Fotoğraflar: Getty Images
“Bütün Amerika halkları: birleşin.”
Bad Bunny, Super Bowl LX Halftime şovunu yalnızca bir müzik performansı olarak değil, Latino kimliğine adanmış güçlü bir kültürel anlatı olarak kurguladı. Dünyanın en çok izlenen sahnelerinden birinde, baştan sona İspanyolca bir performans sergileyerek Super Bowl tarihinde bir ilke imza attı. Bu tercih, başlı başına bir duruştu.
Santa Clara’daki Levi’s Stadium’da gerçekleşen, Harriet Cuddeford kreatif direktörlüğünde ve Yellow Studio prodüksiyonu tarafından gerçekleşen Apple Music Super Bowl LX Halftime şovu, izleyiciyi ilk andan itibaren Porto Riko’ya taşıdı. Performans, Bad Bunny’nin çimlerin arasından ilerleyerek sahneye girmesiyle açıldı. Bu sahne, adanın tarihindeki şeker kamışı ve meyve tarlalarına; Porto Riko’nun tarım işçilerine ve emek mirasına doğrudan bir göndermeydi. Sahnedeki işçiler, geçmişten bugüne uzanan görünmez emeği temsil ediyordu.
Anlatı ilerledikçe semboller derinleşti. Dansçıların bir elektrik direğine tırmandığı an, Porto Riko’nun yıllardır yaşadığı elektrik kesintilerine ve altyapı krizine işaret ediyordu. Bad Bunny bu sırada “El Apagón”u seslendirdi; kelime anlamıyla “elektrik kesintisi” olan bu şarkı, aynı zamanda Porto Riko ve ABD yönetimlerinin adaya yönelik ihmaline açık bir eleştiri niteliğindeydi.
Gösterinin en dokunaklı anlarından biri, bir ailenin Bad Bunny’nin Grammy konuşmasını televizyondan izlediği sahneydi. Sanatçı, Grammy ödülünü ailenin küçük çocuğuna uzattı. Beş yaşındaki Liam Conejo Ramos, ocak ayında ICE tarafından gözaltına alınmış, protestoların ardından serbest bırakılmıştı. Bu jest, son dönemde ABD’de ICE’ın mağdur ettiği göçmen ailelerin yanında durduğunun bir işaretiydi.
Sahne tasarımı, renkli Porto Riko bodega’larıyla adanın gündelik yaşamını yansıtıyordu. Gösteri sırasında gerçekleşen gerçek bir düğün, anlatının merkezindeki birlik temasını pekiştirdi. Düğünün ortasında, iki sandalyeyi birleştirerek uyuyan bir çocuk görüntüsü (bizim coğrafyamıza da son derece tanıdık olan bu sahne) kültürler arası ortak duygulara bir işaretti. Sevginin en somut kutlamalarından biri olan düğün, yoğun kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemde bilinçli bir tercih olarak sahneye taşındı.
Bad Bunny’nin kurduğu “La Casita”, Latino kültürünün buluşma noktası haline geldi.
Cardi B, Jessica Alba, Karol G, Pedro Pascal gibi isimler bu evrenin parçası olurken Ricky Martin sürpriz bir şekilde sahneye çıkarak performansa eşlik etti.
Lady Gaga ise “Die With a Smile” parçasını salsa düzenlemesiyle seslendirdi; performans, Bad Bunny ile paylaşılan enerjik bir salsa dansı ile devam etti.
Finalde Bad Bunny, “Tanrı Amerika'yı Korusun!” dedikten sonra Kuzey, Orta, Güney ve Latin Amerika’daki tüm ülkeleri tek tek saydı. Mesaj netti: Amerika yalnızca ABD’den ibaret değil. Sahnedeki dev panoda beliren cümle de bu duyguyu özetliyordu: “Nefretten daha güçlü tek şey sevgidir.”
Moda da bu çok katmanlı anlatının bir parçasıydı. Bad Bunny, Storm Pablo ve Marvin Douglas Linares tarafından bir araya getirilen özel yapım Zara görünümler ve kendi tasarımı Adidas BadBo 1.0 sneaker’larla sahnedeydi. Lady Gaga, Raul Lopez imzalı Dominik Cumhuriyeti markası Luar tasarımı bir görünüm tercih etti. Dansçıların bir kısmı ise yerel bir Porto Riko markası giyiyordu. Seçilen her marka, anlatının kültürel kökleriyle bilinçli bir bağ kuruyordu.
Bad Bunny, Takım: özel yapım ZARA
Lady Gaga, Elbise: özel yapım LUAR
Bu şov, basit bir eğlence anından çok daha fazlasıydı. Porto Riko’nun sesi, Latino kimliği ve kolektif hafızası; müzik, moda ve semboller aracılığıyla küresel bir sahneye taşındı. Parti, bu kez yalnızca bir kutlama değil; bir direniş biçimiydi.