Forma Girerken Dikkat!

İncelme ve kilo verme konusunda herkesin çeşitli kaygıları var.

Diyeti yaşam tarzı haline getirdiğimiz zaman fazla kiloların düzenli bir şekilde azaldığını biliyoruz.

Dikkatli yapılan bir diyet ve çeşitli cihazlardan alınan destekle Dr.

Ahmet Karaçam'a göre kısa sürede forma girmek çok da hayal değil. ELLE: Genel olarak diyetle ilgili şöyle bir kanı vardır; diyet bir dönemdir, yapılır, biter. Sonrasında kişi yeniden eski alışkanlıklarına geri döner. Oysa siz bu konuda oldukça kesin konuşuyorsunuz ve bunun bir dönem olarak değil bir yaşam tarzına geçiş olarak görülmesinin altını çiziyorsunuz. Ama gördüğümüz kadarıyla bunu başarmak hiç kolay değil. Sizin bununla ilgili tavrınız nasıl?
DR. AHMET KARAÇAM:
Temelde bunun yaşam tarzı olmasını istiyoruz. Tabii, bunu yaparken kişinin beslenme alışkanlıklarını göz önünde bulunduruyoruz. Bir bölümünde gerçekten de beslenme alışkanlıkları ciddi olarak bozuk. Onlarda tarz değiştirmekte zorlandığımızı itiraf etmeliyim. Gerek her hastamda belli süreler uyguladığım kol bandı, gerekse içinde bulundukları özel durum, hele hele kan tahlil tablosunda karşılaştıklarımız yeterince ikna edici oluyor. Tablolarda yakaladıklarımı bir şekilde itici güç olarak kullanıyorum. Zaten LifePlus'a “aman!” diyerek gelenler çoğunlukta olduğu için bir ölçüde rahat başlıyoruz esasında.
ELLE: Bu durumda bir şekilde her şey beyinde başlıyor desek yanlış olmaz herhalde.
Dr. A.K:
Şüphesiz. Maalesef her şey kişinin beyninde bitiyor. Direnç göstermezlerse yavaş yavaş da olsa bir şey oluşturuyoruz kafada. Bir bölümü çok hazırlıklı geliyor, onlarla sorun yaşanmıyor, bir iki günlük bir adaptasyon süreci dışında. Ama birilerinin zoruyla - aile, eş dost ya da çevre baskısıyla - gelenlerde sorun yaşanabiliyor. İlk bir birbuçuk ayın sonunda onlar da ikna oluyorlar. Kilo vermeye, kemerleri kapanmaya, eski pantolonları olmaya başladığında hoşlarına gidiyor. Aynanın karşısında görsellik ve arkadaşlarının motivasyonu olunca bizim açımızdan da iş daha kolay halloluyor.
ELLE: Siz neler sunuyorsunuz mönülerde?
Dr. A.K:
Hepimizin çok kolay bulabildiği, alışveriş yaptığımız marketlerden temin edebileceğimiz temel ögelerden yola çıkıyorum. Kişi kahvaltıda ne yer, ne yemeli? Onları salık veriyorum. Özellikle hepimizin kahvaltısında mutlaka domates olmalı, çekirdeğindeki likopenin önemi büyük. Likopeni bir tablet olarak vermektense doğal yolla almak en güzeli. Onun dışında sofra, hem güzelliği hem de vitamin açısından yeşillik açısından zengin olmalı. Peyniri mümkün olduğunca tuzsuz ve yağsız olarak vermeye çalışıyorum. Ama peynirin doğasında var olan tuzu yok edemezsiniz. Dolayısıyla mevcudu kabullenmek durumundayız. Oradan protein ve kalsiyum alınıyor. Ayrıca mümkün olduğunca tahıl ekmek tüketilmeli. Çünkü rafine edilmiş unun yüksek glisemik değeri sıkıntı yaratabiliyor.
Dolayısıyla “ne kadar az işlenmişse o kadar iyidir” düşüncesiyle kepek, tahıllı, çavdar ekmekleri ön planda tutulmalı. Genelde her öğünde bir dilim ekmek yenmeli. Ama bazı insanların hiç ekmek yeme alışkanlığı yok. Onların da kahvaltı etmeleri konusunda ısrarcıyım. Doymamaları durumunda birer dilim ekmek eklemek faydalı. Yine mutlaka iki-ikibuçuk saatte bir ara öğün veriyorum. En rahat temin edilebilen ara öğün glisemik indeksi düşük olarak kabul ettiğimiz meyve. Yenilen bir meyve bile vücut açısından itici bir güç oluyor bir sonraki öğüne kadar. Sonradan oluşabilecek tatlı ve karbonhidrat ihtiyacını baskılıyor. Öğünlerde mutlaka ciddi olarak yemek yenilmesini istiyorum. Mesela, öğle yemeğinde kişisel olarak et öneriyorum. Kişinin kan tablosuna göre kırmızı ette ısrarcıyım. Çünkü folik asitten ve proteinden en zengin madde tartışmasız kırmızı et. Ama sürekli yenildiğinde LDD kolestrolü yükseltme sorunu olduğundan haftada iki gün vermeyi yeğliyorum. Geri kalan beş günü beyaz etler arasında dağıtmayı uygun görüyorum.
Bu ağırlıklı balık olursa - özellikle de somon - çok sevindirici. Balık, omega 3 ve omega 6 bakımından zengin. Onun dışında levrek, çupra, mevsimde ne varsa onlardan yenmeli. Ayrıca tavuk veya hindi ama mutlaka salatayla birlikte... Yine doymama durumunda tahıllı ekmek ideal. Öğlenden akşama doğru giderken aradaki süre bazen uzayabiliyor. Bu durumda bazen bir bazen iki ara veriyorum. Günü de birbuçuk-iki saate denk gelecek şekilde bölüyorum. .