HANDE ERÇEL BEMBEYAZ GÜLÜŞÜYLE BAHARA ÇOK YAKIŞIYOR!

Hande Erçel ile Mart sayımızda baharı karşıladığımız bir çekim ve röportaj yaptık.

Ben senin en çok / gülüşünü sevdim / Sevindiren, içinde / umut çiçekleri açtıran. Ümit Yaşar Oğuzcan

Şair haklı. Gülüşüyle ilham veren kadınlar lazım dünyaya. Özgüvenini, tutkusunu ve olumlu enerjisini yaşadığı ana ve ürettiği işe yansıtan, hissettiğini hissettiren kadınlar. Tıpkı henüz altı sene önce hayatımıza giren, farklı karakterler giyindikçe kendini de nasıl keşfettiğini ve geliştirdiğini yakından takıp ettiğimiz genç oyuncu Hande Erçel gibi. Özlemle beklediğimiz bahar renklerini onun doğal çekim gücüyle kucaklıyoruz.

Cumartesi akşamları keyifle izlediğimiz Sen Çal Kapımı dizisindeki ekip arkadaşların seni çok çalışkan ve disiplinli buluyormuş. Dışardan bakınca da başarı odaklı, özgüvenli bir alfa kadını gibi duruyorsun, öyle misin?

Dışardan öyle görünüyor olabilir, işime duyduğum saygıdan dolayı ilk günden beri disiplini çok önemsiyorum.

Partnerin Kerem Bürsin ile açtığınız son canlı yayını seyrettim, “set bekliyor” diye yayını hep kesmek istiyordun. Çalışırken sıkı kuralların var mı, nelere dikkat edersin?

O canlı yayında biraz espriyle karışık bir şeydi aslında o. Ama genel olarak ben çok dakik biri olduğum için çalışırken kimseyi, özellikle de çok yorulan set ekibini bekletmemeye, her şeyin zamanında ve yerinde olmasına özen gösteriyorum.

Canlandırdığın Eda karakterinin en çok hangi yönlerini seviyorsun?

Eda başına ne gelirse gelsin kendi doğrularıyla hareket eden, kendi inandıkları uğruna savaşan bir karakter. Onun bu azmini çok seviyorum.

İki karakter de birbirlerine olan aşkla değişip dönüşüyorlar. Sence bu yüzyılda aşkın gerçekten böyle bir gücü var mı?

Aşkın gücüne her zaman inanıyorum. Yüzyıllar boyunca birçok aşk efsane olmuş, hikayeleri nesilden nesile aktarılarak kültleşmiş. Biz de kendi yüzyılımızda kendi efsane aşklarımızı yaratabiliriz diye düşünüyorum.

Serkan gibi hafızanı kaybetsen, aklından nelerin silinmesini isterdin?

Aklımdaki her anı benim bir parçam... Beni daha da olgun ve insan kılan çok fazla anım var, birini bile kaybetmek istemem doğrusu.

Bir rolün bittiğinde o kadın tamamen hayatından çıkıyor mu? Yoksa seninle yaşamaya devam ediyor mu?

Oynadığım her karakter benim arkadaşım oluyor. Bazen karşılaştığım durumlarda oynadığım karakterlerin tepkilerini düşünüyorum mesela. Yani sorunun cevabı evet, ekran ömrü bitse bile aslında her karakter benimle yaşamaya devam ediyor.

Nasıl bir senaryo okuma yöntemin var, değerlendirirken önceliklerin neler oluyor?

Ben senaryoyu geldiği gibi okurum. İki gün geçse dayanamam, o yüzden asla masamın üzerinde bekletemem ve bir an önce bitirmeye çalışırım. Gözümü kapadığımda o işin içinde olmak isteyip istemediğimin cevabına göre de kararımı veririm. Yani içgüdülerim devrededir.

Repo günlerini nasıl geçirirsin? Neler yaparsın? Kafanı işten kolayca uzak tutabiliyor musun?

Sabah erkenden bütün işlerimi halledip sonra köpeklerimi ve Mavi’yi görüyorum. Bunlar dışında pek bir şeye zamanım kalmıyor zaten.

Eve geldiğinde ilk ne yaparsın?

Sette çok yoruluyoruz. Eve geldiğimde mutlaka bir saat de olsa kendime ve köpeklerime zaman ayırmaya çalışıyorum. Sonra zaten nasıl uyuduğumu bilmiyorum. :)

Modayı ve trendleri takip eder misin? Örneğin ilkbahar-yaz 2021 koleksiyonlarından kendin için beğendiğin detaylar oldu mu?

Sıkı sıkıya takip etmem açıkçası. Gözüme çarpan parçalar olursa alırım.

Günlük moda stilini nasıl tanımlarsın?

Basic ve cool parçalar giymeyi seviyorum. Rahatlık çok önemli. Karantina döneminde de rahat kesimlere, kapüşonlu sweatshirt’lere, düşük omuzlu ve oversize üstlere çok alıştık doğrusu.

Kendine en çok yakıştırdığın renkler?

Modanın zamansız renk çifti siyah-beyaz kombinasyonu vazgeçilmezim. Pastel ve uçuk renkleri de sık kullanıyorum.

Gardırobunda en çok hangi parçalar var?

Jean’lerim çok fazla!

Hayatta giymem/takmam dediğin bir şey var mı?

Yok. Bedenime ve tenime yakıştığını hissediyorsam ve o günkü enerjime uyuyorsa, her şeyi giyerim.

Dizideki styling için referanslarınız nelerdi, kiminle çalışıyorsun?

Eda çok kendine has bir karakter, ve kendi tarzını kendi yaratan bir kız. Onun dünyasını giyim stiline nasıl yansıtabileceğimizi stylist Nilayko (Nilay Koçak Meral) ile çalıştık. Benimle Eda arasındaki dengeyi çok iyi kurdu.

Gece davetleri ya da kırmızı halılar için nasıl hazırlanırsın, özel gecelerde ne tarz giyinmeyi seversin?

Benim hazırlıklarım hep çok ani oluyor. Son iki gün kala hazırlanabiliyorum, o yüzden ekibim hep çok sıkışıyor maalesef. Çok feminen bir tarzım yok, içinde rahat, özgür ve mutlu hissettiğim modelleri tercih ediyorum.

Stilini beğendiğin isimler?

Jane Birkin’in abartısız natürelliğini çok beğeniyorum. Sokak modasına yön veren en önemli isimlerden Alexa Chung ve klasik görünümlere eklediği küçük bir dokunuşla rock-chic tarza bürünüveren Fransız model ve it-girl Camille Rowe da giyim stilini beğendiğim isimlerden.

Güzellik ve bakım ritüellerin var mı?

Mutlaka temiz ciltle uyumaya özen gösteririm, bol su içerim ve cildimi dinlendirip beslemek için güzel kokulu aromatik yağlar kullanırım.

Signal ile çok keyifli bir işbirliğiniz başladı, yollarınız nasıl kesişti?

Signal ile White Now serisinin “Anında Bembeyaz Gülüşler” kampanyası için bir araya geldik. Bu yeni yolculuk beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Bembeyaz bir gülüşün verdiği güven ve bu gülüşün yaşattığı pozitif etki benim hayatıma hep güzellikler kattı. İstiyoruz ki Signal White Now ile bu birlikteliğimiz gülüşün güzel etkilerini hatırlatsın ve çoğaltsın.