Fotoğraflar: Fendi Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight
Maria Grazia Chiuri, Milan’daki Fendi çıkışında “Less I, more us” mesajıyla kolektif bir gardırop fikrini öne çıkardı. Kadın ve erkek koleksiyonunun birlikte sunulduğu bu defile, kişisel imzadan çok marka kimliğiyle kurulan bir diyalog olarak okunabilir. Ancak bu diyalog, Fendi’nin tarihsel mirasıyla kurduğu ilişkinin bugün nasıl algılandığı sorusunu da beraberinde getiriyor.
Koleksiyonun temelinde iyi kesim, net siluet ve zamansız parçalar vardı. Çift düğmeli ceketler, daralan etekler, askı detaylı tek düğmeliler ve hem kadın hem erkek üzerinde tekrar eden denim görünümler ortak bir stil dili oluşturdu. Siyahın hakimiyeti, dramatik bir jestten çok kontrollü ve yalın bir başlangıca işaret ediyordu. Bu, gösterişli bir yeniden icattan ziyade güvenli bir yapı inşasıydı.
Chiuri’nin geçmişte Valentino ve Dior’da geliştirdiği feminen ama güçlü terzilik anlayışı burada daha sade bir tona evriliyor. Siluetlerde bel hattını vurgulayan formlar dikkat çekiyor ancak genel yaklaşım iddiadan çok erişilebilirliğe dayanıyor. Askeri ve bohem referanslar, denim dokunuşlar ve gündelik dış giyim parçaları koleksiyonu daha geniş bir kullanıcı kitlesine açıyor.
Aksesuar tarafında ise arşivle kurulan bağ daha görünür. İkonik Fendi Baguette çanta yoğun işçilik detaylarıyla yeniden yorumlandı belki ama yeni yorumlar daha sade. Selleria geleneğine yapılan vurgu, markanın zanaat temelini hatırlatıyor. Küçük beyaz deri yakalar ise uzun yıllar markanın kreatif liderliğini üstlenen Karl Lagerfeld’e incelikli bir selam niteliğindeydi.
Defilenin en tartışmalı başlığı ise markanın hâlâ gerçek kürk kullanmasıydı. Lüks modada birçok modaevi hayvansal materyal kullanımını sonlandırmış ya da dönüştürmüşken Fendi’nin bu mirasla kurduğu ilişki hâlâ karmaşık bir zeminde duruyor. Markanın bazı parçaları yeniden işlenmiş materyaller üzerinden konumlandırma çabası dikkat çekse de günümüz tüketicisinin etik hassasiyetleri düşünüldüğünde bu alan hâlâ sorgulamaya açık kalıyor.
Fendi Sonbahar/Kış 2026 radikal bir kırılmadan çok temkinli bir yeniden konumlanma sunuyor. Güçlü terzilik, sade renk paleti ve işlevsel aksesuarlar markayı güvenli bir zemine taşıyor. Ancak asıl soru şu: Lüksün yeni tanımı zanaat ve mirasla birlikte etik şeffaflığı da zorunlu kılıyorsa Fendi bu dengeyi nasıl kuracak?
Chiuri’nin ilk adımı net ama ölçülü. Bundan sonrası, bu “biz” vurgusunun yalnızca estetik değil, değerler düzeyinde de karşılık bulup bulmayacağını gösterecek.