Fotoğraflar: LIÉ STUDIO
Aksesuarlara olan ilgimden burada sıklıkla bahsediyorum. Aslında herhangi bir tasarımı, stili tamamlamasının dışında anıları üzerinde taşımak olarak da ele alıyorum. Bu cümle de zaten her tasarımcı röportajımda sıklıkla geçiyor. Editörlüğün getirdiği belirli bir kasla artık bazı markaları hafızama daha hızlı atıyor, elimden geldiğinde koleksiyonlarını takip etmeye çalışıyorum.
Konu bu sefer ise benim için farklı çünkü gerçekten tanışmayı istediğim bir markanın sadece “online” kanallarına değil, fiziksel dünyasına da dahil oldum. Lié Studio zaten halihazırda tüm marka dilini çok beğendiğim, tasarımlarını ise kelimenin tam anlamıyla “zamansız” bulduğum bir marka. Belki de bu yüzden, arkadaşlarımla yapacağım Kopenhag tatili belirli olur olmaz onlar otel ayarlamak için kolları sıvadı. Ben de Lié Studio’yla röportaj yapmak için.
En başa dönecek olursak, moda sektöründe uzun süredir var olan ve bu dünyadan ilham alan iki kadın olarak, Lié Studio fikri ilk nasıl ortaya çıktı? Birlikte bir marka kurma kararının motivasyonu neydi? Bir de ismi merak ediyoruz: “LIÉ” ismi kendiliğinden mi doğdu, yoksa doğru ismi bulmak zorlu bir süreç miydi?
Uzun yıllar model olarak sektörde çalıştıktan sonra, Lié Studio’nun arkasındaki fikir, bir kadının günlük "üniformasının" bir parçası olabilecek, sezonsuz ve trendlerin yönlendirmediği, özenle tasarlanmış parçalar yaratma arzusundan oldukça doğal bir şekilde doğdu.
Sadeliğe ve çokyönlülüğe odaklanmak, güçlü bir kimliğe sahipken zahmetsiz hissettiren tasarımlar yaratmak istedik. Günün her anında size eşlik edebilecek, gündüzden geceye kolayca uyum sağlayabilecek ve gardırobunuzun zamansız temel parçaları haline gelecek ürünler hayal ettik. Yolculuğumuz takıyla başladı, zamanla koleksiyonlarımızı genişleterek deri ürünler ve gözlük gibi diğer günlük temel ihtiyaçları da bünyemize kattık.
Markanın ismi de son derece doğal bir şekilde ortaya çıktı. “LIÉ”, Fransızcada “bağlı” veya “ilişkili” anlamına geliyor. Bu anlam bize çok uygun hissettirdi çünkü hem ikiz kız kardeşleriz hem de bu kelime aramızdaki bağı ve birlikte inşa ettiğimiz markayla kurduğumuz ilişkiyi temsil ediyor. Ayrıca her ikimizin isimlerinin son harflerinden türetilmiş olması, ismi bizim için daha da kişisel kılıyor.
Kopenhag, özellikle sokak görünümleri söz konusu olduğunda son yıllarda modanın en etkili başkentlerinden biri haline geldi. Burada İskandinav ruhunu yansıtan, minimalizm ile bireysellik arasında benzersiz bir denge var. Birçok açıdan aynı ruh sizin tasarımlarınızda da hissediliyor. Yeni bir parça tasarlarken size en çok ne ilham veriyor? Yaratıcı vizyonunuzu sürekli şekillendiren temel ilham kaynaklarınız neler?
Kopenhag, özellikle ilk amiral mağazamızı burada açtıktan sonra, markamız için "evimiz" diyebileceğimiz en mükemmel şehir ve yer haline geldi. Şehir ilhamla dolu ve bu ilhamın büyük bir kısmı günlük yaşamdan geliyor; etrafımızdaki kadınlardan, onların şehirdeki akışından, seyahat etme, çalışma ve günün farklı anları için stillerini oluşturma biçimlerinden ilham alıyoruz.
Belirli bir trend veya sezon etrafında tasarım yapmaktan ziyade gerçek hayata uyum sağlayan aksesuarlar üretmekle ilgileniyoruz. Bizim için mesele, pratiklik ile stil arasındaki o dengeyi bulmak; zahmetsiz, işlevsel ve hâlâ güçlü bir kimlik duygusuna sahip parçalar yaratmak… Çünkü aksesuarlar her gün doğal olarak elinizin uzandığı ancak aynı zamanda bir görünümü yukarılara taşıyan ve sizi bir andan diğerine zahmetsizce geçiren öğeler olmalı.
Ayrıca tarihteki etkili kadınlara ve onların stile yaklaşım biçimlerine bakmayı çok seviyoruz. Lee Radziwill, Jane Birkin ve Caroline Bessette-Kennedy gibi zamansız bir zarafet anlayışına sahip kadınlar bize her zaman ilham veriyor. Onların kişisel stillerinin arkasındaki özgüvenden, bireysellikten ve belirli aksesuarların onlarca yıl sonra bile nasıl aynı derecede güncel kalabildiğinden etkileniyoruz. Bu uzun ömürlülük ve zamansızlık fikri, kendi tasarımlarımıza ve koleksiyonlarımıza her zaman sadık kalıp dahil ettiğimiz bir anlayış.
“Zamansızlık” bugünlerde çok sık duyduğumuz bir kavram ancak tasarımlarınızda gerçekten vücut bulduğunu hissettiriyor. Parçalarınızda öyle bir doku var ki ister nesilden nesle aktarılsın, ister özel biri tarafından hediye edilsin, her durumda eşit derecede anlamlı hissettiriyor. Bu tür bir duygusal ve kalıcı çekim yaratmak kolay olmasa gerek. Bu kadar özgün bir tasarım dilini geliştirmek ve korumak zor oldu mu?
Bizim için parçaların uzun yıllar boyunca gardırobumuzda kalabilmesi her zaman çok önemliydi. Lié Studio’nun arkasındaki vizyona getirdiğimiz temel yaklaşım da tam olarak buydu: Yıllarca dayanabilecek, sezonlar ve farklı nesiller boyunca giyilebilecek kalıcı parçalar yaratmak. Bu çerçevede çalışmak, çizgimizin tutarlı kalmasını da sağlayan şey oldu. Sürekli yön değiştirmek yerine, olanı rafine ediyoruz. Orantılardaki, malzeme kullanımındaki ve detaylardaki küçük ayarlamalar aynı tasarıma büyük bir fark katarken, Lié Studio’nun temsil ettiği ana ruha da sadık kalmamızı sağlıyor.
Birçok açıdan zorluk, her sezon yeni veya çığır açan bir şey yaratmakta değil, var olanın özünü korumakta ve onun yavaş, bilinçli bir şekilde evrilmesine izin vermektedir. Bu durum, markanızın DNA’sına sadık kalmakla ve sürekli yenilik arzusuyla hareket eden hızlı moda sektörünün karşısında, müşterilerin zamansız ve gösterişten uzak parçalardan oluşan daha küçük koleksiyonları da talep ettiğine güvenmekle ilgili.
Kopenhag butiğiniz Lié Studio DNA’sını güçlü bir şekilde yansıtıyor. Şık, zamansız ama bir o kadar da canlı ve davetkar… Sizce başarılı bir marka yaratmak, ürünlerin kendisinin de ötesine geçen bütünsel bir evren oluşturmakla mı ilgili? Bir markanın kimliğini tasarımdan perakende alanlarına ve genel müşteri deneyimine kadar her temas noktasında ifade etmek ne kadar önemli?
Kesinlikle. Lié Studio amiral mağazasını ve ilk fiziksel mekanımızı açmak markanın yolculuğunda aldığımız en iyi kararlardan biriydi ve büyümeye devam eden harika bir başarı oldu.
Güçlü bir marka deneyimi yaratmanın sorunsuz, düşünülmüş ve özenli bir müşteri yolculuğu sağlamak adına elzem olduğuna inanıyoruz. Müşterilerin bir yatırım yapmadan önce, örneğin yüzük ölçülerini denemeleri veya bir çantayı yakından görmeleri, çok önemli ve bu durum markanın dünyasına adım atma konusunda daha eksiksiz bir deneyim sunuyor. Bizim için mağaza sadece bir perakende alanı değil, Lié Studio evreninin fiziksel bir dışavurumu.
Son olarak, Lié Studio için sırada ne var? Önümüzdeki aylarda veya yıllarda bizi nelerin beklediğine dair küçük bir ipucu verebilir misiniz?
Geleceğe dönük olarak, halihazırda inşa ettiğimiz evreni rafine etmeye ve geliştirmeye odaklanmış durumdayız. Her zaman heyecan duyduğumuz yeni sezonsal seçkileri sunmanın yanı sıra önde gelen perakendecilerle ve bizimle benzer vizyona sahip markalarla ortaklıkları da keşfediyoruz. Daha genel bir çerçevede odağımız işimizi uluslararası alanda sağlıklı, düşünülmüş bir şekilde büyütmeye devam etmek ve Lié Studio’yu yüksek kaliteli aksesuar temel parçaları için bir merkez/destinasyon olarak daha da sağlamlaştırmak.