Son yıllarda “yavaşlamak”, “kendine alan açmak” ve “hiçbir şey yapmamak” neredeyse birer kişisel bakım mottosuna dönüştü. Sosyal medyada paylaşılan loş odalar, buruşuk çarşaflar, battaniyenin ucundan görünen kahve kupaları ve saatlerce elde tutulan telefonlar modern hayatın yorgunluğuna karşı küçük ama çekici bir kaçış alanı gibi sunuluyor. Oysa bu estetik karelerin ardında her zaman dinlenmiş bir beden ya da yenilenmiş bir zihin yok. Aksine gün boyu yataktan çıkmama hali olarak tanımlanan “bed rotting”, ilk bakışta masum bir molaymış gibi görünse de çoğu zaman ruhsal zorlanmaların sessiz ama ısrarcı bir ifadesi olabiliyor. Uzmanlara göre "bed rotting", modern hayatın hızına yetişemeyen bireylerin geliştirdiği bir kaçınma biçimi. Tükenmişlik, anksiyete ya da depresyon gibi ruhsal durumlarla iç içe geçen bu davranış, kısa vadede güvenli bir mola hissi verse de uzun vadede kişinin hayata katılım isteğini zayıflatabiliyor. Sosyal medyada romantize edilen bu “yorgunluk estetiği”, gerçekte bedenin değil ruhun, dinlenmeye değil anlaşılmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyduğunun bir işareti olabiliyor. Peki, yatakta kalmak ne zaman sağlıklı bir dinlenme, ne zaman psikolojik bir alarm? "Bed rotting" gerçekten bir trend mi, yoksa göz ardı edilen bir ruh sağlığı sinyali mi? Klinik psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, bu sorulara uzman perspektifinden yanıt veriyor.
Instagram / @staylylo
"Bed Rotting" Neden Bu Kadar Yaygınlaştı?
Klinik psikolog Uluğ Çağrı Beyaz’a göre "bed rotting", psikolojideki geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve dijitalleşmiş bir versiyonu: “Sosyal medyada gördüğümüz haliyle 'bed rotting', kişinin yorganın altına saklanıp yanında atıştırmalıkları ve elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmaması olarak tanımlanabilir. Klinik literatürde bir tanı değildir ama bir davranış biçimi olarak ele alınır.” Bu davranışın, özellikle dış dünyanın hızına ve taleplerine yetişemediğini hisseden bireylerde ortaya çıktığını belirten Beyaz, kısa vadede rahatlatıcı gibi görünen bu kaçışın uzadığında kişinin aleyhine işlemeye başlayabileceğini vurguluyor. Peki, yatakta kalmak ne zaman sağlıklı bir dinlenme, ne zaman bir alarm sinyali? Uzmanımız bu farkı da şöyle açıklıyor: “Dinlenme, bittiğinde kişiyi daha enerjik ve hayata dönmeye istekli hissettirir. Bir onarım sürecidir. Ancak 'bed rotting’de yataktan çıkıldığında daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa bu artık dinlenme değil, kaçıştır.” Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten çok düşünceleri susturmak ve zamanı öldürmek için kullanılıyorsa vücudun aslında “baş edemiyorum” mesajı verdiğini söylüyor.
GAP X Summer Fridays
Hangi Noktada Tehlikeli?
Uzmanlara göre "bed rotting" özellikle depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile güçlü bir ilişki içinde: Tükenmişlikte beden adeta iflas bayrağını çekiyor, anksiyetede yatak, dış dünyanın tehditlerinden kaçılan güvenli bir sığınak gibi algılanıyor, depresyonda ise "bed rotting" hem bir sonuç hem de hastalığı besleyen bir döngüye dönüşüyor. “Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha da depresif hisseder. Bu kısırdöngü zamanla daha ağır bir ruh haline yol açar. Bu davranış ‘Duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme biçimidir. Kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını, dış dünyadaki rollerini askıya aldığını gösterir” diyor Beyaz ve ekliyor: “Başlangıçta stres ya da tükenmişliğin bir semptomu olarak ortaya çıkar. Ama uzun süre devam ettiğinde uyku düzenini bozar, beslenmeyi etkiler, sosyal bağları zayıflatır ve fiziksel sağlığı da tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar, müdahale edilmezse yangının kendisine dönüşebilir.”
Ne Yapılabilir?
- Yatak sadece uyku için kullanılmalı.
- Film izlemek, yemek yemek veya telefona bakmak için mutlaka başka bir alana geçilmeli.
- Diş fırçalamak, kısa bir market yürüyüşü gibi küçük hedefler belirlenmeli.
- Odanın karanlık olmamasına ve sabah güneş ışığı almaya özen gösterilmeli. Gün ışığı, beynin "uyan" sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır.
Eğer isteksizlik artıyor, günlük sorumluluklar ve kişisel hijyen ihmal edilmeye başlanıyorsa, uzmanımız bunun profesyonel destek için bir işaret olduğunu da özellikle vurguluyor.