MODADA JAPON İSTİLASI

Modada Uzak Doğu nefesi tüm gücüyle devam ediyor…

Issey Miyake, Rei Kawakubo ve Yohji Yamamoto koleksiyonları Paris'te sergilendiğinde yarattıkları şok, sonrasında onlardan bahsedilirken “Japonlar geliyor!” cümlesiyle özetlenmişti. Bu üçlü ve peşlerine takılan diğerleri, zamansız ve formların ötesindeki tasarım anlayışını dünyaya yaydı.
1970'ten beri, Japon tasarımcıların Batılı meslektaşlarına çok büyük etkisi oldu. Issey Miyake'yle başlayan akım, ondan 10 yıl sonra Yohji Yamamoto ve Comme des Garçons'un Rei Kawakubo'suyla devam etti. Ortaya konan yeni ve eşsiz bir yaratıcılık dışavurumuydu bu. Çağdaş modaya o zamana kadar yerleşmiş olan figürü, sunumu ve cinselliği başka bir yere taşıdılar.
Japon tasarımının temelinde göze sokulmayan bir zarafet hakimdir. Bunun da temelinde Samuray orijini yatar aslında. Geç 17'nci yüzyılda Samuray'ın rolünün, militer görevinin içeriğinin değişmesinden ve daha bürokratik bir hal almasının ardından, pahalı kumaşlardan yapılan ve törenler için özel olarak tasarlanan lüks ve görkemli el yapımı kimonoların yerini günlük giyime hizmet eden parçalar alır. Öz disiplini sembolize eden siyah parçalar, detayları ve stil farklılıklarıyla daha entelektüel ve iyi zevkin sembolü olarak seçilir.
Japonlar için zarafet ve saflık, gösterişle, statü ya da klasla uyuşmuyor. Bu yüzden Yohji Yamamoto ve Rei Kawakubo hiçbir zaman haute couture'le ilişkilendirilmek istemediler, sadece pret-a porter alanında koleksiyon yarattılar. Ve tarih boyunca süren bu gösterişten uzak duran, zekice bir güzellik anlayışı, tamamlanmamış mükemmellik, sadelik üzerine kurulu kült saflık, bu seremoninin devam etmesini sağlayan en önemli özelikleri oldu.
‘Kıyafetler birçok dilde konuşur ve bunun içeriden hissedildiği gibi, dışarıdan da görünmesi gerekir.'
Öncelikle, Issey Miyake sanatçı olarak anılmak istemiyor. Ama aynı zamanda Japon moda tasarımcısı olarak da... Yine de Batı bakış açısından, aslında o ikisini de temsil ediyor. Miyake, tasarımın tipik sınırlarını sorguluyor, geçmişi, geleceği ve şimdiyi aynı yerde eritiyor. Sanatı, fotoğrafı, uygulamalı sanatları ve modayı işlerine yansıtarak, aslında tüm tasarım dünyasına işbirlikçi ve bütünsel tavrın nasıl olması gerektiğini tekrar gösteriyor.
Modanın Picasso'su olarak adlandırılan Miyake, hala geleneksel tasarım anlayışını sorguluyor ve yeni artistik duruşlar keşfetmeye yöneliyor. Hem işin emek kısmını hem de teknolojik yönünü aynı oranda özümsüyor.

SILA GÜVEN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.