SİNSİ TEHLİKE: OBEZİTE

Ciddi hastalıklar arasında ilk akla gelenlerden değil ama onlar kadar tehlikeli!



Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO), “Yağ dokularında, sağlığı bozacak ölçüde, anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi” olarak tanımladığı obezite, sık rastlanması ve giderek yaygınlaşması nedeniyle dikkate alınması gereken bir halk sağlığı sorununa dönüştü. Hem çevresel, hem de genetik faktörlere bağlı olan obezitenin tedavisiyse mümkün. Sadece doğru yöntemi belirlemek gerekiyor. Eğer kalp, damar hastalıkları gibi tehlike arz eden başka rahatsızlıklar nedeniyle hastanın hızlı kilo vermesi gerekiyorsa, seçenekler arasında cerrahi müdahale de var. Tabii, bu seçeneklerden en sonuncusu ve bu tedaviyi seçebilmek için kilonun belli bir orandan fazla olması şart! Anadolu Sağlık Merkezi uzmanlarıyla obezitenin nasıl ortaya çıktığını, hangi hastalıklara neden olduğunu, cerrahi tedavinin ve uygun beslenmenin ayrıntılarını konuştuk.

Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen; “Obeziteye neden olan faktörleri geniş bir yelpaze olarak düşünün. Bir yanda tek bir gendeki (leptin geni, melanokortin reseptör 4 geni gibi) mutasyona bağlı oluşan obezite, diğer yanda yine genetik geçişin olduğu ama bu kez birden fazla genin etki ettiği ve beslenme, hareketsizlik gibi çevresel faktörlerin de tetiklediği obezite bulunuyor” diyor.

Obezitenin başta diyabet olmak üzere birçok hastalıkla ilişkisinin saptandığını belirten Dr. Erdem Türemen, “Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30 kg/m2'nin üzerinde olanlarda Tip 2 diyabet riski 20 kat artıyor. Tip 2 diyabetlilerin de yüzde 90'ına obezite tanısı konuluyor. Obezite ve diyabet hem nedenleri, hem de tedavi yöntemleri açısından o kadar iç içe ki, literatürde iki klinik durumu da içeren ‘diabesity' terimi kullanılıyor” diyor.