Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Gucci’nin İlkbahar/Yaz 2027 defilesi bir mağazada gerçekleşti. Daha doğrusu, Milano’daki geniş fuar alanı tamamen bir Gucci mağazasına dönüştürülmüştü. Mermer duvarlar, aksesuar rafları, kıyafet askıları ve alçak kadife koltuklar gerçek bir mağaza hissi yaratıyordu. Defilenin adı da bu yüzden: The Store.
Podyuma önce erkek koleksiyonu çıktı, ardından kadın koleksiyonu geldi. Demna’nın açıklamasına göre koleksiyon, Gucci’nin farklı müşterilerini temsil ediyor. Burjuva, aristokrat, daha eksantrik ve daha genç müşteri... Hepsi aynı mağazanın içinde, aynı markanın farklı yüzleri olarak yan yana geliyor.
Kadın koleksiyonunda orta yaşlı modellerin seçimi de bu açıdan anlamlı. Naty Abascal, Poppy Delevingne, Olympia of Greece, Amanda Harlech ve Osanna Visconti di Modrone gibi isimler Gucci’nin yalnızca genç bir moda müşterisine hitap etmediğini hatırlatıyor. Demna’nın Gucci’si belirli bir yaş grubundan çok, farklı hayat tarzlarına ve kişiliklere sahip bir kitle üzerinden tanımlanıyor.
Koleksiyonun ilk bölümünde Demna’nın Balenciaga döneminden tanıdığımız bazı detaylar da Gucci’ye taşınıyor: keskin omuzlar, daralan terzilik, uzun ayakkabılar ve daha gotik bir hava. Ancak bu kez daha klasik Gucci kodlarıyla birlikte kullanılıyor. İlk kadın görünümündeki kısa, üç düğmeli ceket, yakalarındaki küçük horsebit detayları, beyaz binici pantolonu ve binici çizmeleriyle markanın binicilik mirasına doğrudan gönderme yapıyor.
Koleksiyonun bir diğer ilginç tarafı ise preppy giyiminin Demna yorumunda ortaya çıkıyor. Bomber ceketler, yakası kaldırılmış rugby tişörtleri, ekose kiltler ve düşük belli denim pantolonlar zincirler, büyük horsebit detayları ve çoklu kemerlerle daha sert bir karakter kazanıyor. Tartan etek, mumlu ceket ve polo tişört gibi klasik parçalar da daha keskin kesimler ve aksesuarlarla yeniden ele alınıyor.
Kadın koleksiyonunda romantik ve daha gösterişli parçalar da var. Leopar desenli kürk görünümlü suni bir palto, derin kesikli siyah bir gece elbisesi ve vücudun üzerinde neredeyse yapışan pudra pembesi bir elbise koleksiyonun daha seksi tarafını gösteriyor. Ancak genel tabloda öne çıkan şey daha çok giyilebilirlik fikri.
Bu durum aslında The Store fikriyle de uyumlu. Demna, Gucci’nin farklı müşteri profillerini tek bir estetik altında toplamaya çalışırken koleksiyonu oldukça ticari bir zeminde tutuyor. Gucci’nin üç horsebit detaylı kemerleri ve kemerli çantaları gibi bazı aksesuarlar ise bu marka kodlarını daha göz önüne getiriyor.
Demna, Gucci’deki yeni görevine başladığından beri Gucci'nin mirasını çalıştığını söylüyor. La Famiglia ile markanın geçmişine, 1990’lara ve Gucci’nin daha tanıdık kodlarına baktı; ardından daha seksi, bedene yakın bir çizgiye geçti ve GucciCore ile logonun daha doğrudan kullanıldığı bir dünyayı denedi. Bu koleksiyonda ise bu bütün bu çalışmaları bir araya getirmiş gibi gözüküyor.
Onun için Gucci tek bir müşteriye sahip değil. Burjuva ile eksantrik, klasik ile daha gösterişli olan aynı markanın içinde var olmalı. İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu da bu fikrin şimdiye kadarki en açık ifadesi. The Store bu nedenle yalnızca bir defile değil. Demna’nın Gucci için nasıl bir gelecek düşündüğünü anlatan bir koleksiyon. Mağaza, koleksiyon ve müşteri aynı fikrin parçaları haline geliyor. Bu kez Demna’nın Gucci’sinde moda kadar satılabilirlik de sahnenin açıkça bir parçası.