Psikolojik Dayanıklılığın Sırrı Kendimize Söylediklerimizde Saklı

Uzmanlara göre psikolojik dayanıklılığı güçlendiren en önemli alışkanlıklardan birinin kendinize karşı daha adil bir dil geliştirmek olduğunu biliyor muydunuz?

Damla Durak DAMLA DURAK 05 Temmuz 2026
Psikolojik Dayanıklılığın Sırrı Kendimize Söylediklerimizde Saklı LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Gün içinde en çok kimin sesini duyuyoruz? Büyük ihtimalle kendi sesimizi. İşe yetişmeye çalışırken, hata yaptığımızda, aynaya baktığımızda ya da önemli bir karar verirken zihnimizde durmaksızın devam eden o iç konuşma, ruh halimizi düşündüğümüzden çok daha fazla şekillendiriyor. Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan "Her gün aynaya bakıp kendine güzel şeyler söyle" önerisi kulağa basit gelebilir. Ancak işin psikolojik boyutu, birkaç motivasyon cümlesinden çok daha derin. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Klinik Psikolog İpek Erol, psikolojide bu yaklaşımın "öz-onaylama" (self-affirmation) olarak tanımlandığını söylüyor. Ancak burada söz konusu olan, gerçekçi olmayan övgüler sıralamak ya da kendini kusursuz görmek değil. “Öz-onaylama kişinin güçlü yönlerini, değerlerini ve yaşamındaki anlamlı rollerini hatırlayabilmesi anlamına geliyor” diyor uzmanımız. 

Beynimiz Bu Dile Karşılık Veriyor


Kendimize söylediğimiz cümlelerin etkisi yalnızca duygusal değil, nörobiyolojik olarak da destekleniyor. Araştırmalar, kişinin kendisiyle ilgili gerçekçi ve olumlu değerlendirmeler yaptığında beynin ödül sistemiyle ilişkili bölgelerinde aktivitenin arttığını gösteriyor. Aynı zamanda duygu düzenlemeden sorumlu prefrontal bölgelerin daha etkin çalıştığı ve stres karşısındaki savunucu tepkilerin azalabildiği görülüyor. Başka bir deyişle, kendinizle kurduğunuz dil değiştikçe olayları yorumlama biçiminiz de değişebiliyor. Olumlu iç konuşma ile kendine iltifat etmeyi ise karıştırmamak gerekiyor. Olumlu iç konuşma daha çok geleceğe dönük, destekleyici bir yaklaşım sunuyor. "Şu an zorlanıyorum ama bunun üstesinden gelebilirim" ya da "Hata yaptım ama bunu telafi edebilirim" gibi cümleler buna örnek. Kendine iltifat etmek ise geçmişte gösterilen çabayı ve davranışı takdir etmeyi içeriyor: "Bugün gerçekten sabırlı davrandım”, "Bu iş için ciddi emek verdim", "Kolay değildi ama vazgeçmedim". İpek Erol'a göre bu küçük fark önemli. Çünkü biri geleceğe hazırlanmayı desteklerken, diğeri kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin kalitesini güçlendiriyor.

Psikolojik Dayanıklılık Sadece Başarıyla Oluşmuyor
Çoğumuz kendimizi sonuçlarla değerlendirmeye alışığız. İyi bir sunum yaptıysak başarılı hissediyoruz, istediğimiz gibi gitmeyen tek bir toplantı ise bütün günümüzü mahvedebiliyor. Oysa uzmanlara göre özsaygıyı besleyen tek şey başarı değil. Emek vermek, sabırlı olmak, yeniden denemek, kararlılık göstermek, bunların tamamı güçlü bir benlik algısının yapı taşları arasında yer alıyor. Klinik Psikolog İpek Erol kişinin kendisini yalnızca sonuçlar üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Başarısız bir sunum yapmak, başarısız bir insan olmak anlamına gelmez" diyor. Kendine karşı daha şefkatli olmayı öğrenmek büyük değişimlerle değil, küçük alışkanlıklarla başlıyor. İpek Erol'un önerdiği üç soru bunun için iyi bir başlangıç olabilir:

Bugün hangi davranışımdan memnunum?
Bugün hangi konuda gerçekten emek verdim?
Yakın bir arkadaşım aynı durumda olsaydı ona ne söylerdim?

Çünkü çoğu zaman başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize göstermeyi unutuyoruz. Belki de günün sonunda kendimize söyleyebileceğimiz en değerli cümle şu: "Mükemmel değildim ama elimden geleni yaptım." Uzmanlara göre psikolojik dayanıklılık tam da bu gerçekçi, adil ve şefkatli iç konuşmayla güçlenmeye başlıyor.



SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Temmuz 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Temmuz 2026 Sayısı Çıktı!

Hande Erçel ile kendi kıyısında, kendi dengesini bulan, sadeliğin ritminde ilerleyen bir yolculuğa çıktık.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.