SELAHATTİN DÖNMEZ'DEN KETOJENİK DİYETTEN, GÖBEK YAĞLANMASINA PAHA BİÇİLMEZ DİYET TÜYOLARI

Selahattin Dönmez'in yeni kitabı "Hayat Yedikçe Güzel" sağlıklı beslenme için önemli bir anahtar sunuyor. Kitap, chia tohumu, ketojenik diyet, bitki bazlı sütler gibi kavramları da netleştiriyor.

Türkiye'de diyet denince ilk akla gelen, en prestijli isimlerden biri Selahattin Dönmez. Bunun sebebi bilgilerini cömertçe paylaşmasının yanı sıra danışanlarıyla ulaştığı yüksek başarı oranları... Peşinen söyleyim; bu başarıyı ilk elden tecrübe etmiş eski bir danışanıyım. Tanışma hikayemiz ilginç. Selahattin Bey benim karşı komşum. Diyet listelerine karşı inancımı yitirmişken, "Bu işi bir de komşuma danışayım" dedikten sonra, sağlıklı beslenme hayatımın bir parçasına dönüştü. Hamilelik ve emzirme döneminde aldığım 25 kilodan beni sadece 4,5 ay içinde daha da önemlisi hiç sıkıntı çekmeden kurtaran Selahattin Dönmez, o dönemde bir yandan ciddi bir çalışma içindeydi. Her zaman çok düzenli olan masasında, bu hummalı çalışma döneminde üst üste dizilmiş bilimsel makaleler olurdu. Bazen günlerce araştırmasından kafasını kaldırmadığını, evinden bile çıkmadan günlerce araştırdığını, yazdığını biliyorum. Aradan aylar geçti ve bu yoğun çalışmanın meyvesi olan "Hayat Yedikçe Güzel" isimli kitabı raflarda yerini aldı. 

Çok kıymetli diyetisyenlerimiz var ama benim gözümde yeriniz çok ayrı. Başarı oranınız yani sonuca ulaşma oranınız çok yüksek bunu neye bağlıyorsunuz?

Karşı komşu olmamızın getirdiği sıcalık beni torpilli yapıyor olmasın. Şaka bir yana, iyi ki sizi tanıyorum. Aynı düşünceleri karşılıklı paylaşıyormuşuz. Tabi sizi disiplinli ve başarılı kilo verme sürecindeki güçlü yapınızdan dolayı da çok sevmiyor değilim. Başarı, yaptığınız işin sonuca ulaşmasında izlediğiniz gerçekçi yoldan geçmektedir. Eğer izlediğiniz yol obezite sorunu yaşayan kişiyi anlamayan bir metodoloji ise isterseniz en iyi beslenme listesini hazırlayın hedefe ulaşmadan 1-2 hafta sonra insanların kilo problemini çözme yolunda sizi terk ettiklerini görürsünüz. Fazla kilolu ya da obez kişiyi psikolojik olarak anlamalı, kaliteli bir beslenme özgeçmişi almalı, klinik olarak çok iyi değerlendirmeli ve mutlaka kişiye özgü bir plan oluşturmalısınız. Bunu size gelen kilo sorunu yaşayan kişi hissetmeli. Diğer neden ise motivasyon verici bir ilham özelliğinizin bulunması şart. Zayıflama gibi gerçekten bireyin tek başına baş edemediği bu durumda uygun motivasyon tekniklerini zamanında kullanmalısınız. Bu motivasyon bireye özgü olmalı. Motive edici konular; uygulanabilir beslenme programı, sosyal yaşama uyan öneriler, empati ile sorunları anlama ve verilen önerilerin kilo verimiyle sonuçlanması. Motivasyonun içi de boş olmamalı. Son olarak başarılı bir zayıflama sürecini yönetmede iyi bir bilgi birikimi, klinik tecrübe ve iş disiplini geliyor diyebilirim. Çünkü bireyler sizin tecrübe, güvenirlilik ve dürüst yanıtlarınıza geliyor diye düşünüyorum.

Yeni kitabınız “Hayat Yedikçe Güzel” için çok çalıştığınızı ve önerilerinizi bilimsel kaynaklara dayandırdığınızı biliyorum. Bize kitaptan biraz söz eder misiniz?

Her gün bilinçli olarak zaman ayırdığımız yemek yeme hayatımızın en önemli aktivitesi. Ve yedikçe mutlu oluyoruz. Yemedikçe değil. Eğer yedikçe mutlu oluyor, yaşamsal gereksinimlerimizi besinlerden sağlıyor ve metabolizmamızı çalıştırıyorsak doğru yedikçe hayatın güzelliğini de yaşamalıyız diye düşündüm. Ve lezzetinde, sağlıklı besini iyi tanımlayarak, doğal yiyeceğe nasıl ulaşılır konusunu aydınlatarak, her şeyden daha önemlisi doğanın bize sunduğu tüm nimetleri zevkle pişirerek nasıl besleneceğimizi açıklayan bilimsel temelleri kuvvetli bu kitabıma Hayat Yedikçe Güzel dedim.

Kısacası sağlıklı olmak, sağlıklı kalmak için yaşam boyu ne yemeliyiz konusunu okuyucular okudukları her satırda net bir şekilde aydınlığa kavuşturacaklar. Çünkü yediğimiz her şey,in vücudumuzda bizi hasta etme ya da zinde tutuma etkisi var. Şuan okuyan herkesten aldığım geri dönüşler mükemmel. Doğru hazırlamışım bunu biliyordum ama okuyucu geri dönüşlerinden emin oldum.

Kitabım 3 temel bölümden oluşuyor. İlk bölüm bireyin kendi bedeninde yiyeceğin ağızdan başlayarak bağırsaklara kadar olan yolculuğunda ne olduğunu detaylandırdığım önemli bir kısım oldu. Çünkü yiyeceğin bedenimizde ne şekilde metabolize edildiğini anlamadan doğru besini nasıl seçeceğimizi de anlamamız imkansız. İştahın nasıl kontrol edilebileceğini, sağlıklı yaşamda ön planda tutmamız gereken davranışların neler olduğunu, iyi yaşamda besinlerin doğal olduğunu nasıl anlayacağımızı, nasıl bir beslenme düzeni ile yaşamımıza devam edeceğimizi anlattım.

Her gün birçok besini yiyemeyeceğimiz için temel olarak her gün hangi besin gruplarına yer vermeliyiz. Haftalık olarak tüketmemiz gereken besinler neler? Ayrıca nadir yiyeceğimiz yiyecekleri nasıl tüketmeliyiz konusunu okuyucularım öğrenecekler. Besinlerin besin değerini koruma, kaliteli yaşamın sırları, doğal besine ulaşma gibi birçok bilgiye pratik önerilerimi de okuyabilecekler. Buna ek olarak çay, kahve, GDO, kırmızı et, su, zeytinyağı konularını detaylandırdığım özel bölümler de mevcut. Her bölüm içinde ayrıntılı detaylı besin bilgilerine de bulunuyor.
İkinci bölümde daha çok sık duydukları sorulara net bilimsel cevaplar alacaklar. Kolajen, kemik suyu, matcha çayı, ketojenik diyet, aralıklı oruç, elma sirkesi, çiya tohumu gibi konularda uzman görüşümü bilimsel araştırma sonuçlarına göre detaylı bilgilere vakıf olacak kitabı her okuyan birey.
Üçüncü bölümde ise tiroit dahil bazı hastalıklar için yepyeni beslenme kılavuzları hazırladım. Ayrıca hamile anneleri de unutmadım ve en önemli beslenme uygulamasının nasıl olması gerektiğini açıkladım. Kitabımı okuyan herkes yaşam boyu yanlış yaptığı her beslenme aktivitesini doğru bir davranışa değiştirecek kadar yeterli bilgiye sahip olabilecek diyebilirim.

Kitapta aslında çok önemli bir sır var, size gelmese de bireylerin doğru beslenmesi için gereken bütün anahtarı veriyorsunuz. İyi ve dengeli beslenmede sürekliliği sağlayabilmenin yolu nedir?

Bu çok önemli ve kritik bir konu. Doğru beslenmenin temel ilkeleri kadına, erkeğe göre değişmiyor. Çocuğa ve hamile anneye göre de. Doğru beslenmenin temel bir ilkesi var. Metabolizmamız, üretken ve sağlıklı yaşam sürdürmemiz için çeşitli besin gruplarından oluşan bir beslenme sistemini temelde oturtmak. Süt ve süt ürünleri, tam tahıllar, et ve et yerine geçenler, taze sebze ve meyvelerden gün içinde tüketmek. Bu temel üzerine ne kadar yemeliyiz konusu inşa edilmelidir. Çocuklar, adölesanlar, yetişkinler, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi, hamile, emzirme ve diğer fizyolojik dönemlerde ihtiyaçlar farklı olduğu için bu seçilen doğru besin çeşitliliğindeki yiyeceklerin miktarı değiştiği için porsiyon miktarı ayarlanması sağlanmalıdır. Ayrıca spesifik hastalıklara özel besin eliminasyonu ya da fonksiyonel doğal besin değişimi sağlanmalıdır.

O nedenle işin sırrı; süt ve süt ürünlerinden orta düzey, kırmızı eti daha nadir ama yeterli miktarda, daha çok sağlıklı beyaz etlerden oluşan, yeterli yumurta ile dengeli hayvansal protein sağlayan bir beslenmeye, tam tahıllar, kuru baklagiller, kuru yemişler, taze sebze ve meyveler, sağlıklı yağlarla harmanlanmış bir beslenme düzeni en ideal yoludur.

Kitabınızda da anlattığınız ketojenik beslenme nedir, öneriyor musunuz? 

Hayvansal protein ağırlıklı olmayan, bitkisel proteinden zengin Düşük Kalorili Ketojenik Diyet mutlaka bir Diyetisyen kontrolünde uygulandığında obezite için uygulanabilecek çözüm yollarından en güvenilir olanıdır. Bilimsel güvenilir yayınlarda ketojenik diyet muhakkak Uzman Diyetisyen ve Uzman Doktor kontrolünde hastanın profiline, kan bulgularına ve kronik hastalık sorununa göre uygun protokoller çerçevesinde uygulamasının çok net ve tedavi edici rolünün olduğu kanıtlanan bir gerçek. Ben de kitabımda sayfa 219’da uygun karbonhidrat kısıtlamasının insülin direncini kırdığını, hızlı kilo kaybını sağladığını kan yağlarını düzenlediğini ve her şeyden önemlisi özellikle karın iç bölgesi yağ kaybını desteklediğini açıkladım. Tabi daha çok uygulama alanları bulunuyor kitabımı okuyanlar heyecanla bu Düşük Kalorili Ketojenik Diyetin ne kadar değerli alanlarda kullanılabileceğine de vakıf olacaklar.

 Günlük beslenmemizde gördüğünüz en büyük 3 hata nedir?

Ülkemizde yeme alışkanlığı ile ilgili Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması dahil birçok beslenme analizi en büyük beslenme hatasının; şeker içeren yiyecek ve içecek tüketimi, doymuş yağ içeren besin ve yağlı etlerin fazla tercih edilmesi ve sebze yememenin olduğuna işaret etmektedir. Fakat araştırmalar değerli olsa da ben 24 yıllık tecrübelerime dayanarak konuya daha farklı yaklaşmaktayım. Bence ilk beslenme hatası toplumdaki her bireyin fazla miktarda her besinden, öğün düzeni olmadan, hedonik beslenme şekli ile gelişigüzel yeme davranışı sergilemesi olduğunu söylemeliyim. Hedonik beslenme fizyolojik olarak vücudun ihtiyacı ve doyma duygusu ön planda olmadan sevilen her yiyecekten miktar kontrolü olmadan yemesidir ki; bu obezitenin ve buna bağlı diğer kronik hastalıklarının temel sebebidir. Diğer hata ise şekerli paket endüstriyel yiyecekler, beyaz unla hazırlanan şekerli ve yağlı pastacılık ürünleri, şerbetli tatlıların inanılmaz yüksek miktarda sıkça yenmesidir. Üçüncüsü ise fastfood restoranlarına bağımlılık. Ev dışında alışveriş merkezlerinin yemek alanlarında sıkça tercih edilen yemekler kızartılmış etler ve patates, beyaz ekmek temelli hamburgerler, şarküteri ürünleri ve kremalı büyük boy kahve tüketimleri olarak değerlendirebilirim.

Türk ailelerinde kurulan sofralar, tatillerdeki açık büfeler gibi sağlıklı beslenme yolundan çıkartabilen durumlara karşı nasıl bir yol izlenmeli?

Dünyanın her yerinde toplumsal değerler, kültürel miraslar ve yemek yemenin bir masa üzerinde kurulan sofralarla taçlandırılması sıkça yapılan bir aktivite. Tatiller ve kendimizi özgür hissettiğimiz mutluluk alanı olan yemek sofraları eş, dost, aile bireyleri ve iş arkadaşlarımızla kolayca sosyalleşebileceğimiz en kolay beraber olma yeri. Burada yapılacak en önemli şey iyi seçimler yapmak, besinlerin lezzetli ve sağlıklı olanlarından hazırlık planlamak ve sevgi bağlarını kuvvetlendirecek güçlü sofralar için aşırı yeme yerine tadında yemenin önemini hatırlamak. Bu işin panzehiri. Yoksa tatilde serbest yiyeyim bunu sonra veririm demek maalesef kilonun ne verilmesinde etkin ne de korunmasında.

Göbek yağlanmasının önüne geçmenin bir yolu var mı? 

Fizyolojik ve genetik olarak erkekler direkt vücudun bel çevresi ve üst bölgesinde; kadınlar ise basen ağırlıklı olmakla birlikte karın iç bölgesinde yağlanmaya yatkındır. Sonuçta her iki cins için yaşam boyu yağ depolanması bel bölgesinde ortaktır. Bel bölgesi, çevresi yağlanma bugün en tehlikeli yağlanma olarak irdelenmektedir. Bu bölgede yağ deposunun artması kronik hastalıklardan kalp ve diyabet için güçlü risk etmeni olarak değerlendirilmektedir. Bunu önlemenin tek yolu ilk olarak düzenli egzersiz yapmaktır. Yürüyüş, hafif tempo koşu, fitness, bel ağırlıklı fiziksel aktiviteler mutlaka çocukluk döneminde başlayıp yaşam boyu sürdürülmelidir. Bugün beslenmede fazla yağ tüketimi, doymuş ve trans yağlar, şeker içeren besinler ve beyaz un tüketiminin bel bölgesi yağlanmadan sorumlu olduğunu gösteren oldukça fazla bilimsel yayın mevcuttur. Uygun miktarda buğday, zeytinyağı, ceviz, badem, fındık, balık, avokado ve yer fıstığı ezmesinin bel çevresindeki yağlanmayı azalttığı bildirilen besinler olarak literatürde karşımıza çıkmaktadır.

Kısa sürede ani kilo verdiren diyetlerden sonra kilo almamak mümkün mü? İdeal zaman/kilo nedir? 

Klasik bilgiler hızlı verilen kiloların hızlı geri aldığını irdelemekteydi. Fakat bu çalışmalar sağlıksız uygulanan zayıflama diyetlerini kritik etmekteydi. Açlık diyetleri, çok düşük kalorili tek besine daylı diyetler, belirli besinleri yasaklayan uygulaması sınırlı olan zayıflama programlarının sonuçlarıydı. Fakat günümüzde sağlıklı düşük kalorili, dengeli öğün düzeni ve yeterli vitamin – mineral desteği olan zayıflama diyetleri ile zayıflamanın güvenli ve en sağlıklı yol olduğu net bir şekilde biliniyor. Bu diyetler bireyin metabolizma düzeni ve hızı, vücut yağ dokusu fazlalığı, diyete uyum ve fiziksel aktivite düzeyine göre standart bir zayıflama aralığının verilemeyeceğine işaret etmektedir. Beslenme alışkanlığını doğru kazandıran düşük kalorili diyetlerle bir birey bir ayda 6 kg’da verebilir 3 kg’da. Ama genel öneri ayda 4-5 kg olması gerektiği obezite tanı ve tedavi kılavuzlarında yer almakla birlikte aslında bu diyeti uygulayan bireye göre çok farklılık göstermektedir. Çok uzun sürede zayıflamış ama beslenme alışkanlıkları değişememiş bir bireyin çok kısa sürede kilo aldığı vakaların sıklığı arttıkça burada odaklanması gereken noktanın verilen zayıflama diyetinin yağ dokusundan kaybının özellikle visseral yağ deposundan olmasının uzun süre korumada daha değerli olduğunu gözlemliyoruz. Ben motivasyon, bireyselleştirilmiş doğru zayıflama için hazırlanmış beslenme ve iyi beslenme alışkanlıkları kazandırılan diyetlerde kilo verim hızından çok kalitesinin daha değerli olduğunu düşünüyorum.

Selahattin Dönmez'in 1 haftada 3 kilo verdiren KIŞ DİYETİ listesi ve tarifleri için buraya tıklayın.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.