Sağlıklı Çalışan Bir Vücut İçin Detox

Son yıllarda detoks terimini çok sık duymaya başladık.

Detoks, vücudumuzun dahili olarak toksinlerden arındırılmasıdır. Toksinlerin bir kısmı vücudumuz tarafından üretilir, bir kısmı ise dışardan vücuda nüfuz eder. Vücudumuz düzenli günlük fonksiyonlarından biri olarak toksin üretimini gerçekleştirir. Sistemimiz düzgün çalışıyorsa üretilen toksinler vücuttan atılır. Ne yazık ki, çok az kişinin vücudu mükemmele yakın olarak çalışmaktadır.
Dengesiz beslenme, hareketsizlik, aşırı stres ve suni yaşam koşulları metabolizmamızı yavaşlatarak vücudumuzun olması gerektiği şekilde çalışmasını engeller. Normalde vücudumuz toksinleri nötralize eder ve sistemden atar. Ama toksin seviyesi yükseldikçe ve metabolizma yavaşladıkça vücut sistemini tamamen toksinlerden arındıramaz.

SAĞLIKLI ÇALIŞAN BİR VÜCUT İÇİN DETOX
Çeşitli detoks yöntemleri olmakla birlikte sıkça uygulanan bir yöntem detoks diyetleridir. Bu diyetler sayesinde vücudumuzu kısım kısım toksinlerden arındırabiliriz. Ancak bu uzun ve zorlu bir süreçtir ve bilinçli yapılması gerekir. Yanlış uygulanan diyetlerin sonunda ciddi rahatsızlıklar gözlemlenebilir. İnsan vücudu, hem harici (ekzojen) kaynaklar hem de dahili (endojen) kaynaklar tarafından toksik hale gelir ya da kirlenir. Toksisitenin en yaygın harici geçiş yolu, soluma (sigara içme, hava kirliliği, diş amalgam dolguları, dağınık binalar), beslenme (gıdalardaki kimyasal kalıntılar, sudaki kimyasallar, ilaçlar), enjeksiyon (aşılamalar, grip iğneleri, dövmeler), emilim (sentetik kumaşlardan kimyasallar, boyalar, plastikler, pestisitler ve çimenlerin üstüne sıkılan kimyasal gübreler) ve ışınlamadır (tıbbi x-ray'ler, nükleer enerji santralleri, bomba denemeleri, uranyum madeni artıkları, cep telefonları, bilgisayar ekranları, televizyonlar, mikrodalga fırınlar, güç şebekeleri, radyo ve uydu iletimleri).
Toksisitenin dahili kaynakları, fermantasyon, arıtma, sindirilmeyen gıdalar, dehidratasyon, dengesiz beslenme, toksik düşünceler ve duygulardır. Bu endojen toksisite, aynı zamanda dengesiz beslenmeye katkıda bulunan ve sinir sistemine, bağışıklık sistemine ve enzim sistemlerine zarar vermek yoluyla sindirimi inhibe eden ekzojen toksinlerin etkilerinden de kaynaklanabilir.
ABD'de ticari üretimde kullanılmakta olan 70.000 adet kimyasal bulunmaktadır. EPA (Environmental Protection Agency - Çevre Koruma Örgütü) bunların 65.000 tanesini, insan sağlığına kesinlikle tehlikeli değilse de potansiyel olarak sınıflandırmıştır. Her hafta ABD'de 6.000'den fazla yeni kimyasal denenmektedir. Üç yüz bin kimyasalın kasıtlı olarak gıda maddelerine ve 700'den fazlasının da içme suyuna eklendiği belirtilmiştir. Gıda işleme ve depolaması sırasında, 10.000'den fazla diğer bileşen, yaygın olarak kullanılan pek çok gıdanın ayrılmaz bir parçası haline gelebilmektedir. Kimyasal toksisitenin önemli semptomlarından birinin, vücutta semptomların tüm çeşitlerini teşvik eden, bağışıklık fonksiyonunda çökme olduğu görülmektedir.
Diğer bir önemli semptom da, sinir sistemine ve nervosizme verilen hasardır. “Kötü alışkanlıklarımızı değiştirir değiştirmez, iyi bir sağlık ve parlayan bir refah ile hemen ödüllendirilmiyoruz. Çevremizdeki kimyasalların en yoğun olduğu gıdalar ve ilaçlar, vücudun kendi toksinlerinden kurtulması yeteneğini büyük ölçüde değiştirmektedir. Sıklıkla, sağlığın iyileşmesi ve diyetin düzeltilmesi, tatsız semptomlara neden olur. Gerçekten sağlığı arayan insanlar, eski rahat diyet modellerini ve alışkanlıklarını, iyi bir sağlık ile ödüllendirilmek için feda etmeye karar vermelidirler. Diyetlerini düzelttikten sonra, bazen çok daha kötü hissettiklerini (geçici olarak) fark etmeleri uzun sürmez. “Gerçekten bunu çekmek zorunda mıyım?” yaygın bir şikayettir. Çektiklerine, detoksifikasyon adı verilir. Kötü sağlık ve hastalık ilerleyicidir; bir gecede ortaya çıkmaz. İyi sağlık ve refah da ilerleyicidir; haftalar, aylar hatta yıllar sürebilir.