Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Jil Sander İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu büyük bir sürprizle gelmiyor. Temiz çizgiler, kontrollü terzilik, sade silüetler ve markanın alışık olduğumuz modernist tavrı yerli yerinde. Ancak Simone Bellotti, modaevindeki üçüncü koleksiyonunda bu kusursuzluğa küçük pürüzler eklemeyi deniyor.
Bellotti’nin çıkış noktası basit: Minimalizm artık o kadar yaygın ki yalnızca "temiz" görünmek yeterli değil. Bu yüzden koleksiyonda bazı şeylerin biraz “yanlış” görünmesine izin veriyor. Ceketler ve paltolar bel çevresinde toplanıyor, düğmeler alışıldık yerlerinden yukarı taşınıyor, yakalar ceketin üzerinden gereğinden fazla çıkıyor. Bazı blazer'lar ise sanki uzun süre giyilmiş ya da rüzgarda şekli bozulmuş gibi buruşuk. Minimalizmin hâlâ çok yaygın olduğu bir dönemde minimalist bir marka olarak sıyrılmanın zorluğunu tecrübe etmiş Simone Bellotti.
Koleksiyonda 70’lerden gelen referanslar da hissediliyor. Hafifçe açılan pantolonlar, uzun ve akışkan silüetler, sade elbiseler ve klasik terzilik daha yumuşak bir çizgiye taşınıyor. Koza formlar ise bedeni, etrafında hacim oluşturarak sarıyor.
Renkler de bu sezon Jil Sander’ın sakin paletine küçük oyunlar veriyor. Özellikle renkli çoraplarla yapılan görünümler, sade görünümlere beklenmedik bir hareket katıyor. Parlak ve transparan kumaşların kullanımı da markanın kontrollü estetiğine daha hafif, hatta yer yer daha oyunlu bir taraf ekliyor.
Koleksiyonun daha hacimli elbiseleri bu fikri başka bir yöne taşıyor. İnce kumaşların bedenden uzaklaşarak oluşturduğu büyük formlar, klasik Jil Sander minimalizminin içinde daha özgür bir an yaratıyor.
Bellotti’nin asıl ilgisi ise belki de tam burada: Jil Sander’ın klasikliğini değiştirmek değil, onun içinde küçük sapmalar yaratmak. Çünkü minimalizm artık yalnızca pürüzsüz olmakla ilgili değil.