MODADA YENİ ÇAĞ: VEGAN KIYAFETLERİN YÜKSELİŞİ

“Zulümsüz moda”. Son iki yıldır dev markalar bir bir uygun koleksiyonlar hazırlarken tamamen buna geçiş yapan tasarımcıların sayısı her geçen gün çoğalıyor.

Geçen yıl Ellen McArthur Foundation tarafından yapılan bir araştırmaya göre, dünyada her saniye bir kamyon dolusu giysi çöpe gidiyor. 2017 Kopenhag Moda Zirvesi’nde ise dünyadaki katı çöplerin 92 milyon tonluk kısmından moda endüstrisinin sorumlu olduğu açıklanmıştı. Ayrıca aynı rapora göre moda sektörü, dünyadaki kirli su atıklarının da %20’sini üretiyor. Eskiden sadece ilkbahar-yaz, sonbahar-kış koleksiyonları tasarlayan hazır giyim ve haute couture sektörüne hayat veren tasarımcılar 90’lardan bu yana hep daha fazla koleksiyon üretmeye zorlanıyorlar. Bunun bir Karl Lagerfeld etkisi olduğunu söylemek mümkün. Zincir mağazalarda sürekli değişen sezon ürünleri bu trendin katalizörü konumunda. Neredeyse bir giydiğimizi bir kez daha giymez durumdayız. Arz-talep dengesinin iyice ucunun kaçması sonucu ortaya çıkan yüzyılın hastalığı tüketim çılgınlığı, tespitin başlıca sebebi. Neyse ki, dünyada bir şeyler yanlış gittiğinde her zaman karşısına geçip “Dur!” diyen bir karşı taraf çıkıyor. Bu noktada ünlü Yunan matematikçi Pisagor, ta MÖ 500’den günümüze göz kırpıyor. Uzun bir sopanın uç noktasında ayakta durmaya çalışan bir insanı dengelemek için aynı ağırlıktaki kütleyi diğer uç noktaya koymak gerekir değil mi? Basit hesap. Sonuç olarak Pisagor’a atfedilen vejetaryen akımın uç noktası sayılan ve 1944 yılında adı resmen konan veganizm, saklandığı yerden çıkıp imdada yetişiyor.


ETİKETTE HANGİ TERİMLERE DİKKAT ETMELİ?

Moda dünyası her yıl milyarlarca canlının hayatını kaybetmesi ya da işkence görmesinden sorumlu. Neyse ki, tüketicisinin yoğun talebi sebebiyle bu gerçeği kabul edip aksiyon alan büyük ve küçük markalar, üreticiler her geçen gün artıyor. Vegan giyim artık her zamankinden daha ulaşılabilir. Mantar, hindistan cevizi derisi, Ultrasüet, yapay kürk ve bitki liflerinden elde edilen yün gibi alternatif malzemeler zenginleşiyor. Tek yapmamız gereken, bunları tercih eden markaları takip etmek ve aldığımız ürünün etiketini okumak. Ayakkabılarda iç kısımda topuk üzerinde ya da dilin altındaki, kıyafetlerde ise ense ya da bel kısmındaki etiketlerde gerekli bilgileri bulursunuz. Sentetik malzemelerin yanında “geri dönüştürülmüş” ibaresini arayın. İstediğiniz yanıtı bulamazsanız satıcıya ya da marka danışmanına sorun, cevap alamazsanız ürünü satın almayın.

YENİ LÜKSÜN TANIMI: CRUELTY-FREE

Başlangıçta sadece bir beslenme şekli olarak hayatımıza giren veganizm son yıllarda kozmetik, moda ve dekorasyon sektörlerine sızdı. Dünyada hayvan hakları konusundaki en güçlü kuruluş olan PETA’ya göre 2019’la beraber, dünya çapında tamamen vegan moda ürünleri tasarlayan ve üreten 90’dan fazla firma var. H&M, Zara, Topshop, Urban Outfitters, Nordstrom, Asos, Adidas, Nike, Converse gibi markalar ise hazırladıkları vegan koleksiyonlarla öne çıkıyorlar. Stella McCartney de vegan modasına yoğun şekilde destek veren ünlü moda tasarımcılarından biri.

Bu yıl Mayıs başında gerçekleşen Met Gala “Camp: Notes on Fashion” temasıyla ünlülerin ve moda devlerinin vegan giysi ve aksesuarlarına sahne oldu. Benedict Cumberbatch bambu liflerinden dokunmuş bembeyaz smokini, Katy Perry ise vegan burger şeklindeki kostümüyle ilgi odağıydı. Saint Laurent ilk vegan ayakkabı tasarımını burada, hayvan hakları için çalışan Miley Cyrus ile görücüye çıkardı. Vegan Miley geçen yılki Met Balosuna Stella McCartney tasarımı saten siyah bir elbiseyi lüks vegan ayakkabı markası Mink’e ait bir tasarımla tamamlamıştı. Kendisi geçen yıl ayrıca Converse’in vegan giyim ve ayakkabı koleksiyonuna da ismini vermişti.

Geçen yıl Kasım ayında açıklanan PETA Moda Ödülleri’nde ise Burberry, Coach, Michael Kors, Gucci ve Diane von Furstenberg, koleksiyonlarından kürk kullanımını tamamen çıkardıkları; Helsinki Moda Haftası 2019 itibariyle defilelerinde deri kullanımını yasakladığı; Gap, Mango, H&M, Marks and Spencer ve Zara ise tiftik kullanımından vazgeçtikleri için ödüllendirilmişti. Geri dönüşümlü plastik şişelerden yapay kürk üreten Ecopel, yünsüz örgü kıyafetlerden oluşan koleksiyonuyla Jakke, geri dönüşümlü pamuk ve doğal kauçuktan ürettiği ayakkabılar ile Veja, koleksiyonlarında ipek, tüy, tiftik kullanmadığı için Asos ve ürünlerinde kaz tüyü yerine Plumtech kullanan Save The Duck ise ödül alan diğer markalar arasındaydı.

Bu yıl Şubat ayında Los Angeles’ta ilki düzenlenen ve küratörlüğünü yaratıcı yönetmen ve hayvan hakları savunucusu Emmanuelle Rienda’nın üstlendiği Vegan Moda Haftası’nda, sadece vegan üretim yapan markalar sergilendi, etkinlik boyunca da vegan yemekler servis edildi. Los Angeles şehir meclisi, Şubat ayında çıkardığı bir kararnameyle şehirde kürk satışını da yasaklattı. Dünyanın moda merkezlerinden biri olarak görülmese de Los Angeles, dev markaların vitrini konumunda. Hollywood yıldızlarının tercihi Versace, Ralph Lauren, Tommy Hilfiger ve Jimmy Choo ise bir süredir ürünlerinde kürk kullanmıyor. Bu pozitif çalışmaların küresel ifadesi “cruelty-free”, yani “zulümsüz” tasarım. Buraya kadar her şey çok güzel. Her ne kadar zulümsüz tasarım anlayışının felsefi olarak altyapısı çok kuvvetli olsa da zayıf noktaları yok değil.

KAPİTALİZM VEGANİZMİ KEŞFETTİ

Trendi besleyen unsurların başında veganizmin küçük grupların rağbet ettiği bir eğilim olmaktan çıkıp kitleleri etkileyen bir yaşam şekline dönüşmesi geliyor. 2018 yılı verilerine göre vegan beslenen kişilerin oranı dünyada %500 artmış. Bu oran endüstrinin iştahını kabartacak kadar büyük. Düşünülenin aksine vegan yaşam stili pek de kendi halinde sol bir duruş değil. Çünkü artık kapitalizm veganizmi keşfetti. Her ne kadar bu yayılım hayvan hakları aktivistleri açısından seslerini daha fazla insana duyurmak anlamına gelse de her anlamlı felsefe gibi veganizmin de kapitalizmin eline düştükten sonra başına gelecekleri tahmin etmek pek zor değil. Büyük ihtimalle her geçen gün içi biraz daha boşaltılacak, değeri düşürülecek ve kapitalizm, dünyaya yararlı bir felsefeyi daha yutmuş, yok etmiş olacak.

Vegan giyimin dünyanın ilgi odağı oluşunun ardında tamamen saf ve olumlu bir felsefe olduğu görüşü, modanın var olmak için sürekli yenilenme ihtiyacında olan bir endüstri olduğunu bilenlerin gözünde bir illüzyondan ibaret. Bilimsel anlamda arkası sağlam karşıt görüşlerin sesi her geçen gün yükseliyor. Örneğin modada kullanılan vegan malzemelerin başında gelen yapay kürk; plastik ve elyaf içermesi sebebiyle geri dönüştürülemiyor. Vegan moda akımıyla yükselişe geçen mikrofiber, polyester ve rPET gibi malzemelerin üretiminin azaltılması gerekirken pompalanması, kara canlıları eziyetle ölmesin diye deniz canlılarını yok etmek anlamına geliyor. Çünkü her yıl mikrofiberlerin içinde olduğu plastik atıklar yüzünden 100.000’den fazla deniz canlısı ölüyor. Bu da kaş yapayım derken göz çıkarmak demek. Yine de umutlar parlak. Daha işin başındayız. Süreç içinde belki de iyiyi kötüden ayıracak bir sistem ortaya çıkabilir. Örneğin plastiğin geleceği kabul edilen biyo-bozunur polimer ya da biyoplastiğin, petrol bazlı plastik mamullerinin yerini alması bir çözüm olarak görülüyor. Ancak biyoplastiğin de en az petrol bazlı plastik kadar zararlı olabileceği görüşünü savunan bilim insanları da yok değil. Elbette en kesin çözüm moda sektörünün biraz yavaşlaması, normalleşmesi. Hem hayvan hem de insan yaşamının devamı için moda sektörünün bazı fedakarlıklarda bulunması artık şart.

ARAYIN

Tencel, saten, keten, akrilik, polyester, polyester yün, PrimaLoft, Thinsulate, Polartec Wind Pro, Thermolite, kenevir, sentetik kuştüyü, yapay kürk, parafinli branda bezi, suni ipek, viskoz, modal, bambu, naylon, Cupro, mikrofiber, pazen, rPET, Ultrasüet, mikrosüet, yapay süet, mikrofiber, mantar derisi, hindistancevizi derisi, biyofabrik deri, “moc-croc” yani yapay krokodil derisi, “fake snake” yani yapay yılan derisi

KAÇININ

İpek, paşmina, kaşmir, deve tüyü, tiftik, alpaka, angora, yün, kuştüyü, kaztüyü, kürk, deri, süet, yılan derisi, timsah derisi, kanguru derisi, astragan

PETA’nın açıkladığı vegan giyim ve aksesuar markalarından bazıları:

Susi Studio, Hipsters for Sisters, Native Shoes, Insecta Shoes, Rombaut, In The Soulshine, Della, Brave GentleMan, Planet Guests, Matt & Nat, Reformation, Alabama Chanin, Loomstate, Wawwa, Doshi, Wully Outerwear, Beyond Skin, Neuaura, Wesland Jewelry, Olsenhaus, Delikate Rayne, Saved Kisses Clothing, Bourgeois Boheme, Miomojo, Aitzia, Sydney Brown, Rewilder, Stella McCartney, Gunas, Groceries Apparel, WAMA Underwear

BUNLARI DUYMAK SİZE TOKAT GİBİ GELEBİLİR... GELMELİ DE

PETA’nın açıklamasına göre her yıl milyonlarca büyük ve küçükbaş hayvan; derileri, tüyleri için rutin olarak işkence görüyor ya da katlediliyor. Sektör hızlı üretim talep ettiği için de uyuşturulmadan damgalanıyorlar, boynuzları ya da kuyrukları kesiliyor. Koyunların endüstriyel olarak kırkılmasının saç kesimi kadar masum olduğunu düşünenlerdenseniz size kötü bir haberimiz var. İşçiler dünyada, saat başına değil, kırktıkları hayvan başına para aldıkları için işlem sırasında hayvanları yaralayıp yaralamadıklarına bakmıyorlar. Kırkma sırasında hayvanlar sürekli tekmelenip yumruklanıyorlar, derileri de yara bere içinde kalıyor. Tiftik ve kaşmir üretimi adına keçiler de benzer süreçlerden geçiyor. Tüyleri uzadıktan sonra eziyet tekrarlanıyor. Ek olarak henüz iki haftalıkken boynuzları dağlanarak yok ediliyor. Bu işlem keçinin çoğunlukla kör olmasına yol açıyor. Angora tavşanları havada asılı bir şekilde korku içinde çırpınırken tüyleri hunharca çekilip koparılıyor. Kaz tüyü üretimi de buna benzer bir yöntem. Astragan en beterlerinden biri. Kuzular katledilmeden hemen önce, henüz hayattayken derileri yüzülüyor ve bir astragan palto için 25-45 kuzunun derisi gerekiyor. Timsah, devekuşu gibi egzotik hayvanlar çoğunlukla deri ve etleri için fabrikalarda üretiliyorlar. İşçiler onları sersemletmek için metal sopalarla kafalarına dakikalarca vurduktan sonra derilerini soyuyorlar. İşlem sırasında çoğu hayatta olup acı çekiyor. Bir tane çanta yapımı için iki ya da üç timsahın derisi ancak yeterli oluyor. İpek lifi ise ipek böcekleri hâlâ kozanın içindeyken gazla öldürüldükten sonra ayrıştırılarak üretiliyor.


BUNU OKUMAK HOŞUNUZA GİTMEYEBİLİR!

PETA sözcüsü Stella McCartney, insanların kürk üretimindeki vahşet konusunda bir fikirleri ve hassasiyetleri olsa da deri üretimi konusunda pek de duyarlı olmadıklarını söylüyor ve ekliyor: “Mezbahalarda hayvanların boğazı kesildikten sonra henüz hayattayken derileri yüzülüyor ve parçalara ayrılıyorlar. Deri, düşünüldüğünün aksine et endüstrisinin bir yan ürünü değil. İkisi eşit derecede değerli ve önemli görülüyor. Her yıl moda uğruna milyonlarca hayvan ölüyor. Ayrıca hayvan derilerini saklamak ve işlemek için firmalar, arsenik başta olmak üzere, tonlarca kimyasal kullanıyorlar ki, bu da çok ciddi bir su ve çevre kirliliğine, dolayısıyla bölge halkında kanser oranlarının yükselmesine yol açıyor. İsveç ve İtalya’daki tabakhanelerde yapılan bir araştırmada işçilerin normalden %20-50 daha fazla kanser oldukları ortaya çıkmış. Bir tasarımcı olarak kana bulanmamış malzemeleri kullanmayı tercih ediyorum. Bugün artık hayvanlara zulüm etmeden de stil sahibi olmak mümkün. İnsanlar kürk, deri ve egzotik deri ticaretinin kara yüzünü keşfettikçe hayvan zulmü karşıtı ürünlere talepler yükseliyor ve artık bu tür ürünleri dünyanın her yerinde bulmak mümkün.”

YAZI: AFİFE SELEN SELÇUK