Milano Moda Haftası Moschino İlkbahar/Yaz 2027: Moschino’yu Yeniden Kurgulamak

Sunnei markasının kurucuları Simone Rizzo ve Loris Messina, Moschino’daki ilk koleksiyonlarında markayı kendi renkli ve gündelik bakışlarıyla ele alıyor. Eğlenceli ve canlı bir koleksiyon ortaya çıkıyor ancak bu yeni dilin içinde Moschino’nun kendisini bulmak her zaman kolay değil.

Berrak Zeynep Yılmaz BERRAK ZEYNEP YILMAZ 28 Eylül 2026
Milano Moda Haftası Moschino İlkbahar/Yaz 2027: Moschino’yu Yeniden Kurgulamak LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight


Simone Rizzo ve Loris Messina, Moschino’daki ilk defileleri için yine kreatif bir sunum fikrinden yola çıkıyor. Milano’nun dışındaki bir otoparkın çatısında gerçekleşen defilede modeller bir yöne doğru yürürken, yüzlerce figüran ters yönde podyumdan geçiyor. Aralarında çocuklar, köpekleriyle yürüyenler, bisikletliler, telefonlarıyla ilgilenenler, spor yapanlar ve farklı yaşlardan insanlar var. Modeller ise bütün bu kalabalığın arasından ilerliyor.



Sunnei’deki çalışmalarıyla ve yaratıcı sunumlarıyla tanınan ikili için bu seçim çok da şaşırtıcı değil. Buradaki fikir basit: Kıyafetler yalnızca podyuma değil, gerçek hayata aitler. Rizzo’nun söylediği gibi, mesele kıyafetlerin gerçek insanlara ait olması.

Bu nedenle koleksiyonun kendisi de önceki Moschino dönemlerinin abartılı mizahından daha sakin. Jeremy Scott ve Adrian Appiolaza dönemlerinde gördüğümüz görsel oyunlar, sloganlar ve yüksek sesli referanslar biraz daha geri planda. Rizzo ve Messina, Franco Moschino’yu kopyalamak yerine markayı kendi dilleriyle ele almayı tercih ediyor.

Ortaya renkli ve enerjik bir koleksiyon çıkıyor. Renk kullanımı özellikle dikkat çekici. Parlak tonlar, gündelik parçalar ve farklı materyaller bir araya geliyor. Renkli rafyalarla hareketlenen bermuda şortlar,  püsküllerle çevrelenmiş deri pantolonlar ve oyunlu proporsiyonlar koleksiyonun daha eğlenceli tarafını gösteriyor. Bir modelin omzunda taşıdığı, gerçek boyutlardaki siyah lake kedi çantası ise Moschino’nun mizah dolu aksesuarlarına en çok yaklaşan detaylardan biri.

Ancak koleksiyona biraz daha yakından bakınca farklı modaevlerinin referanslarını da görmek mümkün. Renk kullanımı yer yer Loewe’yi, abartılı kalça formları Jean Paul Gaultier’deki Duran Lantink'i, püsküllerle kullanılan deri ise Bottega Veneta’yı hatırlatıyor. Koleksiyonun içinde pek çok farklı fikir var fakat bu fikirlerin arasında Moschino’nun kendi ruhunu ayırt etmek her zaman kolay değil.

Franco Moschino, moda sistemini eleştirmek için başka markaların kodlarını kendi yöntemleriyle kullanmaktan çekinmeyen bir tasarımcıydı. Chanel’in tüvitlerini yeniden yorumlamak veya farklı marka isimlerini bir araya getirmek onun mizahının bir parçasıydı. Dolayısıyla başkalarından referans almak Moschino için zaten yeni bir fikir değil. Fark, bu referansların nasıl dönüştürüldüğünde yatıyor.

Rizzo ve Messina’nın ilk koleksiyonunda ise en başarılı parçalar, bu referansların en az hissedildiği daha sade görünümler. Günlük giyime yakın parçalar, iyi düşünülmüş renk kombinasyonları ve daha rahat silüetler ikilinin Moschino için ne yapmak istediğini daha açık gösteriyor.

Rizzo ve Messina, Moschino’nun geçmişini yeniden üretmek istemiyor. Bunun yerine markayı gerçek hayata, farklı insanlara ve daha gündelik bir giyime yaklaştırıyorlar. Otoparkın çatısındaki kalabalık da bu fikrin koleksiyondan önce gelen bir özeti gibi. İlk adım renkli, eğlenceli ve açık fikirli. Şimdi asıl mesele, bu yeni dilin zamanla ne kadar Moschino’ya dönüşeceği.


SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Eylül 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Eylül 2026 Sayısı Çıktı!

Kapağımızın başrolünde Cartier'nin zamansız tasarım kodlarının heykelsi ve çağdaş bir yorumla yeniden hayat bulduğu Yüksek Mücevher Koleksiyonu “Le Chœur des Pierres” yer alıyor.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.