Hermès: Sessiz Bir Çizgi, Son Bir Selam

Bazı vedalar yüksek sesle yapılmaz. Bazıları alkışla değil, süreklilikle hatırlanır.

Hakan Bahar HAKAN BAHAR 03 Şubat 2026
Hermès: Sessiz Bir Çizgi, Son Bir Selam LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Fotoğraflar: Hermès Erkek Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight



Véronique Nichanian’ın Hermès’teki 37 yıllık yolculuğu da tam olarak böyle bir veda. Bir kapanıştan çok, geriye bakmadan yürümeyi bilen bir çizginin kendi içine çekilmesi gibi. Ne dramatik ne nostaljik. Aksine sakin, emin ve hâlâ hareket halinde.

Hermès

Paris’te, Palais Brongniart’ın mermer zeminlerine adım attığım anda bunun sıradan bir Hermès defilesi olmayacağı belliydi. Giriş olağanüstü kalabalıktı; davetliler henüz içeri alınmadan, mekanın önünde yükselen çığlıklar ve alkışlar havayı dolduruyordu. Bu sesler bir yıldız geçidini değil, bir vedayı karşılıyordu. Véronique Nichanian’ın 37 yıl sonra Hermès erkek giyiminin başından çekilişine tanıklık etmek üzere Paris’te toplanan moda dünyası, alışıldık mesafesini çoktan terk etmişti. Konuklar içeri girerken duyulan coşku, bir defile öncesi heyecanından çok daha fazlasını anlatıyordu: Bu, sessiz ustalığın, sürekliliğin ve nadir rastlanan bir tasarım disiplininin canlı bir selamlanışıydı.

Salona girdiğimde mekanın kendisi adeta defilenin bir parçasıydı. Palais Brongniart’ın yüksek tavanından sarkıtılmış dev ekranlar, tarihi mimarinin ortasında asılı duran çağdaş hafıza panelleri gibiydi; yukarı bakmaya zorlayan, mekanın ağırlığını yukarıya taşıyan bir kurgu. Henüz ilk adımda hissedilen heyecan, yalnızca bir koleksiyon beklentisinden değil, yaşanmakta olan ana tanıklık etme bilincinden besleniyordu. Kalabalık olağanüstü yoğundu; konuklar yerlerine doğru ilerlerken salondan yükselen sesler —alkışlar, seslenmeler, kısa çığlıklar— bir podyum öncesi sessizliğini tamamen ortadan kaldırmıştı. Bu, disiplinli bir Paris defilesinden çok, nadir rastlanan bir veda anının yarattığı kolektif taşkınlıktı. Herkes bunun son yürüyüş olduğunu biliyor ama aynı zamanda Hermès’e özgü biçimde bu vedanın gösterişli değil ölçülü, bilinçli ve zamana yazılan bir anlatı olacağını da sezgisel olarak hissediyordu.

Bu son koleksiyon, bir “final” olmayı reddediyor. Çünkü Nichanian için giysi hiçbir zaman bir anı nesnesi olmadı. O, çalışılan, tekrar tekrar elden geçirilen, zamanla yaşayan bir şeydi. Bu yüzden Hermès erkeği hep hareket halindeydi: yürürken, seyahat ederken, dururken bile hazır. Kıyafetler ona eşlik ederdi; onu tanımlamaz, ona yük olmazdı.

Palais Brongniart’ın mermer zemininde yürüyen bu erkekler yüksek sesle konuşmuyordu. Ama özgüvenleri sessizdi; neredeyse kibirli bir sadelikle. Kaşmirler, yün keçeler, yumuşatılmış deriler ve ipekler… Her biri bir sezona değil, bir hayata aitmiş gibi duruyordu. Çünkü Nichanian’ın asıl meselesi hiçbir zaman trend olmadı. Onun meselesi kalıcılıktı.


Bu koleksiyonda geçmiş ile bugün arasındaki sınır bilinçli bir şekilde bilerek silindi. 1991’den bir deri tulum, 2003’ten ince çizgili bir deri takım, 2001’in aviator ruhu… Hepsi yeni parçalarla yan yana durdu. Nerede eskisi bitiyor, nerede yenisi başlıyor ayırt etmek mümkün değildi. Zaten amaç da buydu. Çünkü iyi bir giysi zamanla eskimez, sadece başka bir şekilde okunur.


Nichanian’ın “lüks” kelimesiyle arasına mesafe koyması boşuna değil. Onun dünyasında lüks, bağıran bir iddia değil, el emeğiyle kurulan bir dikkat hali. Kumaş araştırmasına duyduğu neredeyse takıntılı bağlılık, deriyi dokuma kadar akışkan hale getirme arzusu, teknik olanı sezgisel olanla birleştirme disiplini… Bunların hiçbiri gösteriş için değil. Hepsi işin kendisi için.


Renk paleti bile bir manifesto gibiydi: mürekkep mavisi, yanık gri, kahve, prunoir (erik siyahı)… Ve bir anda beliren turuncu bir astar, Plume Fourre-Tout On Radio çantası — gecede atılan bir kahkaha gibi. Kendini fazla ciddiye almayan ama duruşundan da ödün vermeyen bir mizah.

Ve belki de en önemlisi şu: Bu bir veda yazısıysa bile içinde hüzün yok.

“Üzgün değilim, mutluyum” diyor Nichanian. Çünkü bu karar bir kaçış değil bir tamamlanma. Seyahat etmek, başka bir yerde yaşamak, başka bir ritim denemek… Hayatla bağını koparmadan, sadece yön değiştirmek.

Finalde, salonun tavanında asılı duran tüm ekranlar aynı anda geçmişe açıldı. Yıllar boyunca verilmiş podyum selamları üst üste bindi; aynı yürüyüş, aynı duruş, aynı sakinlik… Véronique Nichanian’ın zamanı tek bir ana sıkıştı. Alkışlar yükseldiğinde herkes ayaktaydı. Bu bir refleks değildi, bilinçli bir teşekkürdü. Alkışlanan şey bir son değildi, bir tutarlılıktı. Yüksek sesle anlatılmamış ama yıllar boyunca sabırla inşa edilmiş bir çizgiye duyulan saygıydı.

O an şunu düşündüm: Bazı tasarımcılar iz bırakır, bazıları yol açar. Nichanian geride bir iz ve yürünebilir bir yol bıraktı. Giysilerinin hâlâ hareket halinde olmasının nedeni de bu belki — bir döneme değil, bir hayata ait olmaları. Alkışlar durduğunda defile bitmişti ama hikaye kapanmamıştı. Çünkü iyi yapılmış bir şey asla gerçekten veda etmez, sadece sessizce yer değiştirir. Ve Hermès erkeği, her zamanki gibi, yoluna devam eder.

Hermès erkeği yoluna devam edecek. Ama artık onun arkasında, bağırmadan öğreten bir miras var.

Sessizce. Kalıcı biçimde. Tıpkı iyi yapılmış bir giysi gibi.

Hermès


ETİKETLER
SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Aralık & Ocak Sayısı Çıktı!

ELLE Aralık & Ocak Sayısı Çıktı!

Yeni yılın en parlak sayfasını, Yasemin Ergene’nin zarafeti ve zamansız Bvlgari parıltısıyla açıyoruz.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.