme duygusuyla yaşamak yerine, birbirine destek olmayı seçmek önemli. Eltilikle ilgili deyimler genelde negatif. Bu değişebilir. O yüzden ‘eltim kız kardeşim’ vurgusunu önemsiyoruz filmde. Kadınlar birbirinin kurdu değil dostu olmalı” diyor Gupse. Merve’yse olaya optimist bir açıdan yaklaşıyor ve sorunun cevabını “dost” olarak vermek istiyor. Böyle olması gerektiğine inanıyor. Daha da güzeli kadın-erkek diye ayırmak istemiyor. “Dost olamasak bile birbirimize saygı göstermeliyiz. Birbirimizle uğraşmasak, sevmeye, anlamaya çalışsak ne güzel olur. Filmimiz de tüm bu duyguları içinde barındırıyor. Hayat kısa. Birbirimizi sevelim gitsin. En güzeli bu.”

Ceket, ŧ18.950, Pantolon, ŧ7950, ikisi de ALEXANDER MCQUEEN/ BEYMEN, Şeffaf korse, ŧ290, Taşlı kolye, ŧ 230, ikisi de AYBİKE KARAYEL, İnci ve taş detaylı küpe, ŧ 2275, WANDERING/ V2K, Krem çizme, ŧ 2500, MUSE FOR ALL

Zebra desenli ceket, ŧ6000, CEREN OCAK, Beyaz pantolon, ŧ 2999, ACADEMIA, Gözlük, ŧ 2475, LOEWE/ DOĞAN OPTİK, Küpe, ŧ 795, MER’S, Kemer, ŧ 520, MANC, Terlik, ŧ 6250, BALENCIAGA/ BEYMEN

2020 YILINDA GÜÇLÜ OLMAK NE DEMEK?

Kamera karşısında zıplıyor, kahkaha atıyorlar ama oturup konuştuğumuzda derin meselelere de el atıyorlar. Mesela yeni nesil feminizm hakkında ne düşündüklerini soruyorum. İkisinin de yanıtı ortak, erkek-kadın diye ayırmak istemiyorlar. Rollerin paylaşılması gerektiğini düşünüyorlar. Güçler birleşince verimin çoğaldığının farkındalar. Güç demişken Gupse korkusuzluktan, toplum kurallarından ve erkek dominantlığına karşı durmaktan, üretmekten, hayır demekten korkmayan kadınları güçlü buluyor. Merve ise 2020 yılında güçlü olmayı şöyle özetliyor. “Kimseye muhtaç olmamak benim dikkat etmeye çalıştığım şey. Bu ihtiyacım olmadığı için değil. Birbirimize elbette ihtiyacımız var. Birlik olmaya, dayanışmaya. Ama yokuş aşağı indiğimde de kendime yetebilmeliyim. İşler ters gittiğinde korkmamalıyım. Yalnız kalmaktan korkmamalıyım. Güçlü olmak bu yüzden çok önemli. Takılıp düşüyor olabiliriz, aklımız bazen bir karış havada olabilir, sürekli zıplıyor, kalpler, gülücükler saçıyor olabiliriz. Ama biz yere sağlam basmayı da çok iyi biliriz. Tekrar ayağa kalkmamız gerektiğinde, kendi kendimize en iyi şekilde kalkarız.”

Kendisini 3. şahıs şizofrenliğinde anlatanlara bayılıyorum. Psikolojiye acayip meraklı olan Gupse de kendi retrospektifini tabii ki böyle yaptı. “Gupse Özay çocukluğundan beri gülmeyi ve güldürmeyi seçen biri olmuş. Sinema okudu. Ama reklam yazarlığı yaparken ilkokulda kendi yazdığı skeci oynadığını ve sınıfı güldürdüğü anı hatırladı ve kariyer olarak buna yöneldi. Hiç bıkmadan usanmadan çalıştı. Biraz da abarttı ama değdi. Sevdiği işi yapmaktan dolayı çok mutlu. Ama kendini şaşırtmayı da çok seviyor. Bundan sonra kendisine yapacağı sürprizleri merakla bekliyor. Garip bir kız.” Oyunculuk da bir delilik hali sanki... “Deliliği nasıl anladığınla ilgili. Delilere göre de deli olmayan insanlar deli. Ben oyunculuğu harika bir taklit yeteneği olarak görürüm. Karakterleri, tipleri, beden dilini, duyguları taklit etmek. Bazen iyi bir gözlemci olarak başkasının üzüldüğü anı taklit edersin, bazen de kendi üzüldüğün bir anı hatırlar onu taklit edersin. Komedi de öyle. İyi gözlemcilik delilikse onu bilemem.” Merve’de işler değişiyor. Oyunculuğun bir delilik hali olduğuna emin. “Bence delilik. Çok zor bir meslek. Her iş gibi. Detayları var. İncelikleri var. Ben uçurumdan atlamak gerektiğine inanıyorum. Güvenli alanda kalmayı tercih edebiliyoruz çoğu zaman ama asıl oradan çıkınca başlıyor kendini tanımak, geliştirmek. Oyunculuk da bence tam böyle bir şey. Kendimi geliştirmek, daha neler yapabilirim onu görmek için ben o uçurumdan atlarım. Artık parçalara mı bölünürüm, hafif mi atlatırım bilmiyorum. Ama tekrar toparlanmak, bilincimi temizlemek için mutlaka risk almayı tercih ederim. Çok çalışınca ama şimdi ama sonra mutlaka mükafatını alırsın. Buna çok inanıyorum.” Yutmak oyunun da canlandırdığı trans karakter onun bir nevi güvenli alanından çıkmasına ve kendisini zorlamasına neden olmuş.

Gupse: Rugan tulum, ŧ1950, MYBESTFRIENDS, Zincir kolye, ŧ 225, Kilit detaylı zincir kolye, ŧ 325, ZYGIELLE/ VAKKORAMA, Krem çizme, ŧ 2500, MUSE FOR ALL

Merve: Crop blazer ceket, ŧ 1845, SYLVIAN HETCH/ VAKKORAMA, Rugan pantolon, ŧ 719, NISSE, Şeffaf pileksi küpe, ŧ 150, TODO DESIGN, Süet çizme, ŧ 7045, LE SILLA/ VAKKO

Sandalye, ŧ 1409, HAMM

ELBETTE İHTİYACIMIZ VAR. BİRLİK OLMAYA, DAYANIŞMAYA. AMA YOKUŞ AŞAĞI İNDİĞİMDE DE KENDİME YETEBİLMELİYİM.

–MERVE DİZDAR

KUANTUM FİZİĞİ, UZAY GEMİLERİ VE GÜZELLİK

Hayatla derdi olan iki kadın var karşımda. İnsanları güldürmenin yanı sıra birçok konuda farkındalık yaratmak istiyorlar. Mesela Gupse’nin anne ve babası sıkı birer aktivist. Damarlarındaki bu haksızlığa karşı çıkma hali genetik. Kediye, kuşa, ağaca, insana fark etmiyor... “Haksızlıkla sonuna kadar mücadele ederim. Ailemden, hiçbir şeyden korkmamayı öğrendim. Bir çocuğa verilecek en iyi öğütlerden biri bu.” Ne istediğini bilen ve ayakları yere sıkı sıkı basan bir kadın olmasının ötesinde, bir çocuğunki kadar geniş hayal gücüne de sahip. “Beni en çok ne heyecanlandırır biliyor musun? Bir sabah uyandığımda dünyada birçok ülkenin hava sahasında bir uzay gemisinin bekliyor olduğunu görmek.” Mesela siz Gupse’nin uzaya epey meraklı olduğunu biliyor muydunuz? Gerçi beyninin matematik bölümünü biraz da çalıştırmak istermiş. “Kuantum fiziğini tahtaya matematik dilinde yazmak isterdim ha ha.” O kuantum fiziğini anlamaya çalışırken, Türkiye Gupse’nin güzel mi çirkin mi olduğunu çözmeye çalışıyor. Şimdi hepimiz sakin olalım arkadaşlar. Gupse gerçekten güzel bir kadın. Barbie bebek güzelliğinden bahsetmiyoruz zaten yeni dünyada güzellik kavramı da iyice değişmedi mi? “Güzellik benim için gülmek, gülerken gözlerinin içi gülmek demek. Gerçekten gülmeyi insanlara çok yakıştırıyorum. Bir de güzellik yerine çekiciliği tercih ederim. Bir yeteneğin de çekicidir, bir fikrin de, belki tarzın çekicidir veya mizahın. Yani güzellik günümüzde algılanış biçimiyle sadece şekilden ibaret. Saçı şöyle,gözü şöyle, makyajı böyle, memesi şöyle... Güzel olmaya çabalayan değil de, umurunda olmadan çekici olan insanları daha önemserim o yüzden.” Çekimin konsepti her ikisini de olduğu gibi yansıtmaktı, o yüzden neredeyse yok denecek kadar az makyaj var yüzlerinde. Merve’nin de kendisini en güzel bulduğu bu anlar; makyajsız halleri. “Bence güzellik kendinle ilgili. Makyajla, kıyafetle değil. Ama tabii bu benim fikrim. İnsan kendini nasıl iyi hissediyorsa onu yapmalı çünkü o zaman güzel oluyorsun. Enerji meselesi.” Başka kadınlardan, çalışan ve üreten insanlardan, doğadan beslenen ve üreten iki güçlü ve güzel kadın Gupse ve Merve. Hayal kurmaktan asla vazgeçmeyen, hayatlarını normallik ve delilik sınırlarında süper eğlenceli yaşayan. Merve hayatta iyi olabilmenin, insan olabilmenin peşinde. Gupse, ölürken gözünün önünden geçen her ana âşık olmanın... “Şu an hayallerimin tam göbeğindeyim. Sonrasını bilmiyorum” diyor Merve. “Bilmemek iyi zaten, en güzeli ‘şu an’...”

Mavi peluş palto, ŧ1547,50, RESUME/ V2K, Taşlı küpe, ŧ2195, WANDERING/ V2K


Leopar ceket, ŧ7500, MUSE FOR ALL, Gözlük, ŧ2475, LOEWE/ DOĞAN OPTİK, Küpe, moda editörüne ait, Yuvarlak formlu yüzük, ŧ 495, Kare formlu yüzük, ŧ 695, ikisi de MER’S, Ayakkabı, ŧ 6450, BOTTEGA VENETA/ BEYMEN


3 SORU, 3 CEVAP

Oyuncu, yönetmen, yazar olmasanız ne olurdunuz?

G.Ö.: Psikolog veya psikiyatr. Tur rehberi de olabilirdim. Sanırım içinde farklı insan tipleriyle ilişki halinde olunan her mesleği severdim. Şimdi de çaktırmadan onu yapıyorum aslında; farklı tipte insanları oynuyorum.

M.D.: Ya çok iyi bir dansçı ya da çok iyi bir ses sanatçısı olmak isterdim. İyi ki oyuncu olmuşum orası ayrı ama sanatın her alanını çok seviyorum.

Sıradan bir gününüz nasıl geçiyor?

G.Ö.: Uzun yıllar müthiş bir sosyallikten sonra ev insanı oldum. Evde üretmeyi seviyorum. Senaryo, kitap, animasyon, resim... Her zaman gün içinde yapılacaklar listem vardır. Üretmek beni iyi hissettiriyor. O yüzden yürüyüş yapmak, hayvanlarımı (çocuklarımı) sevmek, evde çalışmak, keyifle yemek yapmak ve beynimi yorduysam günü kafa dağıtan bir bilimkurgu filmi veya dizisiyle bitirmek en özet halim diyebilirim.

M.D.: Boşsam arkadaşlarımla da görüşmeyeceksem genelde evde olurum. İşlerimi hallederim. Kedimle zaman geçiririm. Dizi, film ve uyku keyfi yaparım. Yalnızlıktan çok nadir sıkılırım. Sevgilim de boşsa bu saydıklarımı beraber yaparız. Birbirimize çok benziyoruz bazı konularda, o yüzden çok rahatız. Sıradan günleri seviyorum yani. Yoğun günler için hazırlık oluyor.

Bugüne kadar sorulmasını beklediğiniz ama asla sorulmayan soru?

G.Ö.: Sizi en çok ne heyecanlandırır? Yanıtı da şu: Sabah uyandığımda dünyada birçok ülkenin hava sahasında bir uzay gemisinin bekliyor olduğunu görmek beni heyecanlandırırdı.

M.D.: Bilmiyorum gerçekten. Ben çok konuşabilen biri değilim. Yani tatlıyımdır, sohbet ederim ama sorular karşısında hiç iyi değilim. Sohbet ederim dedim ama daha çok dinlerim sanırım. Yakınlarım dışında herkesi dinlemeyi tercih ederim evet. O yüzden beklediğim bir soru yok.

HAKSIZLIKLA SONUNA KADAR MÜCADELE EDERİM. AİLEMDEN, HİÇBİR ŞEYDEN KORKMAMAYI ÖĞRENDİM. BİR ÇOCUĞA VERİLECEK EN İYİ ÖĞÜTLERDEN BİRİ BU.

–GUPSE ÖZAY

Kazayağı desenli elbise, ŧ1250, CUP OF STARS, Kolye, 800 €, MONIES, Terlik, ŧ6250, BALENCIAGA/ BEYMEN

FOTOĞRAF: MERT ERSİN TERLİKSİZ

MODA EDITÖRÜ: ASLI ASİL 

YAZI: SERLİ GAZER BOYACI

Saç: Engin Çakmak 

Makyaj: Bedirhan Aydın 

Moda Editörü Asistanı: Seda Desovalı 

Fotoğraf Asistanı: Emre Yılmaz

ELLE Şubat sayısından alınmıştır.