Afiyetle Diyet

Diyet listelerinin esiri mi oldunuz?

Kadın-erkek, küçük-büyük demeden bütün herkesin kilo konusunda şikayeti var. Ve bu şikayetler özellikle mevsim dönümlerinde artış gösteriyor.  Peki diyet konusunda nelere dikkat etmek gerekiyor? Diyet yapıp tekrar kilo almayı engellemek için hangi detaylara önem vermek şart? İşte bütün bunların cevabını Uzman Diyetisyen Dilara Koçak “Afiyetle Diyet” isimli kitabında açıklıyor.

ELLE: Yeni kitabınız “Afiyetle Diyet“ hangi konuları içeriyor? Okuyanlar hangi sorularına cevap bulabilecekler?
Uzm. Dyt. DİLA­RA KO­ÇAK: 
Di­yet la­fı ar­tık çok sı­kı­cı ol­ma­ya baş­la­dı. As­lın­da ki­ta­bın is­mi­ni “Di­yet Yap­ma Sı­kı­lır­sın” di­ye dü­şün­müş­tüm da­ha son­ra “Afi­yet­le Di­yet” da­ha çok be­ğe­nil­di ve de­ğiş­tir­dik. Çün­kü in­san­lar di­yet ya­pıp tek­rar ki­lo al­mak­tan sı­kıl­dı. Ben bu nok­ta­da ye­ni bir ba­kış açı­sı ya­rat­mak is­ti­yo­rum. Ki­ta­bı oku­yan­lar “Di­yet­ten vaz­geç­me­nin se­bep­le­ri ne­dir?”  “Bu ko­nu­da ne yap­ma­lı?” “Di­yet lis­te­si­nin esi­ri ol­ma­dan na­sıl ki­lo ve­ri­lir?” gi­bi so­ru­la­ra ce­vap bu­la­cak­lar. Ki­tap bi­raz di­ye­tin psi­ko­lo­ji­si ile il­gi­li.
Uzun yıl­lar­dır bes­len­me ve di­yet uz­ma­nı­yım. Şim­di­ye ka­dar çok bi­rey ile ça­lış­tım, bir kıs­mı çok ba­şa­rı­lı ol­du, ba­şa­rı­lı olan­lar “di­yet” ke­li­me­si ve “di­yet lis­te­si­ne” hap­sol­ma­dan bes­len­me­yi ye­ni ya­şam bi­çi­mi ola­rak ka­bul eden­ler­di. Ba­şa­rı­lı ola­ma­yan­la­rın vaz­geç­me­le­ri­nin se­bep­le­ri fark­lıy­dı. Ben ki­tap­ta, vaz­geç­mek ke­li­me­si, di­yet­te ba­şa­rı­sız­lık ne­den­le­ri, di­yet yap­ma ama­cı üze­ri­ne odak­lan­mak gi­bi ko­nu­la­ra ağır­lık ver­dim. Çün­kü di­yet­te ba­şa­rı­sız­lık yok­tur, vaz­geç­mek var­dır. Bu yüz­den de­ği­şi­me odak­lan­mak ge­re­kir. Vaz­geç­me­yi en­di­şe, amaç­sız­lık, sı­nır­lan­mış­lık duy­gu­su, mut­suz­luk bes­ler.

ELLE: Diyetten vazgeçildiğini ve bunun en önemli nokta olduğunu söylüyorsunuz. Peki diyetten ne zaman vazgeçiliyor?
Uzm.Dyt. D.K.:
Diyete başladıktan sonraki 1- 2 hafta motivasyonun en iyi olduğu dönem. Çünkü başlangıçtaki doğal heyecan, diyet yapan kişiyi motive etmeye yeterlidir. Ancak, genelde 2-3 hafta sonra, “yeni” yeme alışkanlığı her zamanki yaşam tarzıyla çatışmaya başlıyor, eğer kişi bu konuda hazırlıklı değilse, diyete devam etme arzusu giderek solmaya başlıyor 3. haftadan sonra kilo verme hızı yavaşlayabilir hatta bazen durabilir bu duruma önceden hazırlanmamış birey bu dönemde ilk haftalardaki heyecanını da yitirmiş olması nedeniyle kopma noktasına gelebiliyor. İşte bu dönemde birey uyguladığı diyeti, sahip olacağı sağlıklı yaşama vize olarak görmek yerine, bir “engel”, bir “yük” olarak görmeye başlıyor. Diyet programı yapmayı istediği bir şey değil, yapmaya “mecbur” olduğu bir şey haline geliyor. Bu durum maalesef diyet yapan kişilerin karşılaştığı ilk büyük duygusal problem ve vazgeçme sebebi. Bu konuya bireyi psikolojik olarak önceden hazırlamak gerekiyor.

ELLE: Pazartesi diyete başlayıp Salı vazgeçenler konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Uzm.Dyt. D.K.: 
Ben diyet listesi yerine bu duruma “yeni yaşam biçimi” diye bakılmasını öneriyorum. Diyet kelimesi kişide sınırlanmışlık ve mahrumiyet duygusu yaratıyor. Üstelik amaç diyet yapmak olursa diyet bitince beynimiz ve duygularımız “Tamam amacıma ulaştım, kilo verdim, diyet bitti. Şimdi yemeye başlayabilirim” sinyali ile devam ediyor. Bu yüzden de diyet listesinin esiri gibi davranıp kilo verenler sonra verdikleri kiloyu geri alıyor. Bu yüzden kitap içinde amaç bulma çalışmasının önemi anlatılıyor. Doğru amacı bulmak lazım. Bunun yolları kitap içinde var, aksi takdirde diyet hep Pazartesi başlar ve Salı biter.
Zayıflık takıntısı insanları strese sokuyor ve kesinlikle anlamsız bir stres kaynağı yaratıyor bu kelime. Ben bu yüzden mümkün olduğunca “diyet “ ve “zayıflık” kelimelerini kullanmamaya çalışıyorum. Herkes ince olmak zorunda değil, önemli olan mutlu ve sağlıklı kiloda olabilmek. İnce olmak sağlığın tek başına göstergesi olamaz. Keyifli ve mutlu bir hayat, sosyal alışkanlıklar da sağlığın önemli bir parçası.

ELLE: Kitabın kapağında makarna yerken fotoğrafınız var buradaki mesaj nedir?
Uzm.Dyt. D.K.: 
Kitabın içinde benim hikayelerim var. Ben kebapçıya veya mantıcıya gittiğimde ne yapıyorum, sushi seviyorum, çikolata yiyorum ama o gün veya ertesi gün nasıl davranıyorum. Kitabın ansiklopedik bir başucu kitabı olmayıp roman gibi okunabilecek akışta ve hayatın içinden hikayelerle olmasına dikkat ettim. Obez bireyler ve ileri derecede şişman olanlar için bu durum ciddi bir ekip tedavisi gerektirir veya şeker, böbrek hastalığı, gut hastalığı gibi diyette belli sınırlamalar şart olan insanlar için “diyet” ke­li­me­si has­sa­si­yet­le öne­mi­ni ko­ru­mak­ta­dır. Ama ben bi­raz ki­lo faz­la­sı olan­lar için, so­nu ol­ma­yan, ya­rım kal­mış de­ğil, so­nuç alı­nan bir di­yet yol­cu­lu­ğu baş­lat­mak is­ti­yo­rum. Çün­kü ufak bir faz­la­lık için baş­la­nı­lan yan­lış di­yet ve yön­len­dir­me, ki­şi­yi ömür bo­yu pen­çe­si­ne ta­kıl­dı­ğı bir sap­lan­tı­ya gö­tü­re­bi­li­yor.

ELLE: Diyet kelimesine çok sık rastlıyoruz ama dünya şişmanlamaya devam ediyor. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uzm.Dyt. D.K.: 
Aslında yapılan bir çalışmaya göre gerçekten diyet yapanların sayısı son 16 yıldır en düşük seviyede, yani bundan 16 yıl önce insanlar daha fazla ve bu işi ciddiye alarak diyet yapıyordu. Oysa şimdi diyet yapma fikri çok yaygın ama bu çaba sadece dile getirmekle kalıyor. Diyet yapmayı ciddiye alıp başarılı olanların sayısı çok az. Diyet kelimesi ve diyet listeleri artık insanlara sıkıcı geliyor. Restoranlar, gıda firmaları, sürekli diyet çeşitleri ve yeni uygulamalar üzerinde sürekli çalışıyor. Hepsi tüketiciye diyet ürünlerini beğendirme yarışındalar. Tüketim ve satış miktarlarında da artış var ama sanki diyet yemek ve diyet ürüne yönelmek bir trend halini aldı ve gerçek amacından uzaklaştı.

ELLE: Gazetelerde her gün çeşitli diyet önerileri çıkıyor. Sizce bu tip haberler ne kadar doğru? Her diyet listesi herkese uyar mı? Şok diyetler etkili mi?
Uzm.Dyt. D.K.: 
Bi­rey­ler kı­sa sü­re­de hız­lı ki­lo ver­me ar­zu­sun­da ol­duk­la­rın­dan, dü­şük ka­lo­ri­li, ge­nel­de pro­te­in ağır­lık­lı kı­sa sü­re­li uy­gu­la­nan sağ­lık­sız prog­ram­lar di­li­mi­ze şok di­yet ola­rak yer­leş­ti. Bu tür di­yet­ler kı­sa sü­re­li so­nuç­lar ve­rir ve sağ­lık­sız­dır. Bunların uzun sü­re­li uy­gu­lan­ma­sı me­ta­bo­liz­ma­da ka­lı­cı ha­sar ya­ra­tır ve bi­rey sü­rek­li ki­lo alıp ver­me tu­za­ğı­nın içi­ne dü­şe­bi­lir. Her gün kon­trol­den bi­raz da­ha çı­kan za­yıf­la­ma sek­tö­rün­de ba­zı bi­rey­ler ki­lo kay­bet­me he­ve­siy­le sağ­lı­ğı­nı bi­le kay­be­de­bi­li­yor. Her tür­lü yo­lu de­ne­me­ye ha­zır olan­lar “Di­ye­te­tik” li­san­sı ol­ma­ma­sı­na rağ­men “Di­ye­tis­yen” ün­va­nı kul­la­nan ki­şi­le­re mu­ci­ze­vi bek­len­ti­ler­le hız­lı ki­lo ver­mek uğ­ru­na avuç avuç pa­ra har­cı­yor.
Bi­raz ke­kik su­yu, bi­raz li­mon ve sa­rım­sak ve­ya sa­bah içi­len sı­cak su gi­bi çö­züm­ler­den me­det umu­lu­yor. Ki­lo ver­mek uğ­ru­na in­san­lar her tür­lü yo­lu de­ne­me­ye ha­zır­lar. Ba­ğır­sak­la­rı­nı yı­ka­tan in­san­lar ol­du­ğu gi­bi gün­ler­ce sı­vı bes­le­nen­ler bi­le var. Ne­den bu­nu ya­pı­yor­sun so­ru­su­na ve­ri­len ce­vap ise ge­nel­de şöy­le: “be­de­ni­min iyi­li­ği için” ve­ya “sağ­lık­lı ol­mak için”. Oy­sa acı çek­mek, aç kal­mak, sı­kıl­mak, mut­suz ol­mak, si­nir­li ol­mak be­de­ni­ni­ze ne ka­dar iyi­lik ge­ti­rir dü­şün­mek la­zım. Her bi­rey ken­di bes­len­me çö­zü­mü­nü bul­ma­lı, di­yet çö­züm ola­maz.