Fotoğraflar: Jimmy Fairly
Acı ama gerçek: Tartışma anlarında kurulan "Sen zaten böylesin", "Çok bencilsin" ya da "Hiç düşünceli değilsin" gibi cümleler çoğu zaman çözüm getirmek yerine tarafları birbirinden uzaklaştırıyor. Oysa uzmanlara göre aynı problemi, kişiyi değil davranışı merkeze alarak ifade etmek hem iletişimi güçlendiriyor hem de ilişkinin zarar görmesini önlüyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sena Kalaz'a göre eleştiri, doğru kullanıldığında bireysel gelişimi destekleyen en önemli iletişim araçlarından biri. Ancak bunun için odağın kişinin karakterine değil, gözlemlenebilir davranışlarına yönelmesi gerekiyor.
“Partnerinizi Değil, Davranışını Hedef Alın”
Birçok çift tartışma sırasında farkında olmadan partnerinin karakterini hedef alan cümleler kurabiliyor. Oysa davranış odaklı bir yaklaşım çok daha yapıcı sonuçlar doğuruyor. Klinik Psikolog Sena Kalaz, bu ayrımı şu sözlerle açıklıyor: "Ancak bunun için odağın kişinin karakterine değil, gözlemlenebilir davranışlarına yönelmesi gerekir." Kalaz, davranışa odaklanan eleştirinin kişinin yaptığı belirli bir eylemi, o eylemin sonuçlarını ve değiştirilebilir yönlerini ele aldığını, kişiliğe yönelik eleştirinin ise doğrudan bireyin kimliğini hedef aldığını belirtiyor. Bu farkı ise oldukça net bir örnekle anlatıyor: "Örneğin 'Sen dikkatsiz bir insansın' demek yerine 'Bu raporda bazı ayrıntılar gözden kaçmış, bunları birlikte gözden geçirebiliriz' demek hem aynı sorunu ifade eder hem de kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olmaz." İlişkilerde de aynı yaklaşım geçerli. "Sen umursamaz birisin" demek yerine "Bugünkü konuşmamız sırasında telefonunla ilgilenmen beni kırdı" diyebilmek, karşı tarafın savunmaya geçmesini büyük ölçüde engelleyebiliyor.
Beyin Bunu Tehdit Gibi Algılıyor
Karaktere yönelik eleştirilerin neden bu kadar incitici olduğunun da psikolojik bir açıklaması var. Klinik Psikolog Sena Kalaz, bunun nedenini şu cümleyle açıklıyor: "Çünkü kişilik, bireyin benlik algısının ve özdeğerinin temel bileşenlerinden biridir." Kalaz'a göre insan beyni kimliğine yönelik tehditleri fiziksel tehditler kadar güçlü algılayabiliyor: "Bu nedenle kişiliğe yönelik olumsuz ifadeler savunmacılığı artırır, utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetikler, kişinin eleştiriyi değerlendirmek yerine kendisini korumaya çalışmasına neden olur. Buna karşılık davranış odaklı geribildirim, değiştirilebilir ve kontrol edilebilir bir durumu işaret ettiği için bireyde 'ben kötü bir insanım' yerine 'bu davranışımı farklı yapabilirim' düşüncesini destekler. Bu nedenle davranış odaklı geribildirimler psikoloji literatüründe daha yapıcı kabul edilir çünkü suçlayıcı değil geliştirici bir yaklaşım sunar, öğrenmeyi teşvik eder ve özyeterlilik duygusunu korur."
Sağlıklı Eleştirinin Temeli: Empati
İlişkilerde amaç haklı çıkmak değil, birbirini anlamak olduğunda eleştirinin dili de değişiyor. Kalaz'a göre sağlıklı bir eleştiri kültürü doğru zamanlama, somut örnekler, çözüm önerisi ve empatiyle mümkün. "Eleştirinin doğru zamanlama ile yapılması, somut örneklere dayanması, çözüm önerisi içermesi, empatiyle sunulması ve kişinin onurunu zedelemeyecek bir dil kullanılması bu kültürün temel unsurlarıdır. Doğruları ifade etmek yalnızca dürüst olmak değil, aynı zamanda bunu karşımızdaki kişinin gelişimine katkı sağlayacak, saygılı ve yapıcı bir iletişim diliyle yapabilmek anlamına da gelir. Çünkü insanlar en çok yargılandıklarında değil, anlaşıldıklarını hissettiklerinde değişime açık hale gelirler ve gerçek anlamda etkili eleştiri de tam olarak bu zeminde mümkün olur."