Hazırlayan: Muhammet Bozkurt
Trend raporları genellikle renk ya da siluet üzerinden okunur. Bu kez odakta teknik var. Podyumlar el işçiliğinin çağdaş bir yorumu etrafında birleşiyor. Minimal kombinlerin bile güçlü görünmesinin nedeni burada saklı: Dramatik kesimler yerine dokusal yoğunluk öne çıkıyor. Sezonun dili net, yüzey boş bırakılmıyor, tasarım detay üzerinden konuşuyor.
Isabel Marant
Launchmetrics Spotlight
Işığı Tutma Arzusu
Moda tarihinde bazı detaylar vardır, bir dönemi süslemekten fazlasını yapar, zamanı yakalar. Bu da onlardan biri. Işığı tutar, hareketi çoğaltır, bedeni yalnızca giydirmez, anlatır. Bugün boncuk işlemeciliğini her yerde görüyor olmamız bir tesadüf değil. Bu, dokunun geri dönüşü değil zanaatın yeniden sahneye çağrılması. Bahar hazır giyim koleksiyonlarında boncuk işlemeleri, püsküller, 3D nakışlar ve dokusal detaylar podyumları neredeyse ortak bir dilde buluşturdu. Londra Moda Haftası’nda işlemeli, süslü elbiselerin yüzde 98’lik büyüme göstermesi ve yüzde 11,2’lik görünürlük elde etmesi, bu dilin artık marjinal değil, merkezde olduğunu kanıtlıyor. Erdem, Dilara Fındıkoğlu ve Bora Aksu gibi tasarımcıların etkisiyle Londra podyumlarında da yükselen bu estetik, yalnızca görsel bir zenginlik değil geçmişle kurulan bilinçli bir bağ.
Valentino
Launchmetrics Spotlight
Hareket Eden Zanaat
Boncuk, tarih boyunca durağan olmadı. Yaklaşık 45 bin yıl öncesine, Üst Paleolitik Dönem’e uzanan bu teknik, kabuk, kemik ve taşlarla başladı. İnsan, ilk kez giysiyi yalnızca koruyucu değil, anlatıcı bir yüzey olarak kullandığında, boncuk da hâlâ oradaydı. Bugün gördüğümüz her parlak detay, bu uzun hafızanın çağdaş bir yorumu. Sezonda bu yorum özellikle hareket üzerinden okunuyor. Art deco ve jazz age referansları, püsküller, saçaklar, düşük bel siluetler ve tüy detaylarıyla birleşiyor. Tory Burch, Victoria Beckham ve 16Arlington gibi markaların koleksiyonlarında boncuk, yalnızca işlenmiş bir yüzey değil yürüdükçe yaşayan bir unsur. Hareket eden bedenle birlikte titreşen, ışığı çoğaltan bir yapı. Isabel Marant’ta totemik boncuk nakışlar ve püsküller, siluetlere neredeyse ritüelistik bir güç katıyor. Chanel, inci ve boncuk ipliklerle işlenmiş parçalarla, Coco Chanel’in “Takı, sadeliği zenginleştirir; boncuklar ise ışığı giysiye nakşeder” sözünü günümüze taşıyor. New York cephesinde Monse, Luar ve PatBo da boncuğu modern bir zanaat pratiği olarak konumlandırıyor.
Luar
Launchmetrics Spotlight
O ARTIK ANA KARAKTER
İlkbahar/yaz sezonunun en çarpıcı kırılma noktalarından biri, boncuğun kıyafetten taşarak aksesuarın ana karakterine dönüşmesi. Bu sezon çantalar yalnızca tamamlayıcı değil adeta giyilen parçalar. Chanel ve Louis Vuitton sonbahar/kış 2025 sezonunda bu dalganın erken habercileriydi. 2026’da ise etkisi tam anlamıyla görünür hale geliyor. Boncuk kova çantalar, küçük kese formlarıyla sezonun hitlerinden biri olmaya aday. Giambattista Valli’nin boncuklu sandaletlerinden Valentino’nun clutch’larına, Aje’nin bluz ve çantalarından Fendi ve Etro’nun dokulu aksesuarlarına kadar bu detay her yerde. Dries Van Noten’de gömlek ve ayakkabılara taşınan boncuklar, Philipp Plein’de denimle buluşuyor. Cynthia Rowley’de küpelerde karşımıza çıkıyor. Daha sade giyinmeyi tercih edenler için ise bu trendin en güçlü tarafı şu: Çılgın bir görünüm şart değil. Sade, abartısız bir kombin, boncuk işlemeli bir çanta, ayakkabı ya da Gentle Monster’ın FKA Twigs ile işbirliğinden çıkan boncuk detaylı “Bouquet” koleksiyonundan bir gözlükle bambaşka bir hale bürünebiliyor. Görünüm adeta çiçek açıyor. Staud’un bu sezon hak ettiği değeri görmeye başlaması da tesadüf olmayacaktır; markanın birçok çantası boncuk üzerine kurulu, kendi içinde tutarlı bir dünya anlatıyor.
Gentle Monster
NEDEN ŞİMDİ?
Asıl soru, boncuk şimdilerde neden bu kadar görünür oldu? Bu hızlı yükselişin sebebi nedir? Belki de cevap, genel olarak modanın hızında saklı. Hızlandıkça yüzeyselleşen bir sistemde, el emeği göz nuru olan her şey her geçen gün daha kıymetli hale geliyor. Boncuk, zaman isteyen bir işçilik. Sabır istiyor. Tekrarı sevmiyor. Ve tam da bu yüzden, bugün bu kadar güçlü. Bu trend yalnızca estetik bir tercih değil zanaatın yeniden hatırlanma arzusu. Modaevleri için bu, “Biz kimiz?” sorusuna verilen sessiz ama net bir cevap. Tüketici içinse dokunabileceği, hissedebileceği, hikayesi olan bir parça. Boncuğun asıl gücü burada yatıyor: Ne bağırıyor ne susuyor. Işığı tutuyor, hareketle konuşuyor. Ve bize şunu fısıldıyor: Bazı detaylar yalnızca süs değildir, zamanın kendisidir.
Bu yazı ELLE Türkiye Mart sayısından alınmıştır.