YÜKSELEN TÜRK CİLT BAKIM MARKASI: ROUIS NATURALS

Çok hızlı bir başarı yakalayarak birçok cilt bakımı düşkününün vazgeçemediği kült bakım ürününe dönüşen Roius Naturals SOS Balm’ın yaratıcısı Çağla Bingöl sorularımızı yanıtladı.

İlham verici, kadın başarısı öykülerini çok seviyoruz. Çağla Bingöl ile de bu sebeple bir araya geldik. Pandemi sürecinde kuruyan ellere de derman olmasıyla, kısa süre içinde birçok kişinin vazgeçilmezine dönüşen, Roius SOS Balm’ın yaratıcısı Çağla Bingöl, aynı zamanda Beymen’lerde de satılan Garage Organics markasının kurucularından. Şimdi ise su bazlı, tüm cilt tiplerine uygun Roius Naturals Hero Daily C vitaminli nemlendirici ile güzellik meraklılarının banyo dolaplarında...

Kendinden biraz bahseder misin, cilt bakımına düşkünlüğün nasıl başladı?

İtalya’da aldığım İletişim eğitimi sonrasında bir dönem İstanbul’da PR alanında çalıştım. Ardından Londra St. Martins’de moda yazarlığı üzerine ek bir eğitim gördüm. Sonra iletişimin daha ziyade moda, sanat ve kozmetik alanına kaydım diyebilirim. Estee Lauder Companies bünyesinde bulunan M.A.C Kozmetik’te iletişim müdürü olarak çalışmaya başlayana kadar cilt bakımı ile aram çok sıcak değildi. Ablamın bana önerdiği ürünleri (neyse ki onun çok bilgili olması yönünden şanslıydım) çoğu zaman kullanırdım. Bu makyaj için de geçerliydi. Makyajla sonraki yıllarda da pek bir yakınlığım olmadı ama iyi kullanan birinin elinde son derece güçlü bir silah olması ile beni her zaman büyülemiştir. Cilt bakımı ise doğru yapıldığı zaman insana kendini çok iyi hissetirebilen bir şey. Eğer o iyi hazırlanmış tual yoksa makyaj da iyi durmuyor. Ben cilt bakımının başardığı duru güzelliği sevdim. Bunun için de az ama öz, sağlıklı ve dürüst ürün serilerini yaratmanın hayali kurarak bu yola çıktım. Zaten eşim Ufuk da benim bu planlarımdan daha önce sağlıklı ve organik kozmetik ürünlerini yurtdışından getirmeye başlamıştı. Firması Niş Kozmetik, organik trendini Türkiye’de ilk duyuranlardan biri olarak Fransa ve Amerika’dan sertifikalı markaları eczane kanalına getiriyordu. Bir de ortağım Ahmet Çoban ile Garage Organics adında bir saç bakım markamız var. Onu da hem Garage Hair Repair Salonlarında, hem Beymen’lerde hem de kendi alışveriş sitesinde satışa sunuyoruz. 

Roius senin için ne ifade ediyor, markayı oluştururken neleri önemsedin?

Roius Naturals markasını yaratırken laf kalabalığından uzak, gerçekten vaadini yapan, dürüst, sağlıklı ürünler üretmek hayalini kurduk. Japonların tasarım mantığında fonksiyona faydası olmayan hiçbir fazla detaya, süse yer yoktur. Ben de bu felsefeyi kendime örnek aldım. Bu anlamda cilt bakımında önemi yeni yeni anlaşılmaya başlayan aktif içerik kullanımına da öncelik tanıdık. Mesela asitler, enzimler, vitaminler gibi. Bir de önceden biz de sadece en doğalın peşindeydik. Ama işin formül tarafına iyice konsantre olunca anladık ki bazen sadece doğal içeriklerle olmuyor. Ayrıca “green washing” politikası ile olmaması gereken boyutta bir korku yaratıldı. Bu da farklı bir pazarlama yoluydu tabii. İnsanlara bazı çok gerekli kimyasallar “parabenler” adı altında çok yanlış anlatıldı. Biz sadece gerçekten toksik olan içeriklere yer vermiyoruz ama gerekli olan kimyasalların da kullanılmasından yanayız. Bunu da yeni misyon olarak insanlara anlatmaya çalışıyoruz. 

SOS Balm kısa sürede vazgeçilmez bir ürün oldu. Ürünü biraz anlatır mısın?

SOS Balm çok enteresan bir ürün oldu gerçekten. Her markanın böyle kültleşecek bir ürüne ihtiyacı vardır. Biz de ilk ürünümüz böylesine güçlü bir formül olsun istedik. Bu ürün her an elinizin altında bulunması gereken bir merhem aslında. Özellikle annelerin elinin altında. Küçük yara-berelere, yanıklara, kaşıntılara, alerjilere, egzamaya, kuruluklara, ağır pişiklere kullanılıyor. Hasar görmüş alanı hemen rahatlatıyor, acısını kaşıntısını alıyor. Sonra üzerini dış etkenlere karşı korumaya alıyor ve onarım süreci başlıyor. İçinde hücre yenileyen çok yoğun antioksidanlar kullandık. Özellikle değeri yeni yeni anlaşılmaya başlayan Frenk Üzümü ekstraktı. Tüm içerikler organik sertifikalı ve toksik içerik bulunmuyor. Biz tabii ürünü böyle tasarladık ama satın alıp kullanmaya başlayanlar hızlı onarıcı özelliğini keşfedip çok kuruyan ve hassaslaşan yüzlerine gece maskesi olarak da kullanmaya başladılar. Ben de özellikle mevsim değişimlerinde hassaslaşan cildime SOS Balm ile bakım kürü uyguluyorum. Ama onun dışında tüm ailenin süper kurtarıcısı bir acil durum merhemi diyelim. 

Hero Daily kimler için, ne üstünlüğü var diğer ürünlerden onu ortaya çıkartma hikayen nedir?

Hero Daily’yi tasarlarken günlük kullanılabilecek, her cilt tipine kolayca uyan ama özellikle ürün bulmakta zorluk çeken ve her ürüne korkuyla yaklaşan yağlı ve akne riskli ciltlerin rahatlıkla tercih edebilecekleri su bazlı yumuşacık bir nemlendirici yapmak amacıyla yola çıktık. Benim için en önemli aktiflerden biri C vitamini. Çünkü ciltte yeni üretilemeyen ve azaldıkça sarkma ve kırışıklara neden olan kolajen yapısını güçlendirebilen yegane içeriklerden biri C vitamini. C Vitaminin de cilde en rahat uyum sağlayan ve saf C vitamini diye bildiğimiz L-askorbik asit kadar muhafazası ve uygulanması zor olmayan türevi Askorbil Glikositi tercih ettik. C vitamini ayrıca yeni lekeleri önlüyor ve var olanların rengini açmaya yardımcı oluyor. Bunun dışında bu üründe Hyalüronik asitin bitkisel versiyonu olarak anılan Salicornia bitkisini kullandık. Sadece su bazına yapmayalım neme biraz daha katkısı olsun dedik ve su yanına Aloe Vera özünü de baz yaptık. Yine erken yaşlanma belirtilerini gideren antioksidanlar kullandık. Bir de D vitaminli pancar özü koyduk. Bu içerik de cildin nem tutmasına yardımcı oluyor. Tabii E vitamini de var. Zaten E hem antioksidan kategorisinde hem de C vitamini aktive etmenin en iyi yolu E Vitamini kullanmak. Ürünü opak beyaz, Airless şişeye şişeye koyduk. Çünkü C Vitamininin hava ile temas etmemesi çok önemli. Airless şişede de iç metal mekanizması korunaklı bir tasarım kullandık. Yani kısacası yine piyasada bulunan tüm ürünlerden çok farklı olmasına gayret ettik. 

Hero’nun kullanımını biraz anlatabilir misin farklı yaşlar için nasıl ürünlerle kombinlenmeli?

Tabii, Hero Daily aslında 20 yaşından itibaren kullanılabilecek bir nemlendirici. C Vitaminini cilt ile ne kadar erken tanıştırırsanız kolajen kaybının da o kadar çok önüne geçersiniz. Kuru ciltler kış aylarında bu nemlendiriciyi antioksidan mesela E vitamini içeren bir serum ile kombinleyebilirler. Yağlı ciltler belki temizleme sonrası yağ dengeleyen mesela Aloe Veralı bir tonik veya jel kullanılabilir. Karma ciltte Aloe Vera sadece T Bölgesine uygulanabilir. Sonrasında Hero Daily gelir. Akne varsa haftada 1-2 defa BHA içeren bir peeling bakım rutinine eklenebilir. 30 yaş üstünde bir de göz çevresi için ihtiyaca göre serum kullanmak iyi olacaktır. Ayrıca gözenek sıkılaştırıcı bir tonik mesela gül ya da yeşil çay içeren olgun ciltlerde güzel çalışıyor. Herkes için mutlaka nemlendirici sonrasında güneş koruma öneriyoruz. Hatta o kadar çok tekrarlıyoruz ki bu önerimizi sosyal medyada bizi güneş markası sanabiliyorlar. Çünkü güneş de kolajen dokuya en çok zarar veren faktörlerden. Ayrıca lekeleri de çoğaltıyor. C Vitaminin güzel bir tarafı da güneş kreminin koruyucu özelliğini desteklemesi.  

Garage Organics’in en çok sevilen ürünlerinden de biraz bahseder misin?

Garage Organics’i tasarlarken ortağım Ahmet Çoban çok küçük ve güçlü seri yaratmak istedi. Bu benim kafama da çok uydu. Sadece 9 çeşit ürünümüz var. Bunlardan 7 tanesi Organics tarafında ve Avrupa’nın en prestijli Cosmos Organic sertifikası ile tescilli saç-vücut bakım ürünleri içeriyor. Diğer iki ürünümüz de daha yeni olan line’ımızda. O seride sadece organik içeriklerle çözemediğimiz sorunlar için  yine toksik olmayan temiz kimyasal içeriklerle bitkileri kombinleyerek hazırladığımız ürünler var. Mesela saçı anında yumuşatan, kolay taranmasını sağlayan ve ısıdan koruyan Leave-in Treatment No.2 ve sülfatsız şampuan Super Wash. Bu iki ürün de en çok satanlar arasında. Organik serimizde ise saçı onarıma alan ürünlere odaklandık. Ahmet’in saç bakımı hakkında yepyeni bir bakışı var. Saça ürünleri dikey değil yatay uygulamak. Çünkü saçın kök bölümü ile en yıpranmış uç bölümünün ihtiyaçları aynı değil. Halbuki başka markalarda yıpranmış saçlar için ürün grupları oluyor mesela. Bu demek oluyor ki ürün içinde besleyen yağlar ve kayganlık veren silikon türevi malzemeler var. Ama saçın dibinin buna hiç ihtiyacı yok aslında. Bu ürünü dikey kullandığınızda fayda değil zarar veriyorsunuz saça. Bana da bunu Ahmet açıkladığında bir anda aydınlanma yaşadım. Markanın özel bir felsefesi olmasını çok seviyorum. Garage Organics serimizde Hair Balm en yıpranmış uç bölgelere, saç diplerine sadece saç köklerini güçlendiren Hair Wash şampuan ve ihtiyaca göre tüm gövdeye saça nemi hapseden Hair Serum veriyoruz. Ayrıca tüm saç bakımını banyo öncesine taşıdık. Böylece saçınıza bakım yaparken banyoda sıkıntıdan karoları saymıyorsunuz. 

Roius için Bir sonraki adım ne?

Roius Naturals’da bir sonraki adım için ÜR-GE çalışmaları dört bir koldan sürüyor. Şu an laboratuarda bir yandan enzimli bir temizleyici, bir taraftan göz serumu üzerine çalışıyoruz. Ayrıca bize çok sorulan Rosacea sorununa iyi gelecek farklı bir ürün de yine projelerimiz arasında. Bakalım, ilk hangisi finish çizgisini görürse onu lanse edeceğiz. Tabii yine üzerinde laburatuar testler olan ve kendini kanıtlamış aktifler ve sertifikalı bitki özleri ile çalışmaya devam ediyoruz. 

Cilt bakımı konusunda bize en önemli tavsiyen nedir?

Son olarak bugünlerde çok karşılaştığımız bir konu hakkında not iletmek istiyorum. Ev ortamında amatörce hazırlanmış birçok marka görüyoruz son dönemde. Bunu bir merak, bir hobi olarak desteklesek de yeterince steril olmayan şartlarda (laburatuar derecesini kast ediyorum), hatalı ortam ısısında, içeriklerin karışma özelliklerine dikkat etmeden bir araya getirilerek hazırlanan ürünleri doğru bulmuyoruz. Hele de bunları kişisel kullanım hariç marka olarak başka insanlara satmayı. İnanın cilt bakım ürünleri asıl böyle olduğunda ciltte dönüşü olmayan sorunlara neden olabiliyor. Son günlerde bize çok sık böyle problemler aktarılıyor. Elimizden geldiğince önerilerimizle yardımcı olmaya çalışıyoruz ama neredeyse yanığı andıran lekelere kadar iş varabiliyor. Aman çok dikkat.