Paris Moda Haftası: Givenchy Sonbahar/Kış 2026

Kadife, hayvan desenleri ve keskin terziliğin bir araya geldiği Givenchy Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunda Sarah Burton, farklı karakterlere açık bir gardırop öneriyor.

Berrak Zeynep Yılmaz BERRAK ZEYNEP YILMAZ 09 Mart 2026
Paris Moda Haftası: Givenchy Sonbahar/Kış 2026 LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Fotoğraflar: Givenchy Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight


Sarah Burton, Givenchy için hazırladığı Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunda zengin dokuları ve farklı silüetleri bir araya getirerek geniş bir kadın portresi çiziyor. Kadife, hayvan desenleri, kimono ipekleri, dantel, gümüş işlemeler ve güçlü suni kürk dokuları koleksiyon boyunca bir arada görülüyor. Burton bu çeşitliliği oldukça kontrollü bir biçimde yönetiyor.

Tasarımcının kariyeri uzun süredir moda dünyasında saygıyla anılıyor. Yıllarca Alexander McQueen’in en yakın çalışma arkadaşı olarak görev almasının ardından, onun kurduğu markanın kreatif direktörü oldu. Markadan ayrılığı moda çevrelerinde üzüntüyle karşılanırken, Givenchy’ye gelişi ise büyük bir merak ve heyecan yaratmıştı.

Bu sezon gösterdiği koleksiyon, Burton’ın markadaki yönünü daha net ortaya koyuyor. Tasarımcı bu kez daha sezgisel bir yaklaşım benimsediğini söylüyor. Stüdyoda kadın bedenleriyle çalışarak edindiği deneyim, tasarımların temelini oluşturuyor. Burton’ın tasarladığı Givenchy kadını tek bir tipe ait değil, farklı karakterleri ve stilleri kapsayan daha geniş bir fikri temsil ediyor.

Geçen yıl markanın yeni kodlarından biri olarak sunduğu kum saati formundaki takımlar bu sezon biraz daha rahatlatılmış. Terzilik hâlâ koleksiyonun merkezinde ancak farklı yönlere açılıyor: Maskülen çizgili takımlar, peplum kalçalı daha kıvrımlı ceketler ve keskin hatlı bir gece paltosuyla tamamlanan smokin bunlardan bazıları. Omzu açık sarı-beyaz jakarlı parti elbisesinde kullanılan kumaş ise Burton’ın arşivinden geliyor ve McQueen döneminde Givenchy için hazırlanmış bir örneğe dayanıyor.

Model kadrosu da bu karakter çeşitliliğini yansıtıyordu. Eva Herzigová maskülen bir paltonun altındaki güçlü smokiniyle yürürken, Mona Tougaard’ın giydiği boyalı, işlenmiş ve püsküllerle parçalanmış elbise neredeyse hareket eden bir tabloyu andırıyordu. Bazı görünümler, özellikle Kuzey Avrupa’nın klasik resimlerinden çıkan karakterleri hatırlatıyordu. Bu etkiyi, stilist Stephen Jones’un tişört kumaşından yaptığı baş sargıları güçlendiriyordu; bu başlıklar Johannes Vermeer tablolarına ince bir gönderme niteliğindeydi.

Burton’ın Givenchy için hazırladığı bu koleksiyon, farklı karakterlere açık bir gardırop önerisi sunuyor. Güçlü terzilik, zengin dokular ve kişisel referanslarla kurulan bu denge, markanın kadın merkezli yaklaşımını daha da genişletiyor.


SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Mart 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Mart 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Türkiye, ilkbahar ÖZEL MODA SAYISI ile karşınızda.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.