BİR NARSİST YARATMAK

Aslında o kendine çok güvenli görünen narsist kişiliğin altında derin bir sevgisizlik ve kendine güvensizlik yatıyor. Giderek etrafımızda çoğalan narsistleri tanımak ister misiniz?

Otto Kernberg’den Sigmund Freud’a, Karen Horney’den Heinz Kohut’a kadar pek çok psikanalist çağın hastalığı narsisizmle ilgili birçok kuram ortaya attı. Ama hepsinin hemfikir olduğu bir nokta var: tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi narsisizmin de tohumları çocukluk yıllarında atılıyor. Tabii bu tohumu (muhtemelen ne biçeceklerini bilmeden) anne babalar atıyor…

Peki, gerçekte kim bu her geçen gün sayıları daha da artan narsistler? Neo-Freudcu bir ekol olan “ego psikolojisinin” temsilcisi Karen Horney, narsistlerin diğer insanlarla duygusal bağları çok zayıf ve sevme kapasitesini yitirmiş olmanın boşluğunu yaşayan kişiler olduğunu söylüyor. Narsist olmaksa kendini çok sevmeyi, çok önemsemeyi gerektiriyor. Yeryüzünde kendisinden başka herkesin değersiz olduğu düşüncesiyle var olan narsistler (derinlerde bir yerlerdeki boşluğu doldurma çabasıyla) beğenilmek, övgü almak, ilgi çekmek için yaşıyor. Karen Horney, narsistlerin genel olarak kendilerini özel insanlar olarak gördüklerini belirtiyor. Bu nedenle kendilerini övmeye, başkaları tarafından övülmeye bayılıyorlar. Başarı ve yeteneklerini abartıyor, hatta ortada bir başarı yokken yaptıkları şeyi çok önemli gösterebiliyorlar. Onlar hep çok zeki, çok güzel/yakışıklı, özel insanlar (!) olduklarından, her şeyi hak ettiklerine inanıyorlar. Çıkarları için başkalarını kullanmaktan hiç çekinmeyen narsistler için başkalarını manipüle etmek de çok kolay, dışarıya yansıttıkları yüksek özgüven sayesinde insanlar kolayca etkileri altına giriveriyor. Horney, narsistlerin sorununun empati kurmamak olduğunu söylüyor. Bu yüzden kolayca başkalarının duygularını hiçe sayıyorlar. Ukalalıksa onlar için olağan bir şey. Bir narsist için statü de önemli. Yüksek mevkideki insanlarla arkadaşlık etmeyi, iyi yerlere gitmeyi, iyi arabalara binmeyi seviyor, etiketi önemsiyorlar. İnsanları ezmek onlar için çok doğal bir davranış ama o hep küçümsedikleri “diğerleri” olmadan da bir narsist var olduğunu hissedemiyor. Üstünlüğünü gösteremediğinde egosu tatmin olmuyor. Kısaca kendini sevebilmesi için diğer insanları aşağılamak ya da küçümsemek bir ihtiyaç. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’a göre narsistlerin tüm davranışları, içlerindeki boşluğu saklama ve kendini kabul ettirme üzerine kurulu.

SPOT IŞIKLARI SÖNÜNCE…

Narsistler genellikle başarılı, dikkat çeken insanlar... Çünkü sürekli sahne ışıkları altındaymış gibi davranıyor, yarattıkları aura sayesinde de büyüleyici, karizmatik, çekici görünebiliyorlar. Sahnede olmak, onlar için her şey demek. Bu özellikleriyle zahmetsizce parlak bir kariyere ulaşmaları pek şaşırtıcı olmasa gerek. Ama bu parıltının arkasında bambaşka bir gerçek yatıyor. Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat, “Narsist insanlar değer görmek için çok çalışır, mükemmeliyetçi ve işkolik olabilirler. Bunun sonucunda da başarılı ve mutlu olurlar” diyor ve ekliyor: “Ama sıkıntı şu: Mutluluklarını sürdürmek için sürekli başarmak zorunda hisseder, sürekli onaylanma duygularının tatmin edilmesine ihtiyaç duyarlar. Bu sürdürülebilir bir mutluluk değildir. Bundan dolayı hayatlarında her zaman kaygı vardır. Sürekli olarak başarısız olma ve onay görmeme kaygısı yaşarlar. Bunun karşılığında da büyük bedel öderler. Bu açıdan bakıldığında çok başarılı olmalarına rağmen değersizlik duygusunu gideremeyen birçok Hollywood yıldızının intihar etmesi hiç şaşırtıcı değil.”

OTORİTER ANNELER VE NARSİST ÇOCUKLARI

Peki, ne oluyor da insanların içinde derin bir kendine güvensizlik oluşuyor? Anne babalar ne yapıyor da çocuklar büyüyünce birer narsiste dönüşüyor? Pedagog Adem Güneş, “Çocuklukta, özellikle annesiyle ilişkisinde problem yaşamış çocukların yetişkinlikte narsist kişilik bozukluğuna daha yatkın olduğu biliniyor” diyor ve ekliyor: “Reddedici, otoriter ve baskıcı annelerin çocukları önce içlerindeki anne yoksunluğunu bastırmayı, kendi iç dünyalarına derinleşmemeyi, fazla duygusal olmamayı, kimseye bağlanmamayı, güvenmemeyi öğreniyorlar. Annesine güvenle bağlanamayan kişi, hayata güvenle bakamıyor.” Psikanalist Otto F. Kernberg, narsist kişilikleri incelediğinde, onların genellikle agresif, kronik olarak soğuk, duyarsız, ilgisiz, görünüşte iyi işlev gören bir anne figürünün eseri olduğunu gözlemlemiş. Sevgisiz büyümüş bu çocuklar da sevgiyle dolduramadıkları benliklerini başka yanlarını abartarak doldurmaya çalışıyor.

Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat’sa narsistlerin, çocuklarına koşullu sevgi sunan ailelerin ürünü olduğunu söylüyor: “Bu koşul farklı şekillerde sunulur. Çocuktan sürekli başarı beklemek, başarısızlık durumunda eleştirmek, dış kaynaklı beklentilere sahip olmak, çocuğu şekillendirme çabası, mükemmel olmasını beklemek, isteneni yapmadığı zaman eleştirmek veya aşağılamak çocukta değersizlik duygusu yaratır. Ben buna ‘Eksiklik Modeli’ diyorum. Bir de ‘Üstünlük Modeli’ vardır. Bu aileler çocuklarını eksik hissettirmez ama özgüveni yüksek olsun diye sürekli över. Çocukları iyi hissettirme çabası içindedirler. Onlara prenses ve prens gibi davranırlar. Övgüyle büyüyen bu ço cuklar da diğer insanların övgülerine bağımlı yetişir. Sürekli onaylanma ihtiyacı duyar. Bu her iki mekanizma da narsistik bireylerin ortaya çıkmasına yol açabilir. ‘Yol açabilir’ diyorum, çünkü değersizlik duygusu her zaman narsisizme yol açmaz. Narsisizm, değersizlik duygusunu kapatmanın sadece bir yoludur. Böyle yetişen bazı çocuklar utangaç veya içe dönük de olabilir. Adler, narsisizme yükseklik kompleksi der. Adler’e göre aşağılık kompleksiyle yükseklik kompleksi aynı düşüncenin iki farklı ürünüdür, yani değersizlik duygusunun. Kısacası, koşullu sevginin (eleştiri ve övgü) olduğu ailelerde, narsist bireyler yetişir. Özetle, genel olarak çocukluk çağında yaşanan korkular, başarısızlıklar, bağlılık ihtiyaçlarının karşılanmaması, anne baba yokluğu ve ihmali, sürekli eleştiri, alay edilme, aşırı övgü narsist kişiliği besleyen faktörler. ”

Bir sorun da narsisizmin tedavisinde ortaya çıkıyor. Narsistler genellikle kendilerini hasta olarak görmediklerinden profesyonel destek alma ihtiyacı da hissetmiyorlar. Genellikle depresyona girdiklerinde bir uzmana gidiyorlar. Çoğunlukla kişiliklerine dair farkındalıkları olmadığından terapistin analizlerine tepkiyle karşılık veriyor, savunmaya geçiyor, terapiyi yarım bırakıyorlar.

Küçük Bir Test 

Bir narsist nasıl anlaşılır ? 

Özgür Bolat, narsisizmin farklı boyutlarını ölçmek için Dr. Ömer Antalyalı’yla birlikte bir ölçek geliştirmiş. Bu ölçekte narsisizmin iki boyutu ölçülmüş: üstünlük (superority) ve gösteriş (exhibitionism). “Aşağıdaki sorulara 5 üzerinden 5 verenler, narsistik eğilim gösterenlerdir” diyor Bolat.

1- Bir ortamda konuşmaların merkezinde olmayı severim.

2- Bütün gözlerin benim üstümde olmasını severim.

3- Sosyal bir ortamda insanlar bana ilgi göstermezse rahatsız olurum.

4- Özel bir insan olduğumu düşünüyorum.

5- Herkes benim gibi olmak ister.

6- Çoğu insandan daha yetenekliyim.