HEPSİ KADIN, HEPSİ KOLSUZ!

Ancak kadınlar iyiye giderse dünya iyiye gider diyen bir sanatçının bakış açısı

ELLE ONLINE ELLE ONLINE 04 Ocak 2014
HEPSİ KADIN, HEPSİ KOLSUZ!
Röportaj: Gülben Çapan / @istabulartsnob


<#text>


<#text> The Empire Project baharda gerçekleşen "Başıbozuk” vol.1'in ardından serinin ikinci sergisi olan “Başıbozuk” vol.2'yle; Can Pekdemir, Filippos Tsitsopoulos, Sena ve Banu Birecikligil'i bir araya getirdi. Eskiz ve yağlı boya resimleriyle bildiğimiz Banu Birecikligil bu sergide karşımıza, kadın olmanın hikayesini masalsı ve naif bir şekilde anlatan, küçük boyutlu heykellerle çıkıyor. Mimar Sinan Üniversitesi, Resim Bölümü'nden mezun olduktan sonra 2000 yılında Berlin'de Universitat der Künste Berlin'de, Güzel Sanatlar Fakültesi'nde eğitimine devam eden sanatçı bugün Beyoğlu'ndaki atölyesinde bir sonraki sergisi için çalışıyor. Etek altından çıkan kurbağa, bacak arasındaki salyangoz, dört bacaklı uyuyan kız gibi önemli temalar barındıran işlerinin alt metnindeki derin psikanalitik okumayı anlamak için Lacan ya da Freud olmaya gerek yok. Heykellerin hepsi kadın, hepsi kolsuz ve hepsinin sanatçınınki gibi kahkülü var. Hayranlıkla gezdiğim sergiden sonra heykellerin hikayesini yaratıcısından duymak için sanatçıyla buluştuk. “Bu sergiyle bütün psikolojim açığa çıktı!” diyen sanatçıyla birlikte işlerin alt metnini çıkarttık, kadınlığın nereye gittiğini konuştuk, bir sonraki projelerden bahsederek, uzunca bir sohbet ettik.


<#text>


<#text> Yaratma sürecini anlatır mısın?
<#text>Psikoloji, tarih, romanlar, mitoloji ve astroloji okumayı seviyorum. Onlardan çok besleniyorum. Sonra bütün fikirlerimi topluyorum. Fikirlerimden eskiz yapıyorum. Sonra resim ya da heykel çalışıyorum. Fakat bu süreçte eskize çok bağlı kalmıyorum. Değiştiriyorum. Aslında değiştirerek, eskizin üzerine bir katman daha eklemiş oluyorum. Zaten hikayesel anlatımı sevdiğim için figüratif çalışıyorum, bu katmanlar da zenginlik katmış oluyor. Bu seride polyester bazlı hamur kullandım ilk defa. Aşırı kusursuz ve temiz bir malzeme.~ Figürlerin hiçbirinin kolu yok. Bunun sebebi nedir?


<#text> Kolsuzluk, kadının kendi hayatını yönlendirememe durumunu simgeliyor. Aciz ve eksik hissetme durumu. Aslında birçok imkan olmasına rağmen bir bağlanmışlık hissi, yetersizlik hissi gibi.


<#text>


<#text>  Heykellerinin hepsi kadın. Senin kadınlık hikayen nasıl gelişti?


<#text> Çok liberal bir ailede büyümüş ve 10 yıldan fazla Berlin'de yaşamış olmama rağmen beynimde kadın olmakla ilgili çok enteresan kodlar var. Mezun olduğum zaman bile kadın bir sanatçı olmakla ilgili korkularım vardı. Sanatta olduğu gibi birçok alanda kadınlıkla ilgili bu kıyım hala var. Bu da beni çok öfkelendiriyor. Dolayısıyla, feminist olmayan biri için ancak cahil diye düşünebilirim ya da belki kelimeyi sevmiyordur.


<#text>


<#text> Kadın bugün ne durumda?


<#text> Korkular var ümitler var. Dünya kadınlara bağlı bir yer. Kadınlar iyiye gidiyorsa ancak dünya da iyiye gidebilir. Fakat erkeklere de çok gereksiz yüklemeler olduğu için onlar da sağlıklı bir konumda değiller. Toplumların sağlıklı olabilmesi için kadınlar kadar erkeklerin de sağlıklı bir konumu olması gerek. Bence iki ihtimal var. Kadın ya yok olacak ya da düzelecek. Arası olmayacak.


<#text>


<#text> Bu durumda çözüm nedir?
<#text>Kadınlar yönetime daha çok dahil olmalı, yaşadıkları gezegeni yönetebilmeliler. Erkeklerin de sağlıklı bir şekilde yönetebilmeleri için sağlıklı bir dünyada olmaları lazım. Sağlıklı bir dünya da eşit bir dünyadır.~ Heykellerde kadın olmakla ilgili çok güçlü bir psikolojik alt metin var... 


<#text>
Evet, çocukluğumu deştiğim, çocukluk imgelerini çok kullandığım bir seri oldu. Bir yandan o geçmişe bağlı bir yandan da kendimi çok yaşlı hissetme halimdeki tezatlığı heykellerimde de gösteriyorum. Örneğin salyangozlu kızın iki bacağının arasında duran salyangoz vajinayı temsil ediyor. Aynı zamanda sümüklerini arkada bıraka bıraka yavaş yavaş gitmeyi, yani ilerleyememeyi temsil ediyor. Bir yandan kızın iki bacağının arasında kocaman durmasına karşın, kızın sırtında neredeyse hiçbir şeyi uçuramayacak kadar küçük kanatlar bulunuyor. Bu tezatlık da insan gelişimindeki çarpışmayı gösteriyor.


<#text>


<#text> İnsan gelişimindeki çarpışma derken?
<#text>Vücudun büyüyor, ruhun büyüyor, kişiliğin büyüyor ama hepsi aynı yönde aynı hızda büyüyemeyebiliyor. Bazen biri diğerinden daha hızlı gidebiliyor. Hep birbirini kıran, birbiriyle çarpışan eğriler oluşabiliyor bu süreçte. Bir taraftan büyüyüp bir taraftan ruhun çocuk kalabiliyor. Ya da çok genç bir yaşta kendini çok yaşlı hissedebiliyorsun.


<#text>


<#text> Bir diğer heykelindeyse kadının eteğinin altından kurbağa çıkıyor. Neden?
<#text>Kurbağlı heykelin eskiz halinde altından ejderha çıkacak şekilde çizmiştim. Fakat yaparken o bir anda ejderha yerine kurbağaya dönüştü. Orada “ürkütüp kaçırma” durumu var. Kadın kimseyi vajinasına yaklaştırmıyor.


<#text>


<#text> Bu sergiden sonra sırada neler var?


<#text> Nisan ya da Mayıs ayında karma bir sergi projesi var gündemde. Yine The Empire Project'de kişisel sergimi yapacağım önümüzdeki sezon. Bir de fotoğrafla ilgili birkaç yıldır düşündüğüm henüz hayata geçiremedğim bir projem var.


<#text>


<#text> *Sergi 11 Ocak tarihine kadar gezilebilir.

SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Şubat sayısı Çıktı!

ELLE Şubat sayısı Çıktı!

Bu ay kapağımızda 2024'e farklı ve çok heyecanlı başlangıçlarla giren Eda Ece var.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.