MAVİ SAÇLI TINKER BELL: FARAH ZEYNEP ABDULLAH

Kasım sayımızın kapak kızı Farah Zeynep Abdullah ile Kazdağları'nda buluştuk...

Yazı: Zeynep Üner


Farah Zeynep Abdullah’ı Kazdağları’nda çekime davet ederken aklımızda pek çok fikir vardı fakat ormanlara bir masal kahramanı kadar çok yakışacağını beklemediğimi itiraf ediyorum. Masumlar Apartmanı’nın İnci’si meğer bir orman perisine de dönüşebiliyormuş. İşin sırrı mavi saçında mı, onu da sordum…

Kazdağları’nda, Adatepe köyünde, doğanın ortasındayız. Doğanın ortasında derken abartmıyorum. Bu sayfalarda fotoğraflarda gördüğünüz göl, orman, tepeler ve zeytinliklerin hiçbirine araç girişi yok.

Farah Zeynep Abdullah kapak çekimini Kazdağları’nda yapmak istediğimizde aklımızda iki düşünce vardı. Masumlar Apartmanı ile daha ilk haftadan en çok izlenen dizi koltuğuna oturan yapımın yeteneklerinden birini, Farah’ı kapağa taşımak ve bu çekimle bir de mesaj vermek. Bir çeşit “dur!” mesajı. Doğanın dengesine, cevherlerine kimse dokunmasın, ağaçlara dokunulmasın, hayvanlara dokunulmasın, fikirlerimize dokunulmasın, kendimizle ne yaptığımıza dokunulmasın, çok sevdiğimiz geleneklerimize, değerlerimize dokunulmasın gibi bir dileğimiz vardı ve bunu kapağımıza taşımak istiyorduk… Tam da bu sebeple Kazdağları’nı seçtik. Kendimizi ifade etmek için, korumaya çalıştığımız, ülkenin en önemli oksijen kaynaklarından birinde gerçekleştirecektik çekimi.

Öncesinde her detayı çalışmıştık ancak asıl sürprizle çekim anında karşılaştık. Farah ve ormanın birbirine bu kadar çok yakışacağını beklemiyorduk. Farah gerçekten elf’e, bir orman cinine benziyor. Hem gözleri hem burnu yukarıya doğru çekik. Gülüşü peri gibi. Vücut hareketleri, kahkahaları da öyle. Ağaçların arasında koşmaktan aldığı zevk, suyun içinde yaptığı oyunlar bize özel bir Peter Pan performansı izlemek gibi geldi.

Bir yandan da gerçek bir maceranın içindeyiz. Dağ bayır yürüyoruz. Hiç kimsenin geçmediği, ulaşılması zor yerler arıyoruz. Yürümeyip arabayla gidelim dediğimiz yerde arabamız ya kayalıklara takılıyor ya çukura düşüyor (abarttığımı düşünmeyin). Haftada 160 dakikalık bir dizinin çekimlerinde başrolde yer alan Farah, her şeye uyumlu ve her konuda disiplinli. Bir gece önce geç saate kadar fitting yapıyoruz. Sabah erken saatte saç ve makyaja oturuyor. Her plan değiştiğinde, gerçekten “hiking” yaptığımız için saçı ve makyajı yenileniyor. Bu kadar uyumlu birini bulunca biz de gerçekten tüm şartları zorluyoruz.

Gece geç saatlerde sohbet etme fırsatı buluyoruz. Diziden, Masumlar Apartmanı’ndan başlıyoruz. Sahi Farah, uzun zamandır dizi ve film yapmıyordu… Bu arada epey de sağlık sorunlarıyla uğraştı. Bağırsak mantarı (ki çekenin bildiği, iyileştikten sonra bile bakteri kapmamak için çiğ fındık fıstığı bile fırınlayarak yemeniz gereken bir süreç), ayağına giren cam sebebiyle geçirdiği ameliyat gibi. “Ayağım neyse de bağırsak mantarıyla psikolojim de çok bozuldu o dönem” diyor. Önce fazlasıyla kilo kaybediyor, hem sağlıksız hem güvensiz hissediyor, toparlanmaya çalışıyor; ayağından geçirdiği operasyondan sonra da hareketsiz kalınca kilo alıyor.

“Kilo verince ah yazık kilo al, kilo alınca da bir beğenmemezlik. Tweet attım bu konuyla ilgili. O zaman daha çok fark ettim; herkes kendi Çok yazık, acayip bir baskı kuruluyor kadınların üzerine, sadece fiziği, görüntüsüyle ilgili. Oysa sağlıklı ve mutlu olmamız değil mi önemli olan?”