Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
İyi bir haber aldığınızda mesaj atmak istediğiniz kişileri düşünün. Ardından, işler yolunda gitmediğinde arayabildiklerinizi. Bu iki listenin kesiştiği yerde, hayatınızın en değerli ilişkilerinden bazıları bulunuyor olabilir. Üstelik bu yakınlığın fotoğraflara yansıması, her hafta bir buluşmayla belgelenmesi ya da yıllara dayanması gerekmiyor. Son dönemde konuşulmaya başlanan “socially wealthy”, yani “sosyal açıdan zengin” olma fikri, güvenebildiğimiz ve yanında kendimiz olabildiğimiz insanlarla kurduğumuz ilişkileri tarif ediyor. Kavram, sosyal çevremize bir de bu gözle bakmayı öneriyor.
Kalabalığın İçinde Yakınlık Aramak
Bir doğum günü masasında herkesle sohbet edip eve döndüğünüzde hâlâ kimseyle gerçekten konuşmamış gibi hissedebilirsiniz. Bazen de kısa bir kahve buluşması, günlerdir anlatamadığınız bir şeyi paylaşmanız için yeterli olur. Dünya Sağlık Örgütü de sosyal bağları değerlendirirken yalnızca ilişki sayısına bakmıyor. İnsanların birbirine sunduğu desteği ve bu ilişkilerin niteliğini de hesaba katıyor. Yalnızlığı ise sahip olduğumuz ilişkilerle ihtiyaç duyduklarımız arasındaki mesafeden doğan bir his olarak tanımlıyor. Bu yüzden çevremizde insanlar varken de yalnız hissedebiliyoruz. Bu çerçeve, sosyal hayatımıza dair daha anlamlı sorular sormamızı sağlıyor. Görüştüğümüz insanlarla neleri paylaşabiliyoruz? Birlikte geçirdiğimiz zamanda rahat mıyız? Sohbet bittiğinde içimizde nasıl bir duygu kalıyor?
Her İlişkinin Hayatımızdaki Yeri Farklı
Sosyal Hayatı Bir Başarı Listesine Çevirmeden
“Sosyal zenginlik” ifadesinin çekici bir tarafı var. Yine de arkadaşlıkları yeni bir kişisel gelişim projesine dönüştürmek kolay. Kaç kişiyle görüştüğümüzü, kaç davet aldığımızı, hafta sonunu ne kadar dolu geçirdiğimizi saymaya başladığımızda, yakınlık arayışı da takvim yönetimine dönüşebiliyor. Oysa kendimize sorabileceğimiz daha sade bir soru var: Sosyal hayatımda şu sıralar neye yer açmak istiyorum? Eski bir arkadaşla baş başa zamana mı, ortak ilgi alanlarını paylaşabileceğim yeni insanlara mı, daha rahat konuşabildiğim bir çevreye mi? Yanıtın her dönem aynı kalması gerekmiyor. Önemli olan, kurduğumuz hayatın içinde ilişkilerimize nasıl bir yer vermek istediğimizi fark edebilmek.