Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Koleksiyonun ilk bakışta en belirgin değişimi renklerde. Siyahın ağırlığı yerini tozpembe, bebek mavisi, lila ve sarı gibi daha açık tonlara bırakıyor. İpek, dantel, tül ve çiçekler ise Blumarine’in romantik tarafını koruyor. Ancak bu romantizm bu kez biraz seksilik de içeriyor: Derin kesimler, transparan parçalar, lateks ve püsküller koleksiyona iddialı bir karakter kazandırıyor.
California referansı nostaljik bir Y2K yorumundan çok, 2000'lerin başındaki Los Angeles, sörf kültürü ve 70’lerin Playboy estetiğinin bir karışımı olarak ortaya çıkıyor. Rahat ve uzun günler, koleksiyonda plaj giyimiyle gece kıyafetinin birbirine karıştığı bir gardıroba dönüşüyor. Sörf tişörtleri tül eteklerle, varsity parçaları kat kat tüllerle, teknik kumaşlar ise tüylerle bir araya geliyor. Koma bir yanda Blumarine’in tanıdık feminenliğini korurken, diğer yanda onu daha rahat ve gündelik parçalarla kırıyor.
Lingerie etkili mini elbiseler ve baby-doll silüetler koleksiyonun daha naif tarafını güçlendirirken, kesik detaylı jersey leotard'lar ve parlak teknik parçalar Blumarine kadınının daha sportif halini gösteriyor. Burada da Koma’nın iki farklı tarafı bir arada: feminenlik ve rahatlık, gündüz ve gece.
Koleksiyonun daha günlük tarafında Blumarine’in imza hırkaları ve daha deneysel kesimlere sahip denim pantolonlar öne çıkıyor. Sezonun dikkat çeken işbirliklerinden biri ise Ugg ile yapılan çalışma. Markanın Enwrap clog modeli, biri çok renkli taşlarla süslenmiş metal bir kafes, diğeri tüylerle kaplı iki yeni versiyonda yeniden yorumlanıyor.