Belimi Sıkıyorsun!

Belinizi sıkıyor, dik durmanız için size emir veriyor.

19. yüzyılda İngiltere’de kadınlarının gardırobunun en değerli hazinesiydi korseler. Kadınların henüz seçme ve seçilme hakkının olmadığı, eşlerinin “malı” olarak tapulandığı bir dönemde, korseler kadınların hukuki alanda görmedikleri değere stilleriyle sahip olmalarını sağlıyordu. Bugünkü gibi ayakkabı ve çantanıza göre sosyo-ekonomik sınıfınız nasıl belirleniyorsa, o zamanlarda da giyilen korsenin kalitesine, kullanılan kumaşın pahalılığına göre anlaşılıyordu bu. Kadının hiçbir öneminin olmadığı bir dönemde metal parçalarla üretilen ve gayet rahatsız olarak değerlendirilen, hatta hamilelerin çocuklarını düşürmesine, kan dolaşımını etkilediği için bazılarının da bayılmasına sebep olan korseler, o dönem modadan ziyade kimlik kargaşasını çözerek kadının toplumdaki yerinin belirleyicisi oldu. Peki bir yüzyıl boyunca, kadın modasının simgesi olan bu korseler bir anda nereye gitti? Sağlık açısından sorun yarattıkları iddia edilen korseler, bugün neden bazı tasarımcılar tarafından yeniden kullanılmaya başlandı? Dış giyim olarak kullanılırken, neden birden iç giyime girdi ve fetişizm sembolü haline geldi? 1939 yapımı olan “Gone with the Wind”de Vivien Leigh tarafından canlandırılan Scarlett O’ Hara karakterinin incecik belini hepiniz hatırlıyorsunuzdur. Arkasındaki gayet şişman bir yardımcısının korseyi bağlamak için ipleri sıkı sıkı çektiğini ve ipleri bağladığını da hatırlıyorsunuzdur o zaman.

Etİketler