Bir Arada Kurulan Bir Dünya: Yeni Bir Aidiyet Biçimi

La Doublej’in kurucusu J.J. Martin ile modanın ötesine geçen bir sohbet: Topluluk neden sadece bir davet listesi değildir? Neşe neden süper güçtür? Ve neden hayatımızı her an yeniden yaratabileceğimize inanmalıyız? La DoubleJ Communité mağaza açılışı için İstanbul’a gelen Martin ile, insanları bir araya getiren bağlardan yaşam enerjisine, spiritüel pratiklerden girişimciliğe uzanan düşünce dünyasını konuştuk.

ELLE Türkiye ELLE TÜRKİYE 09 Ağustos 2026

Röportaj: Muhammet Bozkurt


Fotoğraflar: La Double J


La DoubleJ’in dünyasında moda hiçbir zaman yalnızca kıyafetlerden ibaret olmadı. Markanın kurucusu J.J. Martin için bir desen, bir renk ya da bir elbise, insanın kendini ifade etme biçiminin parçası. Belki de bu yüzden sohbetimiz kısa sürede gardıroplardan çıkıp insanların bir araya gelme biçimlerine, topluluklara ve kendi gücünü hatırlama ihtiyacına uzanıyor. İstanbul’un enerjisinden spiritüel pratiğine, neşenin dönüştürücü etkisinden topluluk kavramının yeniden tanımlanmasına uzanan bu sohbet, modanın bugün neden yalnızca bir giyim meselesi olmadığını gösteriyor. 

J.J., kariyerinize gazeteci olarak başladınız ve yıllar içinde moda, yaşam tarzı ve topluluk kavramlarının kesiştiği kendine özgü bir alan yarattınız. Peki modanın tek başına yeterli olmadığını ne zaman fark ettiniz
Bunun tek bir anda gerçekleştiğini söyleyemem. Hayatım boyunca sezgilerimi takip eden biri oldum. Milano’da gazetecilik yaptığım yıllarda Giorgio Armani, Donatella Versace ve Angela Missoni gibi isimlerle röportajlar gerçekleştiriyordum. Elbette bu çok ilham vericiydi ancak bir noktadan sonra kendimi aynı döngünün içinde buldum. Ben her zaman yeni şeyler denemek isteyen biriyim. 2015 yılında La DoubleJ’i kurduğumda marka bugünkü halinden oldukça farklıydı, gazetecilik deneyimimi yıllardır topladığım vintage kıyafet ve mücevherlerle bir araya getirerek İtalyan yaşam tarzını kutlayan bir platform yarattım. Renk, desen ve neşe en başından beri işin merkezindeydi. Zaman içinde marka da benimle birlikte dönüşerek farklı evrelerden geçti. Aslında La DoubleJ’in hikayesi, insanların hayat boyunca geçirdiği değişimlere oldukça benziyor. 

Çakralar, enerji çalışmaları ve spiritüel yaklaşım bugün La DoubleJ’in önemli bir parçası. Wellness dünyası çoğu zaman minimalizmle ilişkilendirilirken sizin son derece renkli bir estetiğiniz var. Bu iki dünya sizin için nasıl bir araya geliyor?
Aslında markanın merkezinde her zaman neşe, sıcaklık ve pozitiflik vardı. Spiritüel yolculuğumla birlikte bunu topluluğumuzla da paylaşmaya başladım ve insanların verdiği güçlü karşılık, markanın misyonunu tanımlayan “Raise Your Vibration” sloganını ortaya çıkardı. Çünkü ister spiritüellikten bahsedelim ister kaliteli bir ürün sunalım, aslında yaptığımız şey aynı: İnsanların enerjisini yükseltmek. İnsanlar çoğu zaman yalnızca renk ve desen sattığımızı düşünüyor ama biz bunların etrafında bütün bir dünya kurduk. Enerji ve spiritüellik üzerine çalışmaya başlayana kadar rengin de bir frekansı olduğunu bilmiyordum. Çakraların renklerle ilişkilendirilmesi de bana renklerin yalnızca estetik değil, aynı zamanda enerjisel bir boyutu olduğunu gösterdi.

Sizce insanlar güzel şeyleri kim olduklarını ifade etmek için mi satın alıyor, yoksa olmak istedikleri kişiye dönüşmek için mi?
Bence biraz ikisi de. Çünkü moda endüstrisi bir tüketim endüstrisi ve insanlar çoğu zaman yeterince iyi, çekici ya da havalı olmadıkları korkusuyla alışveriş yapıyor. Ama bence modanın gerçek süper gücü burada değil. Asıl mesele, satın aldığın şeyi kendi hikayenin bir parçası haline getirebilmek. Bu seçim seni nasıl yansıtıyor? Önemli soru bu. La DoubleJ de benim için tam olarak böyle bir şey, zamanla kişisel ifademin bir uzantısına dönüştü.

Bir zamanlar pek çok marka statü vaat ediyordu, bugün ise aidiyet vaat ediyor. Sizce bu bir ilerleme mi?
Kesinlikle öyle. Geçmişte statünün beraberinde getirdiği belirli bir tavır vardı, bir tür dışlayıcılık. Sanki görünmez bir kadife halat çekilmiş gibi. Bazı insanlar içeri girebilir, bazıları giremez. Bana göre gerçek ilerleme, nezaketin değer kazanması. İnsanların nazik olmayı havalı bulmaya başlaması. İşte bu çok önemli. Ve evet, insanların kendilerini bir şeyin parçası gibi hissetmeye ihtiyaç duyduklarına inanıyorum. Ait olmaya, katılmaya, paylaşmaya. İnsanlar yalnızca müşteri olmak istemiyor. Bir topluluğun parçası olmak istiyorlar.

Bu da bizi doğal olarak topluluk kavramına getiriyor. Her yerde “community” kelimesini duyuyoruz. Sizce insanlar gerçekten bir topluluk mu arıyor, yoksa aslında anlam arıyorlar ve topluluğu buna ulaşmanın bir yolu olarak mı kullanıyorlar?

Ben sık sık PR ekiplerine “Topluluk derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?” diye soruyorum ve çoğu zaman aldığım cevap şu oluyor: “Davete çağırdığımız insanlar.” Oysa benim için topluluk bundan çok daha fazlası. Topluluk, karşılıklı ilişki kurabilmek, ortak değerler etrafında buluşabilmek ve bu bağı zaman içinde sürdürebilmektir. Gerçekten anlamlı bir şey sunduğunuzda moda etrafında da güçlü topluluklar yaratmak mümkün. Tüketim bunun bir parçası olabilir ama artık hikayenin tamamı değil.

La DoubleJ’in önemli kavramlarından “sisterhood”tan da bahseder misiniz?
Öncelikle “sisterhood” kadınlara özel bir kulüp değil. Benim için daha çok dişil enerji fikrini temsil ediyor ve bu cinsiyetle ilgili bir şey değil, herkes bunun bir parçası olabilir. Kız kardeşlik benim için paylaşmak, dinlemek, almak ve vermek, yani karşılıklı bir alışveriş içinde birlikte yaratmak demek. Nazik, besleyici, koruyucu ve kapsayıcı bir enerjiye sahip olmak. Sisterhood’un özü de tam olarak bu.

Her insan aynı anda hem dişil hem eril enerji taşıyor, doğru mu?
Aslında hayat bu iki enerjinin sürekli etkileşiminden oluşur. Bir konuşmada bile bunu görebilirsiniz; şu an ben daha yön veren bir enerjiyle konuşuyorum, sen ise dinliyor ve alıyorsun. Sağlıklı olan ise bu iki enerjinin dengede olmasıdır. Sadece mantıkla ya da sadece duygularla yaşayamazsınız. Kalp ve akıl birlikte çalıştığında insan merkezine yerleşir ve gerçek gücüne ulaşır. Çin felsefesindeki Yin ve Yang da aynı prensibe dayanır. Dişil ve eril enerjiyi kendi içinde dengelediğinde işte o zaman nötr noktana gelir.

Yazılarınızda ve konuşmalarınızda sık sık neşeden bahsediyor, insanın frekansını yükselten dönüştürücü bir güç olarak tanımlıyorsunuz. Günümüz dünyasında neşe sizin için ne ifade ediyor?
Enerjiyi anlamanın farklı yolları var. Bir yanda öfke, suçluluk ve korku gibi daha yoğun duygular, diğer yanda ise açıklık, anlayış, kabul ve neşe gibi daha yüksek frekanslı duygular bulunuyor. Neşe bu skalanın üst kısmında yer alıyor. “Raise Your Vibration” derken kastettiğim şey de bu. Elbette zor duygular insan deneyiminin bir parçası. Sorun onları hissetmek değil, onların içinde sıkışıp kalmak. Ancak hiçbir insanın sürekli neşeli olması mümkün değil. Neşe her zaman geri döner ama önce kendimize biraz şefkat ve alan tanımamız gerekir. Ben neşeyi açık bir kalbin en yüksek ifadesi olarak görüyorum fakat sevginin tek biçimi neşe değil.

Bazen sevgi yalnızca birini dikkatle dinlemek ya da “Sana nasıl yardımcı olabilirim?” diye sormaktır. Hayatı siyah ve beyaz olarak görmeye alıştık ama gerçek hayat gri alanlarda var oluyor. Bu yüzden birbirimize biraz daha anlayış göstermemiz gerekiyor. 

Communité ve La DoubleJ işbirliği belki de hepimize bu yüzden de daha da ilginç geliyor. İki marka da ürünlerden fazlasını sunuyor. Bir tarafta keşif var, diğer tarafta dönüşüm. Peki sizce La DoubleJ’in ruhuyla İstanbul arasında nasıl bir bağ var?
İstanbul inanılmaz bir şehir. Burada çok güçlü bir yaşam enerjisi hissediyorum ve bence La DoubleJ tam olarak bu enerjiyle rezonansa giriyor. Ayrıca burada çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum çünkü markamızı seven insanlar bizimle birlikte yaratıyor. Benim için önce bir yapı gerekir, bir sistem, bir çerçeve, bir alan. Bu aslında eril enerjidir. Sonra dişil enerji gelir ve onun içini doldurur. Communité bize bu alanı sundu, biz de kendi renklerimizi, desenlerimizi ve enerjimizi onun içine yerleştirdik. Açtığımız her mağazayı bir tür frekans istasyonu olarak tasarlıyoruz. Milano’dan New York’a kadar her mekanın merkezinde aynı fikir var: yaşam enerjisi, canlılık ve bolluk. Buradaki lale ormanı da bunun bir yansıması. 

İstanbul’da size şaşırtıcı şekilde tanıdık gelen bir şey oldu mu?
Evet. Özellikle Aya İrini’de. Orada tek başıma oturup meditasyon yapma ve toprağa bağlanma fırsatı buldum. Kutsal yapıların çoğu güçlü enerji noktalarının üzerine inşa ediliyor ve Aya İrini’de de bunu hissettim. Gözlerimi kapatıp mekanın enerjisine bağlandığımda, dünyanın farklı yerlerinde hissettiğim aynı duyguyla karşılaştım. Çünkü aslında bağlandığım şey bina değil, toprağın kendisi. Beni etkileyen bir diğer yer ise komple Topkapı Sarayı oldu. Renkler, desenler ve detaylar inanılmazdı. Bazı odalarda mekanın enerjisini hissetmek için sol elimi kaldırdım çünkü benim için sol taraf enerjiyi alan, dişil tarafı temsil ediyor. Bir süre sonra elim titremeye başladı. Gerçekten oradaki enerjiyi hissediyordum. Şu ana kadar gazeteci, girişimci ve spiritüel bir yolculuktan geçmiş J.J. Martin ile konuştuk, bu soru J.J. için. 

Bugün inandığınız ama belki bundan 20 yıl önce asla inanmayacağınız bir şey var mıydı?
Ben gerçekten her şeyi yapabileceğimize inanıyorum. Arzu ettiğimiz her an hayatımızı değiştirebilir, şirket kurabilir ve hayal ettiğimiz şeyleri gerçekleştirebiliriz. Daha spesifik bir cevap vermem gerekiyorsa, son 15 yılımın en önemli temalarından biri güçlenmek oldu. Çünkü günün sonunda şunu anlaman gerekiyor: Sen hayatının kurbanı değilsin. Ben bunu çocuk sahibi olamama sürecinden geçerken öğrendim. Sonra bir gün şunu fark ettim: Çocuk doğurmadım ama bir şirket doğurdum. O anda eksik olana bakmayı bırakıp yarattığım şeye bakmaya başladım. Bu yüzden bugün gerçekten inanıyorum ki insanlar hayatlarını yeniden yaratabilir. Ama bunun için önce kendi güçlerini hatırlamaları gerekiyor.


*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.

Dergide Bu Ay

ELLE Temmuz-Ağustos 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Temmuz-Ağustos 2026 Sayısı Çıktı!

Hande Erçel ile kendi kıyısında, kendi dengesini bulan, sadeliğin ritminde ilerleyen bir yolculuğa çıktık.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.