Bu sezon New York’ta dikkat çeken ortak bir jest vardı: Modellerin elleri doluydu. Ancak bu kez elde taşınanlar klasik clutch’lar ya da mikro çantalar değildi. Sonbahar/kış 2026 koleksiyonlarında tasarımcılar, gündelik hayatta zaten elimizden düşmeyen objeleri podyuma taşıdı.
Aslında bu fikir sandığımızdan daha tanıdık. Kendimi bu durumda sık sık buluyorum: Sabah ofise girerken zaten büyük bir çanta taşımıyormuşum gibi, bir elimde telefon ve kulaklık, diğer elimde kahve, olmayan bir elimle de cebimden ofis kartımı çıkarmaya çalışıyorum. Ya da eve dönerken çiçek aldığım bir gün, çiçekler ezilmesin diye onları bir elimde tutup diğer elimle kalan her şeyi dengelemeye çalışıyorum. Küçük bir jonglörlük anı. Şehirde yaşayan herkesin bildiği bir refleks.
Elde kahve, kitap ya da çantaya sığmayan bir şalı sokakta görmek sadece “normal”. Ancak bu sezon tasarımcılar bu normalliği bilinçli bir görsel dile dönüştürerek defilelere taşıyor.
Leblancstudios Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight
Bazı markalar bu yaklaşımı doğrudan şehir temposuna bağladı. Jane Wade defilesinde modeller, markalı su şişeleri ve enerji içecekleriyle yürüdü. Collina Strada’da bir model yarı içilmiş kombucha şişesiyle sanki bir New York bakkalından yeni çıkmış hissi yaratıyordu. Aknvas koleksiyonunda ise taşlı su şişeleri, seyahat temasını destekleyen suni kürk aksesuarlarla birlikte sunuldu.
Jane Wade, Collina Strada, Aknvas, Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight
Bazı objeler koleksiyonun anlatısını güçlendirmek için vardı. Diotima’nın “Femme Cheval” başlıklı koleksiyonunda modeller kırbaçlar taşıdı; referans noktası Wifredo Lam’ın aynı adlı eseriydi. Zankov da benzer bir aksesuar kullanımına gidip modelin görünümünü kırbaç ile tamamlamayı seçmişti.
Gabe Gordon defilesinde elde taşınan buz patenleri ise “Frostbite” temasını görsel olarak tamamladı. Şu sıralar herkesin dilinde olan "Heated Rivalry" dizisinin fanlarının hoşuna gitmiştir sanıyorum.
Gabe Gordon Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight
Daha gündelik bir okuma ise J. Press’ten geldi. Koleksiyonun çıkış noktası olan “Ivy preppy” ruhu şemsiyeler, kitaplar ve müzik enstrümanları gibi sıradan Ivy okulu öğrencisi nesnelerinde okunuyordu. Derslere yetişmeye çalışan bir öğrencinin ellerindeki eşyalar bu kez stilize edilmiş bir podyum anına dönüştü. Ancak kürek takımı sporcusu gibi gözüken birinin elinde kürekle çıkması, bizim kolaylıkla görebileceğimiz bir an değil.
J. Press Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight
Objelerin en yoğun kullanıldığı şovlardan biri ise AWGE’ydi. A$AP Rocky imzalı koleksiyonda modeller kasklar, kahve bardakları ve bebek arabası taşıdı. Günlük hayat ile sahne estetiği arasındaki çizgi bilinçli olarak bulanıklaştırıldı. Üç çocuk babası A$AP Rocky kendi hayatından ve günlük rutinlerinden ilham almış olmalı.
Daha şiirsel bir yaklaşım ise Cult Gaia’dan geldi; modeller çiçekler ve bahçe ekipmanlarıyla yürüdü. Bu görüntü, eve dönüş yolunda çiçek taşımaya çalışan birinin hafif telaşını hatırlatacak kadar tanıdıktı.
Cult Gaia Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight
Bu eğilim ilk bakışta eğlenceli bir aksesuar oyunu gibi görünebilir. Ancak aynı zamanda daha geniş bir soruya işaret ediyor: Moda, günlük hayatın gerçekliğini ne kadar içeri alabilir? Çantanın içine sakladığımız nesneleri görünür kılmak, stilin daha performatif ama aynı zamanda daha dürüst bir halini mi öneriyor?
AWGE Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight
New York Moda Haftası bu sezon bize şunu hatırlattı: Moda bazen en güçlü ifadesini en sıradan nesnelerde bulabilir.