"Tarih ve ihtişam arasındaki oyun yeni bir etki setiyle evrilerek farklı referansları bünyesine alıyor." işte Jonathan Anderson'ın dün sunduğu sonbahar/kış erkek koleksiyonu bu cümlelerle başlıyor. Jonathan Anderson'ın Maison'u tekrar kodlayış biçimine ise bir süredir tanıklık ediyoruz.
Markanın DNA'sına gençlik aşısı vurulurken ilham sadece günümüzden alınmıyor. Anderson'ın referans havuzunun içinde modern kadın siluetlerinin şekillenmesinde büyük rol oynayan ve mirası 20. yüzyıl başlarına uzanan bir kişi var: Paul Poiret.
Dior
Resmiyet kodları, Dior’a özgü imzalar, Paul Poiret’den gelen yankılar ve denimle parkaların buluşması, ilk bakışta çelişkili görünen fikirleri aynı çatı altında toplamayı başarıyor. Siluetler ince ve kontrollü; uzatılmış ceketler, bilinçli şekilde küçültülmüş blazer’lar, fraklar, kısa Bar ceketler ve dar kesim pantolonlar koleksiyonun odak noktasındaki tasarım öğelerinden.
Anderson maskülen ve feminen çizgiler arasındaki mesafeyi dinamik bir enerjiyle bulanıklaştırıyor. Giyinmişlik ile soyunmuşluk hissi arasında bir oyun kuruluyor; takımlar, lavallière gömlekler ve yeleklere ek olarak, pantolon yerine kullanılan dar parçalar bu yaklaşımın stratejisini belirliyor.