DÜNYA BÖYLE DAHA GÜZEL!

22 Nisan Dünya Günü için Çiler Geçici ve Mehmet Kırali ile dünyadan, Afrika seyahatlerinde iPhone 11 Pro ile çektikleri fotoğraflara uzanan, ilham verici bir sohbet gerçekleştirdik.

1968 yılında Amerika Santa Barbara kıyısı açıklarına 12 milyon litre petrol döküldü. Dünyamızın o güne kadar karşılaştığı en büyük çevre felaketlerinden biriydi. 10 bini aşkın kuş, fok balığı, deniz aslanı yok oldu... Bu olaydan sonra aktivist John McConnell 1969 yılında UNESCO Dünya Konferansı sırasında  22 Nisan'ın Dünya Günü olarak kabul edilmesini sağladı. Dünya Günü'nün bu yıl önemi daha büyük. Şunu baştan kabul edelim bu konuda farkındalığımız çok düşük ve doğaya en çok insan zarar veriyor. Oysa biz düşünen, düşündüğünü düşünebilen gelişmiş canlılarız. Öyleyse neden içinde yaşadığımız dünyaya en çok zarar veren biz oluyoruz? Bunun sonuçlarını düşünemeyecek ya da öngöremeyecek teknolojimiz yok değil... Bir hırsa kapıldık ve frenlerimiz boşalmış gibi tüketiyoruz, yarınlar yokmuş gibi günlük yaşıyoruz ve hem kendimizi hem gelecek nesilleri hem de doğadaki canlıları yok ediyoruz. Biz COVID-19 sebebiyle ortadan yok olduğumuzda Venedik kanallarındaki sular temizlendi, yunusları ve kuğuları çıplak gözle görür olduk, hava kirliliği İstanbul'da yüzde 30 azaldı, Kanada'da çok sık görülmeyen katil balina bile kıyıya yakın yerlerde görünür oldu. 

Uzun lafın kısası, çevreye verdiğimiz rahatsızlık ile ilgili farkındalığımız belki de hiç olmadığı kadar arttı. Tam da bu döneme denk gelen 22 Nisan Dünya Günü vesilesiyle iki gezgin ile sohbet etmek istedik: Çiler Gecici (@audiosoup) ve Mehmet Kırali (@civilking)... Seyahat ve fotoğrafı hayatının merkezine koyan çift, dünyanın dört bir yanından fotoğrafları bizimle paylaşıyor. Instagram hesaplarında gezinirken sanal bir dünya turuna çıkmış gibi oluyorsunuz. Fotoğraflar sizi içine çekiyor. Özellikle salgından önceki Afrika seyahatleri sırasında iPhone 11 Pro ile çektikleri ve sayfanın devamında da göreceğiniz fotoğraflar ve ultra gerçek video dünyanın büyülü güzelliğine bakıp kendimize sorular sormamıza sebep oluyor. Biz de öyle yaptık, Dünya Günü için Mehmet ve Çiler'in "dünyadan" verdiği örneklere dikkat edin... 

ELLE: Kurumsal hayatı bırakıp seyahat ve fotoğrafa yöneldiniz. Birlikte dünyayı gezip Instagram’da harika fotoğraflar paylaşıyorsunuz. Kırılma noktanız ne oldu, hayatınızın bu dönemine nasıl karar verdiniz?

Mehmet Kırali: Sadece para kazanmak için yaptığım işi yaklaşık 20 yıldan sonra değiştirmek ile ilgili zaten bir arayış içerisinde idim. Sinema ile ilgili bir şeyler vardı kafamda, Instagram tam bu dönemin ortalarında fotoğraf aşkımla tam anlamıyla pişti oldu. Başta sadece eğlence olarak kullanırken kısadır süre sonra bir işe dönüşeceğini fark etmiştim zaten.

Çiler Geçici: Ben çalıştığım işler konusunda hep çok şanslı oldum ve her zaman hayalimdeki işin peşinde koştum. Çok uzun yıllar müzik direktörlüğü yaptığım için gece çalışıyordum ve özellikle son yıllarda konser fotoğrafları çekmeye başladım. Daha sonra Instagram’ın ilk kullananlarından biri oldum ve paylaştığım fotoğraflara her zaman çok özen gösterdim. Aslında bir kırılma noktası olmadı her şey kendiliğinden gelişti.

ELLE: 22 Nisan Dünya Günü… Seyahat ettiğiniz şehirler veya ülkelerde aklınızda kalan doğa dostu uygulamalar nelerdir? Bu farkındalık hangi ülkelerde daha fazla sizce?

Bu konuda bilhassa Kuzey Avrupa ülkelerinin farkındalığının daha çok olduğunu düşünüyoruz. Amsterdam, Kopenhag gibi şehirlerde bisiklet kullanımının onlara ayrılan yollar ve önceliklerle müthiş desteklenmesi, yine bu şehirler ve Kuzey Avrupa ülkelerinde yakın zamanda fosil yakıtların yasaklanması, karbon nötr hale gelmesi ilk aklımıza gelenler. Bu konuda Almanya’nın Freiburg şehri aldığı ödüller, yaptığı başarılı uygulamalarla dünyadaki en iyi örneklerden biri. Yaptığı bu başarılı uygulamalardan dolayı temiz enerjinin başkenti olarak anılıyor.

ELLE: Bu yıl Dünya Günü’nde Dünya ile her zamankinden daha farkında bir ilişkimiz var. Tam iklim krizi en sonunda insanların radarına girmişken bu kez tüm gezegen salgınla boğuşmaya başladı. İnsanlar evlerine çekildikçe Venedik’te sular berraklaştı, kuğular ortaya çıktı, Hindistan’da hava kirliliği azalınca Himalayalar yine görünmeye başladı vs. Sizin bu Afrika gezinizde gözlemlediklerinizi, Dünya Günü vesilesiyle dile getirmek istediklerinizi paylaşır mısınız? 

Bu salgın öncesi iklim krizinin insanların radarına girdiğini düşünmüyoruz. En azından büyük bir çoğunluğun umurunda bile değildi bize göre. Bu salgın bittiğinde insanlar bu durumu daha ciddiye almaya başlayacak diye tahmin ediyoruz. Güney Afrika, demokrasi ve cumhuriyetle 25 yıldır tanıştığı için, halkın %90’ını oluşturan kesim, eğitim ve kültür düzeyi olarak henüz bu konularda çok bilinçli değil ama yavaş yavaş bilinçlenmeye başladığını gördük bu seyahatimizde. Ülke coğrafya ve doğa olarak dünyadaki en güzel yerlerden biri. İnsanların sadece doğanın kendi içindeki sistematiğini ve dinamiğini izleyerek bile aydınlanabileceğiniz düşünüyoruz. Güney Afrika bunun için çok iyi bir örnek.

ELLE: Videoda aslanların olduğu yer bir koruma reservi mi? Nedir hikayesi, burada korumaya alınan hayvanlardan bahseder misiniz? 

Fotoğrafları Johannesburg’ta “Lion&Safari Park” ta çektik. Daha önce çok defa Tanzanya’da safariye çıkmıştık ve vahşi yaşamı izlemek ve fotoğraflamak için çok zamanımız oldu, fakat bu sefer biraz daha farklı bir deneyim yaşadık. 1000 Hektar büyüklüğündeki bu parkta koruma altında olan, dünyada sadece 30 tane kaldığı söylenen Albino aslanlar yani beyaz aslanları gördük ve fotoğrafladık. Yavru aslanlara çok yaklaşma, onları sevme fırsatı bulduk. Bu sayede çok keyifli fotoğraflar çıktı ortaya. Bu park oldukça büyük, aslan aileleri, çita aileleri ve Afrika köpekleri burada yaşıyorlar. Mikro çiplerle izleniyorlar ve tüm bakım ve beslenmeleri park tarafından özenle yapılıyor.

ELLE: Afrika gezinizde yaptığınız çarpıcı çekimlerin başrolünde farklı hayvanlar var, orada bulunduğunuz süre içinde farklı cinslerin yaşam şartları ile ilgili bize aktarabileceğiniz neler öğrendiniz?

Güney Afrika’da hayvanları görebileceğiniz birçok yer var. Penguenleri görmek isterseniz Cape Town’da Boulders Beach’e gidiyorsunuz. Fokları görmek istediğinizde Hout Körfezi'nden kısa bir tekne yolculuğuyla “Seal Island” denilen Duiker adasına gidiyorsunuz. Aslan Parkı’nın dışında Leoparlar, Filler, Zürafalar, Afrika Antilopları, Hipopotamları, Zebraları, Gergedanları, Thomson Ceylanlarını hep birlikte görmek isterseniz 550 km2 ilk devasa büyüklükteki Pilanesberg Ulusal Parkı veya Kruger Ulusal Parkı’na gidebilirsiniz. Buralarda biz de ilk defa vahşi Afrika köpeklerini gördük ve hiç görmediğimiz kadar fazla gergedana rastladık. Normalde Güney Kutbunda yaşayan Penguenlerin buradaki soğuk denizlerde kendilerine bir yaşam alanı yarattıklarını gördük. Güney Afrika’da doğal hayatı korumak için ciddi çalışmalar var.

ELLE: Afrika’daki bu çekimler ve deneyimleriniz sırasında size doğayla ve hayvanlar dünyasıyla ilgili en çarpıcı gelen anınızı anlatır mısınız? 

Ç.G: Yavru aslanları sevmeye gittiğimizde çok heyecanlandım. Patileri çok büyük ve sürekli oyun peşindeler ama istemeyerek sizi yaralama ihtimalleri var. Yine de onlara dokunmak, çok yakından fotoğraflarını çekebilmek bu seyahatin en heyecanlı anlarıydı. Bir de Hermanus’ta kasabanın denize bakan tepelerinde bankta oturduğumuz yerden balinaları seyrettik. Zaman böyle anlarda tam anlamıyla duruyor.

M.K: Güney Afrika seyahatimizde fokların yaşadığı Duiker Adası’na olan ziyaretimiz ve onları tekneden gözlemek beni çok etkiledi. Masa dağına teleferikle çıkmak ve orada bulunmak müthiş bir tecrübeydi.

ELLE: Çekimlerinizi tam olarak hangi ekipmanlarla yaptınız?

Seyahatimizde yanımızda farklı ekipmanlar da vardı fakat bu fotoğrafları iPhone 11 Pro ve iPhone 11 Pro Max ile çektik. Özellikle yavru aslanları çekerken portre modunu çok kullandık ve sonuçlara bayıldık. Video çekerken de otomatik stabilizasyon özelliği sayesinde safari aracı hareketliyken bile çok iyi sonuçlar aldık.

ELLE: Evlerimize çekildiğimiz bu haftalarda şapkamızı önümüze koyup düşünecek çok vaktimiz oldu. Sizin 2020 yılından aldığınız mesaj ne, dünyanın durumuyla ilgili?

Daha az tüketmek, doğa ve evrenle ilişkimizi maddeden daha çok arındırmak. Doğal ve temiz bir dünya için daha dikkatli ve duyarlı olmak.

ELLE: Dünya kapılarını kapattı, birçok ülkede sokağa çıkma yasağı var. Şehirlerin sembol mekanlarını belki de ilk defa böyle görüyoruz. Bu dönemde hangi şehirlerin fotoğrafını çekmek isterdiniz?

Çok turistik yerler her zaman çok kalabalık olduğu için; bu durumun çözümü olarak sabahları çok erken saatlerde, hatta gün doğumlarında fotoğraf çekmeye çıkıyoruz. Ama yine de bu durumda Paris, Roma ve Venedik’te bir çok noktada çekim yapmak isterdik.

ELLE: Bu Dünya Günü’ne uzaktan bağlanıyoruz, çoğumuz bir süredir toprağa bile basmadı. Dünya ile iletişimimiz kopuk. Sizce insanlar tekrar doğayla kucaklaştığında ona daha nazik davranması gerektiğini hatırlayacak mı?

Bu sürecin hepimiz için çocukluğumuzda çok sıcak bir cisime dokunduğumuzda, elimizin yanıp bir daha asla dokunmamak gerektiği öğretisi kadar net bir mesaj olduğunu düşünüyoruz.

ELLE: Seyahatlerinizde ve günlük hayatınızda karbon ayak izini azaltmak adına neler yapıyorsunuz?

Seyahatlerimizde gittiğimiz her yeri yürüyerek keşfetmeye çalışıyoruz. Seyahatte ve evde daha az kırmızı et tüketiyoruz ve organik beslenmeye çalışıyoruz. Evimizde genel enerji tüketimini daha azaltmaya dikkat ediyoruz.