İki Dünyanın Ötesinde: Henry Zankov ile Tasarım Pratiği

Henry Zankov bugün, kendi adını taşıyan Zankov’un yanı sıra Diane von Furstenberg’in de kreatif direktörlüğünü üstleniyor. Zankov ile trikonun sınırlarını genişletmekten renk, form ve doku üzerine kurduğu tasarım diline, Zankov’un geleceğinden Diane von Furstenberg’deki yeni dönemine uzanan bir sohbet gerçekleştirdik.

Berrak Zeynep Yılmaz BERRAK ZEYNEP YILMAZ 21 Eylül 2026

St. Petersburg’da doğan ve çocuk yaşta ailesiyle New Jersey’e taşınan Henry Zankov’un modayla ilişkisi, New York’taki eğitim yıllarında şekillenmiş. Tasarım kariyerinin ilk döneminde Donna Karan’da çalışan Zankov, ardından 2014’te Diane von Furstenberg ekibine katılarak triko ve kadın giyimi üzerine çalıştı. Özellikle DVF’de geçirdiği yılların, tasarımcının renkle kurduğu ilişkinin gelişmesinde önemli bir rol oynadığının altını çiziyor. Hâlâ da Diane von Furstenberg ile yakın bir ilişkisi var. 2020’de kendi adını taşıyan Zankov’u kurduğunda ise triko, markanın çıkış noktası olmanın ötesinde renk, form, doku ve hareket üzerine kurulu daha geniş bir tasarım dilinin temelini oluşturdu.

Bugün Zankov, kendi markasının kreatif dünyasını yönetirken Diane von Furstenberg’in de kreatif direktörü olarak kariyerinde yeni bir sayfa açıyor. Aslında bu, onun için tamamen yeni bir başlangıç değil, yıllar sonra DVF’ye geri dönüşü anlamına geliyor. Mayıs 2026’da markanın kreatif direktörü olarak başlamasının ardından, geçtiğimiz hafta New York Moda Haftası’nda ilk koleksiyonunu sundu. Aynı sezon Zankov için de İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunu  hazırlayan tasarımcı, iki farklı markanın dünyası arasında kendi tasarım dilini yeniden düşünürken bir yandan da Zankov’un sınırlarını genişletmeye devam ediyor.

Biz de New York Moda Haftası sırasında Henry Zankov ile  trikonun onun tasarım pratiğindeki yerinden renk, form ve dokuya yaklaşımına, Zankov’un geçirdiği dönüşümden Diane von Furstenberg’de başlayan yeni dönemine ve geleceğe dair planlarına uzanan kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Getty Images

Zankov’u kurmadan önce yıllarca triko üzerine çalıştınız. Kendi markanızı kurmanın zamanı geldiğini size düşündüren ne oldu?


New York ve Avrupa’da farklı markalar için tasarım yapıyor ve danışmanlık veriyordum. Bunu artık kendim için yapmanın doğru zamanı olduğunu hissettim. Başka markaların ve işlerin kurulmasına yardımcı olmuştum, şimdi ise bunu kendi şartlarımla yapmak istiyordum.

Kendinizi bir “triko meraklısı” olarak tanımlıyorsunuz. Ancak Zankov, geleneksel bir triko koleksiyonundan çok renk, form ve doku üzerine  çalışmalar üretiyor. Trikonun çok daha geniş bir görsel dilin başlangıç noktası olabileceğine nasıl karar verdiniz?
Triko her zaman uzman olduğum ve kendimi rahat hissettiğim bir alan oldu. Birkaç sezon geride bıraktıktan sonra gardırobu farklı kumaşlar ve kategorilerle tamamlamanın doğru zamanı olduğunu düşündüm.

Launchmetrics Spotlight

Trikoyu geleneksel sınırlarının ötesine taşımanızla tanınıyorsunuz. Sizce bu alanda hâlâ keşfedilmemiş ne var?
Hâlâ trikonun tam anlamıyla alışılmış kullanım alanlarının dışına çıkarıldığını düşünmüyorum.

Donna Karan’daki deneyiminizin size rahatlık ve duyusallık, Diane von Furstenberg’in ise renk konusunda çok şey öğrettiğini söylüyorsunuz. Bugün tasarım sürecinizde bu öğretileri çalışmalarınıza nasıl yansıtıyorsunuz?
Rahatlık, duyusallık ve beden, özellikle kadınlar için tasarım yaparken temel kavramlar. Bunlar benim için silüet geliştirme, kumaş seçimi ve konstrüksiyonla doğrudan bağlantılı.

Launchmetrics Spotlight

Bir giysinin içinin de dışı kadar önemli olduğunu söylüyorsunuz. Maalesef herkes detaylara ya da görünmeyen kısımlara dikkat etmiyor. Sizce bu bütünlüğü korumak neden önemli?
Kalite her şeyden önce geliyor ve iyi tasarım, kalitedir. Bir şeyler doğru bir araya getirildiğinde uzun süre varlığını sürdürüyor ve bence heyecan verici olan da bu.

Zankov tasarıma kazaklarla başladı ve zamanla çok daha geniş bir görsel dünyaya dönüştü. Geçtiğimiz günlerde New York Moda Haftası kapsamında İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunuzu sundunuz. Bugün hâlâ başlangıçta hayal ettiğiniz markayı mı devam ettirdiğinizi düşünüyorsunuz, yoksa bugün geldiği nokta sizin de öngöremediğiniz bir şeye dönüştü mü?
Süreç boyunca merakımı korumaya ve önyargısız olmaya çalışıyorum. Markanın, ne olmak istediğini bana söylemesine izin veriyorum. Sonuçla çok fazla ilgilenmiyorum çünkü süreç zaten beni oraya götürüyor. Zankov kendi başına yaşayan bir organizma gibi; o geliştikçe ben de gelişiyorum.

Zankov İlkbahar/Yaz 2026, Launchmetrics Spotlight

New York Moda Haftası’nda koleksiyon sunmak her tasarımcı için büyük bir süreç. Sizin için ilk fikirden podyuma uzanan yolculuk nasıl ilerliyor? İlk eskizden ya da malzeme denemesinden son görünümün podyumda çıkışına kadar süreciniz nasıl işliyor?
Her şey gerçekten süreçle ilgili. Bazen bir şarkıyla, bir arkadaşla yaptığım sohbetle ya da bir kitapla başlıyor. Sonra bu hissin peşinden gidiyor ve araştırmaya başlıyoruz. Aynı zamanda malzemeler, kumaşlar, iplikler ve benzeri şeyleri biriktiriyor, bunların koleksiyonun tasarımını yönlendirmesine izin veriyoruz. Prototipler ortaya çıktığında onları eliyor, geliştiriyor ve sonunda kapsamlı bir koleksiyona dönüştürüyoruz.

Zankov’un özellikle New York’ta kendine özgü bir dünyası ve takipçi kitlesi var. Şimdi bir yandan da DVF’nin kreatif direktörlüğünü üstleniyorsunuz. Sizce bu yeni ikili dönem neleri değiştirecek?
Bence bu yeni dönem çalışmalarımı yeni bir kitleye açacak. Aynı zamanda DVF, Zankov’da genellikle ifade etme fırsatı bulamadığım yaratıcı yönlerimi ortaya koyabilmem için de iyi bir platform olacak.

Daha önce "bir gün giyimin ötesine geçerek tekstil, seramik, ev ve iş birlikleri gibi alanları keşfetmek" istediğinizden bahsetmiştiniz. Zankov’un geleceğinde sizi en çok meraklandıran şey ne?
Doğrudan tüketiciye satış yapan işimizi büyütmek ve temel ürünlere odaklanmak istiyorum. Giyimin dışında ise parfüm, ev ve belki bir mağaza fikrini keşfetmek beni heyecanlandırıyor.

Dergide Bu Ay

ELLE Eylül 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Eylül 2026 Sayısı Çıktı!

Kapağımızın başrolünde Cartier'nin zamansız tasarım kodlarının heykelsi ve çağdaş bir yorumla yeniden hayat bulduğu Yüksek Mücevher Koleksiyonu “Le Chœur des Pierres” yer alıyor.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.