Kapak Fotoğrafı: Laline
Öncelikle sormak istiyorum, geriye dönüp baktığınızda sizi kendi markanızı kurmaya iten en güçlü motivasyon neydi?
Moda sektöründe edindiğim deneyimler, zaman içinde ne yapmak istediğim kadar neyi farklı yapmak istediğimi de anlamamı sağladı. Hepimizin gardırobunda tekrar tekrar döndüğümüz parçalar olduğu gibi, kısa sürede ilgimizi kaybettiğimiz parçalar da var. Neden bazı tasarımları yıllar içinde yeniden seçerken bazıları bizim için anlamını hızla yitiriyor? Bir tasarımı gerçekten değerli kılan şey ne? Bütün bunlar beni aslında tek bir soruya götürdü: İyi tasarım nedir? Benim için cevabı zaman içinde netleşti. İyi tasarım, ilk karşılaşmada heyecan uyandıran ama değerini yalnızca o ana borçlu olmayan tasarımdı. Trendler değişiyor ama doğru oranlar, karakter sahibi silüetler, nitelikli kumaşlar ve özenli işçilik değerini koruyor. İyi bir gardırobun çok parçadan değil, dönüp yeniden giymek istediğiniz doğru parçalardan oluştuğuna inanıyorum. Laline'in tasarım dünyası şekillenirken yeniden düşünmek istediğim alanlardan biri de özel gün giyimiydi. Bu alanda iki uç arasında kalan bir boşluk olduğunu fark ettim: Bir tarafta geleneksel abiye kodlarının daha gösterişli yorumları, diğer tarafta ise özel bir anın duygusunu taşımakta yetersiz kalan daha sıradan seçenekler. Ben bu ikisinin arasında daha çağdaş bir alan olduğuna inandım. Etkisini abartıdan değil, iyi bir silüetten, özgün bir detaydan ve tasarımın bütünündeki özenden alan, özel hissettiren ama kadını olduğundan başka biri gibi göstermeyen parçalar…
MARIS
Bir koleksiyon hazırlarken ilk çıkış noktanız ne oluyor; kumaş mı, kadın mı, hikaye mi?
Aslında her koleksiyon aynı yerden başlamıyor. Bazen bir kumaş, bazen bir silüet, bazen de bir renk ya da oran bütün koleksiyonun yönünü belirleyebiliyor. Benim için önemli olan, başlangıçta çok kesin sınırlar çizmemek. Kreatif yönü oluşturduktan sonra fikirleri tasarım ekibiyle birlikte geliştiriyor, süreç içinde birbirini dönüştürmelerine alan bırakıyoruz. Koleksiyon ilerledikçe bazı fikirler güçleniyor, bazıları tamamen değişiyor. Kumaşın davranışı, silüetin vücutta aldığı form ya da prova sırasında fark ettiğimiz küçük bir oran tasarımı başka bir yere taşıyabiliyor. Bir fikrin ilk haline bağlı kalmaktansa, tasarım kendi dengesini bulana kadar üzerinde çalışmayı seviyoruz. Detaylar da tasarım dilimizde önemli bir yere sahip. Ama detayı yalnızca dekoratif bir unsur olarak görmüyoruz. Bir drapenin düşüşü, bir dantel uygulaması, beklenmedik bir sırt detayı ya da özenli bir el işçiliği… Her birinin tasarımın bütünü içinde bir nedeni olmasını istiyoruz. Bir parçada çok şey yapmak değil, doğru şeyi doğru yerde yapmak daha değerli. Bütün bu sürecin sonunda kendimize sorduğumuz soru aslında çok basit: “O tasarımın kendine ait bir karakteri var mı?”
Yapay zeka ve dijital dünyanın tasarım süreçlerine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
SAHRA
Sizce iyi bir tasarımın eskimemesini sağlayan en önemli özellik nedir?
Denge. Günün ruhunu yakalarken kendi karakterini koruyabilen tasarımlar değerini uzun süre koruyor. Biz yalnızca bir sezon için tasarım yapmıyoruz. Bir kadın yıllar sonra dolabını açıp aynı parçayı hâlâ severek giyebiliyorsa, o tasarım görevini yerine getirmiştir. Bugün bu yaklaşımı destekleyen işlevsel tasarım detaylarına da önem veriyoruz. Çıkarılabilir ya da farklı şekillerde kullanılabilen parçalar sayesinde aynı tasarım tek bir ana ait olmuyor, farklı zamanlara, farklı ruh hallerine uyum sağlayabiliyor. Bence iyi tasarım yalnızca güzel görünen değil, yaşamaya devam eden tasarımdır. Bunun kadar önemli bir başka konu da tasarımın arkasındaki standarttan taviz vermemek. Güçlü bir fikir tek başına yeterli değil, o fikrin nasıl hayata geçirildiği de en az kendisi kadar önemli. Biz de kaliteyi dönemsel koşullara göre değişebilecek bir tercih olarak görmüyoruz. Koşullar ne olursa olsun kendi standardımızı aşağı çekmemek konusunda netiz. Bazen bu daha uzun bir geliştirme süreci, bazen daha zor bir üretim kararı anlamına geliyor. Bir tasarım istediğimiz noktaya gelmiyorsa yeniden çalışıyoruz; gerektiğinde vazgeçmeyi, standardımızın altında bir ürünü koleksiyona almaya tercih ediyoruz.
Moda sürekli değişiyor. Sizce hiç değişmeyen şıklığın tanımı nedir?
Bence şıklık ne giydiğinizden önce kendinizi ne kadar tanıdığınızla ilgili. Bir kıyafetin sizi başka biri gibi göstermesinden ziyade karakterinizi doğal biçimde ortaya çıkarmasını daha değerli buluyorum. Gerçek stil ise trendleri sıkı sıkıya takip etmekten çok kendi ifade biçiminizi keşfetmekle oluşuyor. İçinde kendiniz gibi hissettiğiniz parçaları seçtikçe, gardırobunuz da sizi anlatan bir dile dönüşüyor. Şıklık da bence tam burada başlıyor: zamanla olgunlaşan, karakter kazanan ve size ait olan o kişisel çizgide.
Son yıllarda düğün ve davet modasında en büyük kırılma ne oldu? Kadınlar artık nasıl görünmek istiyor?
Bence son yıllardaki en önemli değişim, kadınların özel görünmek isterken artık “fazla giyinmiş” görünmek istememeleri. Bir davet için hazırlanıyorlar ama bunu yaparken kendi kişisel stillerinden uzaklaşmak istemiyorlar. Bence modern "occasion wear"in en önemli meselesi, özel görünmekle fazla giyinmiş görünmek arasındaki o ince çizgiyi bulabilmek. Uzun süre özel gün giyiminde etki yaratmak; daha fazla hacim, daha fazla ışıltı ya da daha fazla detayla ilişkilendirildi. Bugün ise çok daha kişisel bir yaklaşım görüyorum. İyi bir silüet, beklenmedik bir dekolte, güçlü bir renk ya da doğru yerde kullanılan tek bir detay bütün görünümü taşıyabiliyor. Etki yaratmak için her zaman daha fazlasına ihtiyaç yok. Bu değişim "occasion wear"i de çok daha ilginç bir yere taşıyor. Kadın özel bir gün için hazırlanırken başka birine dönüşmek istemiyor; kendisinin daha özenli, daha güçlü bir yorumunu görmek istiyor.
ELLE okuyucusuna bu sezon için tek bir stil tavsiyesi verecek olsanız ne söylerdiniz?
Gardırobunuzu oluştururken "Bu sezon moda mı?" sorusundan önce "Bu parça beni gerçekten yansıtıyor mu?" diye düşünün. Çünkü yıllar sonra da severek giyeceğiniz tasarımlar, sizi olduğunuzdan farklı göstermeye çalışanlar değil, kim olduğunuzu en iyi anlatanlardır. Bir de kıyafetlerinize biraz daha özgürlük tanıyın. Bir parçayı yalnızca hangi kategoriye ait olduğu ya da nerede giyilmesi gerektiği üzerinden düşünmeyin. Bazen en iyi stil kararları, bir tasarımı alışılmış bağlamının dışında kullandığınızda ortaya çıkıyor. Bir kıyafetin nerede giyileceğine kategoriler değil, sizin hayatınız karar versin.