Hazırlayan: Muhammet Bozkurt
Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight, Loewe
Dsquared2, Anteprima
Moda bir süredir spor giyime uzaktan bakıyordu ancak bu sezon onu gerçekten anlamaya başladı. Çünkü İlkbahar/Yaz 2026 podyumlarında karşımıza çıkan sportif görünümler yalnızca estetik bir tercih değil, günümüz yaşam biçiminin bir yansıması gibi duruyor. Sürekli hareket halinde olan, gün içinde farklı hayatlara girip çıkan, sabah başka bir yerde, akşam başka bir ruh halinde olan insanların gardırobu gibi.
Area, Ambush, Loewe
Belki de bu yüzden sezonun sportif referansları fazla “spor” görünmüyor. Daha çok hayatın içine karışmış durumdalar. Loewe’de kısa şortlarla birleşen büyük montlar, Zomer’de renkli atletik siluetler, Coperni’de tank top ve düşük bel denim birliktelikleri ya da Lacoste’un geniş polo elbiseleri; tüm bu görünümler bir yere yetişmeye çalışan ama bunu yaparken stilinden de vazgeçmeyen insanları anlatıyor. Çünkü modern hayat artık bizden tek bir kimlik istemiyor. Gün içinde çalışıyor, sosyalleşiyor, yürüyüşe çıkıyor, toplantıya giriyor, havaalanına yetişiyoruz. Kıyafetler de tam olarak bu geçişlere uyum sağlamaya çalışıyor.
Bu sezonun sportif görünümleri spor salonundan çıkıp doğrudan şehir hayatının içine karışmış durumda. Ancak burada eski “athleisure” dönemindeki kusursuz wellness estetiği yok. Görüntü daha rahat ama aynı zamanda daha gerçek. Daha yaşanmış. MSGM’de mini şortlarla birleşen örgü katmanlar, Area’daki parçalanmış forma estetiği ya da Markgong’un kargo pantolonlarla eşleşen çizmeleri bu ruh halini çok iyi anlatıyor. Spor referansları korunuyor ancak artık performans fikrinden çok hareket halinde yaşama fikrine hizmet ediyorlar. Teknik parçalar yalnızca fonksiyonel görünmek istemiyor, günün temposuna uyum sağlayan bir siluet yaratmak istiyorlar.
Någonstans, Façon Jacmin
İnce Sneaker’larin Yükselişi
Bir süredir dev sneaker’ların geri çekildiğini hissediyorduk. Bu sezon ile birlikte bu değişim tamamen görünür hale geldi. İnce tabanlı sneaker’lar artık yeni şehir siluetinin temel parçalarından biri. Prada ve Miu Miu’nun feminen parçalarla birlikte kullandığı slim sneaker’lar, Dries Van Noten’de daha retro bir çizgiye kayıyor. Harry Styles’ın Dries Van Noten sneaker’larını sık sık giymesi bu dönüşümü görünür hale getirmiş olabilir ancak burada daha büyük bir değişim var: insanlar artık daha hafif hissetmek istiyor. Kalın tabanların agresif görüntüsü yerini daha sade, daha hızlı ve daha hareketli bir tavra bırakıyor.
Lueder, Loro Piana
Teknik Kumaşlar Daha Duygusal
2026’nın sportif dili sert değil. Sezonun en dikkat çekici
Natasha Zinko, Markgong
Bir diğer dikkat çekici nokta ise modaevleri ile spor markaları arasındaki sınırın giderek silinmesi. On x Loewe birlikteliğinden sonra şimdi Onitsuka Tiger x Versace işbirliği konuşuluyor. Japon teknik hassasiyetinin İtalyan moda diliyle birleşmesi bile modern hayatın hibrit yapısını anlatıyor. Artık hiçbir dünya tamamen birbirinden ayrı değil. Vintage hissi verilen yüzeyler, yıkanmış dokular, ince sneaker siluetler ile spor parçalar artık eskisi kadar steril olmayacak. Biraz yorgunluk, biraz hız, biraz günlük hayat hissi taşıyorlar.
Meryll Rogge, Ssey Miyake, Msgm
İlkbahar/Yaz 2026 sezonunda spor giyim bir trend gibi durmuyor. Daha çok modern hayatın temposuna verilmiş stil sahibi bir cevap niteliğinde. Çünkü kıyafetlerden yalnızca iyi görünmeleri beklenmiyor, bizimle birlikte hareket etmeleri de bekleniyor. Ve sezonun asıl sorusu tam olarak bu: Bugünün dünyasında sürekli hareket halinde olmak gerçekten özgürlük mü, yoksa durmayı unuttuğumuz yeni bir yaşam biçimi mi?
*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.