NİSAN AYINDA DOĞANLARIN DEĞERLİ TAŞI: ELMAS

Berraklığın ve gücün sembolü olan mücevher elmas hakkında...

Elmas’ın Yunanca yenilmez, fethedilemez, kırılmaz anlamlarına gelen “Adamas” kelimesinden gelmesi tesadüf değil…

Elmasın yüzde 99,9'dan fazlası karbondan oluşur ki bu onu tüm mücevherlerin en saf ve en serti yapar. O kadar serttir ki, onu çizebilecek tek şey yine başka bir elmastır.

Elmaslar, Dünya'nın yaklaşık 250 km altında oluştu ve 3,5 milyar yıl önce ortaya çıktı. Düşünsenize; zamanın başlangıcından beri varlar; dinozorlardan bile yaşlılar… Elmaslar bir kez oluştuktan sonra, yer kabuğunun hareketleri, deprem ve volkanik hareketler ile yeryüzüne çıktığı düşünülmektedir. Kısmen de bazı bölgelerde nehir kumlarına karışmıştır. İnsanlığın elmasla ilk karşılaşması da M.Ö. dördüncü yüzyıl kadar erken bir tarihte, ülkenin nehirlerinden ve akarsularından elmasların toplandığı Hindistan'da başladı.

Hindular, elmasın yıldırımın bir kayaya çarpmasıyla oluştuğuna inandılar ve Sanskritçe'de elmas, yıldırım anlamına gelen “vajra” olarak adlandırıldı. Elmasların onları giyenleri koruma, güçlendirme ve kötülükleri defetme gücüne inandılar ve kutsal taş ilan ettiler. İbadet edilecek ve saygı duyulacak önemli tanrı heykellerinin gözlerini belirtmek için elmaslar kullandılar.

Antik Roma ve Yunan inancına göre, elmaslar tanrıların gözyaşları, hatta yıldızlardan kopup dünyaya düşen kırıntılardı. Elması gören kişinin, Tanrı’nın çilesine şahit olduğundan dolayı cennete gideceğine inanılırdı. Romalılar, bu mücevherlerin tanrıların kendi parçaları olduğuna inandığından; elmasları kesmeyi saygısızlık olarak kabul ettiler ve orijinal hallerinde kullandılar.

1400'lere gelindiğinde elmaslar, Venedik pazarlarına ulaştı, Avrupa'nın seçkin sınıfları ile buluştu ve yüksek sosyete arasında moda haline geldi.1477 yılında Avusturya Arşidükü Maximilian tarafından Burgundyli Mary’e verilen ilk elmaslı nişan yüzüğü; altından ve “M” harfini oluşturan elmaslarla süslenmiştir. Bu birçok zengin insana ilham oldu ve nişanda elmas yüzük verme geleneği başlamış oldu.


En değerli elmas: Koh-I-Noor, Işık Dağı

Dünyanın en pahalı elması olduğu düşünülen Koh-I-Noor’un 13.yy’da Hindistan’daki Kollur madeninden çıkarıldığı düşünülmektedir. İngiliz Kraliyet Mücevherlerinin bir parçası olan 105,6 karat ağırlığındaki bu renksiz değerli taş, paha biçilmez olarak görülse de; değerinin 1 milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Şu an Londra Kulesi’ndeki Jewel House’da halka açık olarak sergileniyor.


En ilginç hikâyesi olan elmas: Hope Elması 
(Mavi elmas, 45.52 karat)

Bazen mücevherler, tüm sahiplerini etkileyen bir hikâye taşırlar. Kötü şöhretli 45 karatlık mavi “Hope Diamond” da bunlardan biri… Hindistan’da ortaya çıkan elmas, savaş tanrıçası Shiva heykelinin üçüncü gözü olarak sergilenmekteydi. Lanetin, taşın Hindu heykelinden çalınmasıyla başladığına inanılıyor.

Yıllar içinde, bu mücevhere sahip olanların uzun bir listesi olmuş ve hepsinin başına felaketler gelmiş. Taşı satın almasının ardından tahttan indiren II. Abdülhamit de listedekilerden biridir. 1949’da taşın yeni sahibi Newyorklu mücevher tüccarı, taşın geçmişini ve arkasında taşıdığı lanetin farkına varmış. Daha fazla insana zararı dokunmaması amacıyla 1958’de Smithsonian Enstitüsü’ne bağışlamış.


En sevdiğimiz pırlanta mücevher: Taylor Burton Pırlantası
(68 ayar armut biçimli elmas)

Elizabeth Taylor, bu meşhur pırlantanın müzayedeye çıkarıldığını duyar. 1969’da onu görmek için İsviçre Gstaad’a gider ve çok beğenir. Burton, avukatlarına müzayededen taşı en fazla 1 milyon dolar vererek alma talimatı verir. Newyork’daki müzayedeyi, Robert Burton’un koyduğu üst limiti aşarak Cartier kazanır.

O zamanlar, bir müzayedede bir mücevher için ödenen en yüksek fiyat “1.050.000 dolar” ile mücevher Cartier’in olur. Burton elması kaybettiğini öğrendiğinde gerçekten deliye dönmüş ve 24 saat içinde kesintisiz bir pazarlıkla ve Cartier’den geri satın almış. Elizabeth Taylor'ın armut biçimli pırlantasının satış anlaşmasına göre; Cartier'in Chicago ve New York'taki mağazalarında sergilenecek ve sonrasında teslim edilecekti. Şirket, The New York Times'ta büyük bir reklam yayınladıktan sonra, her gün yaklaşık 6.000 kişi onu görmek için sıraya girmiş.

Kendine özgü bir iç ateşle parıldayan elmas, dünyanın en çok aranan ve hayran olunan değerli taşlarından biridir. Nisan ayında doğanlar, berraklığın ve gücün sembolü olan bu parıldayan taşı kendi doğum taşı olarak adlandıracak kadar şanslılar.

Romalı bir doğa filozofu olan Yaşlı Pliny'nin dediği gibi, “Elmas, yalnızca değerli taşların değil, bu dünyadaki her şeyin en değerlisidir”.


Nisan ayından doğan pek çok ünlü de doğum taşı olan elması tüm ihtişamıyla takıyor. İşte en sevdiğimiz ünlülerden, en sevdiğimiz elmas mücevherler...