Gelişen Teknoloji Ağrı ve Yorgunluğu Tetikliyor

Teknoloji bizi daha güçsüz ve yorgun insanlar haline getiriyor olabilir mi?

ELLE: Yorgunluk ve ağrı neden artık daha fazla görülüyor?
Prof. Dr. Ayşen Yücel:
İnsanlar maalesef giderek daha az hareketli bir yaşamı benimsiyorlar. Kapısının önünden arabasına binip işine giden, gün boyu işte bilgisayar karşısında çalışan, son derece az gün içi aktivitesi yapan ve akşam yine evine arabayla gidip yemek yedikten sonra yatan insanlar haline geldik. Bu kadar hareketsizlik aslında insanın vücut yapısına aykırı bir durum. Çünkü hem kaslarımız hem de eklemlerimiz fizyolojik olarak belirli hareketleri gerçekleştirmek üzere düzenlenmiştir. Yani biz eklem ve kaslarımızın sağlıklı olmasını istiyorsak onları hareket ettirmek, çalıştırmak zorundayız. Hareketsiz yaşamın iki kötü sonucu var. Birisi şişmanlık, diğeri ise ağrı ve yorgunluk hissi.

ELLE: Ancak insanlar daha çok hareketsizlik sonucu oluşan şişmanlığa konsantre olmuş durumda değil mi?
Prof. Dr. A.Y.:
Evet maalesef günümüzde kişiler daha çok şişmanlığa konsantre olmuş durumdalar; diyet yapıyorlar, bitkisel ürünler kullanıyorlar vs. Ancak hareketsiz yaşamın diğer kötü sonucu olan yorgunluk hissi ve ağrılar hep göz ardı ediliyor.

ELLE: Hareketsizlik yorgunluk ve ağrıya nasıl yol açıyor?
Prof. Dr. A.Y.:
Hareketsiz bir kişide giderek kas tembelliği oluşup, kasların tonusu dediğimiz doğal kasılı olma hali ortadan kalkıyor ve eklemler de yıpranıyor. Bu durum zamanla kişinin kendisini yorgun hissetmesi gibi sonuçlara neden oluyor. Bununla birlikte eğer kişi farklı zamanlarda, beklenmedik bir şekilde ani hareket ederse ya da yorucu bir aktivitede bulunursa, örneğin çok hareketsiz bir kişi arkadaşlarına söz verdiği için maç yaparsa ya da yine günlük yürüyüşü hiç adet edinmemiş bir kişi trekkinge giderse, bu insanlarda çok şiddetli kas ve eklem ağrıları görülüyor. Eğer kişiler hareketsiz bir hayatı yaşam tarzı olarak edinirlerse bazen genel, bazen de bölgesel olarak kas ağrıları ve yorgunluk hisleriyle karşımıza çıkıyorlar.

ELLE: Hangi ağrılar bunlar?
Prof. Dr. A.Y.:
Genel olarak bazı kişiler daha çok boyun kasları, sırt kasları, üst kol kaslarıyla seyreden baş boyun bölgesi ağrıları ve o bölgede güçsüzlük, yorgunluk hissediyor. Diğer bir grup ise, daha çok sırt, bel, bacak kasları bölgesinde yorgunluk ve ağrı hissediyor. Biz bunlara genel olarak myofasyal ağrılı hastalar diyoruz. Çünkü myofasyal ağrıda kasların bazı noktaları zaman içinde hassasiyet kazanıyorlar ve bu hassas nokta ya da tetik noktalar dediğimiz bölgeler çeşitli faktörlerle kasta ağrılı kasılmalar oluşturuyorlar. Örneğin soğuk ya da sıcak havada ya da yorgunluk ve stresin birlikte olduğu durumlarda. O zaman kas kasılmasına bağlı baş-boyun ağrısı olan hastalarla, bel-bacak ağrısı olan hastalar çıkıyor karşımıza.

ELLE: Çok soğukta kalmak da ağrı mı yaratıyor?
Prof. Dr. A.Y.:
Evet, çünkü çok soğukta kalınca da kas kasılması oluyor. Normalde soğukta kaslarımızı kasarız. Sıcak bir yere girdiğimizde kaslar gevşer. Ama ağrı zemini olan bir insanda kas kasılı kalır ve çok şiddetli ağrı olur. O yüzden hastalar “ben soğuğa çıktığım zaman çok şiddetli ağrılarım oluyor” derler. Bu hastalarda, hareketsiz hayat tarzı devam ettikçe bu ağrılara yorgunluk da eklenir. Bir süre sonra “Ben uzun süre bilgisayarda çalışıyorum sonra kollarım o kadar yoruluyor ve kendimi o kadar halsiz hissediyorum ki işime devam edemiyorum” demeye başlarlar. Ama bu grup hastayı, yani myofasyal ağrı sendromları taşıyan hastaları fibromiyaljiden ayırmak lazım.

ELLE: Yorgunluk ve ağrı bir araya geldiğinde akla en çok hangi hastalığı getirir?
Prof. Dr. A.Y.:
Bu ikisi bir araya geldiğinde benim aklıma gelen ilk hastalık fibromiyaljidir. Bu hastalığın klinik bulguları zaten aşırı yorgunluk, yataktan kalkamama, uyku hali, uykuya doyamama, daha çok yatakta kalma isteği, sabah sertliği, sabah yorgunluğu ve yaygın kas ağrılarıdır. Bu, çok zor bir sendrom. Çünkü özellikle başlangıçta bu hastalar farklı hekimlere başvurabiliyorlar ve farklı tanılar alabiliyorlar.