RAF KALP MIUCCIA

Haberleri duymuşsunuzdur: Raf Simons Co-kreatif Direktör olarak Prada’ya katıldı. Peki ama bu modanın geleceği için ne anlam ifade ediyor?

Bu haberi duyduğumuzda ofisteydik ve konu toplantısı yapıyorduk. İnsanlık için küçük moda dünyası için büyük olan birleşmeden ötürü hepimizi heyecan sardı. Moda severler bu haberi “hayaller gerçek oldu”, “annemle babam birleşmeye karar verdi” şeklinde paylaştılar. Herkesin favori tasarımcısı kendine ve evet göreceli ama sahi Miuccia ve Raf’a hayran olmayan biri var mıdır? Bu konuyu masaya yatırmalıyız ve modanın geleceği için ne anlam ifade ettiğini araştırmalıyız diye düşünürken hayaller büyüdü. Milano’ya gidip Miuccia Prada ve Raf Simons’la röportaj yapmak için bütün şartları zorlama kararı aldık. Fakat biz büyük kararlar alırken hayat bize “sakin ol” dedi ve tüm dünyayı saran korona virüsü akıl almaz bir boyuta ulaştı. Değil Milano’ya gitmek, evimizden dışarıya bile çıkamaz haldeyken bu yazıyı yazıyorum. Koltuklarımız yeni ofis masalarımıza dönüşürken kültürel değişimlere neden olacak bu birleşmeyi incelemeye ne dersiniz?

Önce her zaman yaptığımız gibi işin temelini öğrenmek için hikayeyi geri sardık. Ve fark ettik ki her iki tasarımcının da geçmişleri, kişisel hikayeleri, hayata bakışları ve dünyayı ele alış biçimleri paralellik gösteriyor. Prada’nın web sitesinde “provokasyon, cesur arayışlar, yeni fikirlerin gücü...” diye sonlanıyor bu birleşmeyi anlatan resmi açıklama. Kuruluşundan beri soy ismi sadece Prada olanlar markanın stratejik konumlarında görev almışken, Raf Simons Prada ailesine dışarıdan katılan ilk isim. Anlayacağınız Belçikalı sessiz ve utangaç çocuk modasal monarşiyi bozuyor. 

Prada tarihinde milat sayılan üç hikaye var. Birincisi 1978 yılında sadece bir valiz markasıyken Miuccia Prada’nın dizginleri ele almasıyla işlerin değişmesi ve ikonik çantaların yaratılması (geçen sezon küllerinden doğan nylon bag dahil). İkinci büyük değişim Bayan Prada’nın 1989’da ilk hazır giyim koleksiyonunu sunmasıyla yaşanıyor. Kültürler arası farkındalığı derin moda bilgisiyle birleştirdi ve işler o günden sonra tamamen değişti. Diğer bütün modaevleri, hazır giyim markaları, küçük tasarımcılar herkes ama herkes Prada’dan etkilenerek koleksiyonlarına şekil verdi. Trendlere ayak uydurmak değil onun yaptığı, trendleri yaratmaktı. Fikirleri, estetik algısının her zaman ötesinde oldu. Belki bilenleriniz vardır Miuccia Prada eski bir komünist. Dolayısıyla üniforma gibi görünen güçlü ve keskin silüetler onun yaptıklarını belki de en basit şekilde tanımlamaya yeter. Tabii ki efsanevi bir tasarımcı olmanız için sadece bunu yapıyor olmanız yetmez. O her zaman farklı dokunuşlarla olayın akışını değiştirmeyi bildi. Mesela Prada look’larını incelerseniz her zaman bir tuhaflık ve hatta çirkinlik olduğunu görürsünüz. Kimi zaman insanı rahatsız eden bir his. Küçük bir gıcıklık. Zevksiz olmak yeni zevkimiz olmadan çok önce o zaten bunları yapıyordu. Verdiği bir röportajda moda dünyasında en önemli şeyin kendini ifade etme biçimi olduğundan bahsediyor. “Çünkü kıyafetlerinizle sadece sosyal olayları değil aynı zamanda günümüzde neler yaşandığını ve o dönemin estetik algısını da ifade edebilirsiniz. Bu arada giyim stiliniz belki de kendinizle ilgili en az önem verdiğiniz konu olabilir, fakat başkalarının sizde gördüğü ilk şeydir. Başkalarını mutlu hissettirmek zorunda olmadığınızda özgün giyinirsiniz, istediğiniz gibi olursunuz. Bu da sizin ne kadar güçlü biri olduğunuzu ve kendinizden ne kadar emin olduğunuzu gösterir.” İşte bu bir hayat dersi değil de nedir?

KOLEKTİF DÜŞÜNCENİN GÜCÜ

Ve akışı değiştirecek olan üçüncü hareket: Raf ve Miuccia buluşması. Raf Simons’ın yıllardır yapmaya çalıştığı da, Miuccia’nın bahsettiği bu özgün stili yaratmak oldu. Trendlere, ekonomik kazançlara aldırış etmeden bir ruh halini ve zihniyeti görselleştirmeye çalıştı. “Prada giyinmemin nedeni sadece tasarımları sevmem değil, Miuccia’nın algısıyla ve bakış açısıyla bağ kurabilmem” diyor Raf Simons, 2016 yılında System Magazin’e verdiği röportajda. Anlayacağınız ikilinin arasındaki ilişki öncesine hatta daha da geçmişe dayanıyor; Simons’ın Jil Sander kreatif direktörlüğünü üstlendiği zamanlara. 2005 yılında, o dönemde Jil Sander’ın sahibi olan Prada Group, modaevinin başına Simons’ı getirdi. Markanın kazandığı ivme sayesinde ikilinin ilişkisi güvene ve kolay kolay bozulmayacak bir zemine dayandı. Ortak bakış açıları da devreye girince o günden beri birbirini her zaman destekleyen iki insana dönüştüler. “Bazen aklıma gelen bir fikirden bahsediyorum ve sonra bana diyorlar ki bunu Raf daha önce yaptı” diyor Bayan Prada. Kollektif zihin ya da ortak bakış açısı... Adını ne koyarsanız koyun sistemle derdi olan ve bunu ifade etmeye çalışan iki insanın hikayesi bu. “Kıyafetler pek de umurumda değil. Önemsediğim şey bir tavır sahibi olmak. Geçmiş, bugün ve gelecekle ilgileniyorum. Anıları geleceğin vizyonuyla birleştirip bugüne yerleştiriyorum” diyor verdiği bir röportajda. Peki ama Raf Simons bu güne kadar dümenine geçtiği modaevlerinden her zaman kalp kırıklıklarıyla ayrıldı? Bu tüketim temposuna ayak uyduramıyor mu yoksa moda devleri onun vizyonunu mu anlamıyor? Peki Simons Prada markasında tutunabilecek mi? Kült bir modaevinin başına böyle bir vizyona sahip bir adamın geçmesi moda nerd’leri için oldukça heyecan verici bir haber oldu. Marka ile olacak muhteşem uyumunu ve yapacaklarını hayal bile edemiyorum. Yaratıcılık yoksunluğu yaşadığımız ve aslında olabilecek her şeyin yapıldığı bir dönemde modanın tanrıları birleşince neler olacağını görmek için sabırsızlanıyorum. Dünyanın “muhteşem” gidişatı, 2020’nin hızlı başlangıcıyla sanırım bu yıl içinde aldığımız en heyecan verici haberlerden biriydi. Evet aynı zihniyetteler ama bu birliktelik tuhaf bir heyecan ve entrika hissi de yaratmıyor değil. İki çok güçlü insan, ikisi de fikirlerinden asla ödün vermeyen tipler. Aynı ipin üstündeler... Neler olacağını, bu birlikteliğin ne kadar süreceğini ve hayatımızı nasıl şekillendireceğini görmek için sabırsızlanıyoruz. Bu esnada gönül isterdi ki biz de Kanye West gibi, Raf Simons’un Riot Riot Riot yazan 45 bin dolarlık (evet yanlış okumadınız 45 bin!) bomber’ına ya da tasarımlarına rahatça ulaşabilelim. Var olan moda düzeninde değil belki ama bir sonraki moda devriminde neden olmasın... Çünkü belli ki değişen dünya sisteminde moda da bundan payını alacak. Birçoğu elenecek ama bazıları daha bugünden geleceği şekillendirecek. Raf Simons ve Miuccia Prada’nın güçlerini birleştirmesi kesinlikle bu işte rol oynayacak. Ve hayır, merak etmeyin 70 yaşındaki Miuccia emekliğe ayrılmıyor.

Yazı: Serli Gazer Boyacı

ELLE Türkiye Nisan 2020 sayısından alınmıştır.