Geçtiğimiz yıl moda dünyasında en çok tartışılan kavramlardan biri “algoritma”ydı. Bazıları kişisel stilin öldüğünü söyledi. Bazıları yeni şeyler keşfetmenin zorlaştığını iddia etti. Algoritmaların mikro trendleri hızlandırdığı ve tüketim alışkanlıklarını dönüştürdüğü konuşuldu. Bir noktadan sonra algoritma, modadaki her tekdüzeliğin kolay açıklamasına dönüştü. Oysa mesele bundan daha karmaşık.
Evet, veri temelli öneri sistemleri neyi gördüğümüzü, neyi beğendiğimizi ve sonunda neyi satın aldığımızı etkiliyor. Ancak estetiklerin birbirine benzemesi yalnızca teknolojiyle açıklanamaz. Ekonomik baskılar, hızlanan trend döngüsü, markaların “satacak” tasarımlara yönelmesi ve tüketicinin “garanti görünüm” arayışı da en az algoritma kadar belirleyici.
Young Emperors, yaratıcı vizyonlarıyla uzun yıllardır çift olarak moda içerikleri üretiyor, 2025, Getty Images
Belki de asıl soru şu: Algoritmayı suçlamak, bizi kendi stil konforumuzla yüzleşmekten kurtaran bir kolaycılık mı? Kendi stilinizi bulduğunuzda gelen o tatmin duygusu tanıdıktır. Hangi kesimlerin yakıştığını bilirsiniz. Hangi markaların sizi hayal kırıklığına uğratmayacağını bilirsiniz. Renk paletiniz nettir. Giyinmek pratikleşir. Fakat bir süre sonra bu netlik tekrar etmeye başlar.
Kaydedilen görseller akışa, akış gardıroba, gardırop yeniden akışa benzer. Algoritma zevkinizi öğrenir ve onu size daha rafine haliyle geri sunar. Stil gelişmek yerine döngüye girer. Bu, modern gardırobun görünmez döngüsüdür: Her şey çalışır ama hiçbir şey şaşırtmaz. Çözüm trendlerden tamamen uzaklaşmak değil. Onları bilinçli şekilde kırmak.
Buccinnà İlkbahar/Yaz 2026, Launchmetrics Spotlight
Silueti Kırın
Alaïa Sonbahar/Kış 2025, Launchmetrics Spotlight
Çoğu gardırop şekil üzerinden sabitlenir. Aynı paça formunun farklı versiyonları, benzer boyda ceketler, tekrar eden oranlar. Stili ileri taşımak için en hızlı yöntem, hattı değiştirmek olabilir. Dar ve düz kesimlere alışkınsanız, daha hacimli veya bol paçalara yönelebilirsiniz. Hep kalça hizasında biten montlar giyiyorsanız, daha uzun ve akışkan bir form deneyin. Oversize’a alışkınsanız, vücuda yakın ve yapılandırılmış bir siluetle denge kurun. Yeni bir form, mevcut parçalarınızı bile farklı gösterebilir. Gardırop yenilenmez, yeniden okunur.
Dokuyu Devreye SokunLudovic De Saint Sernin İlkbahar/Yaz 2026, Launchmetrics Spotlight
Renk size fazla geliyorsa kumaş üzerinden ilerleyin. Algoritmik estetik genellikle güvenli yüzeyleri çoğaltır: pamuk gömlekler, klasik yünler, sade denimler. Oysa dokular, minimal bir görünümü bile yönlü kılabilir. Şeffaf bir katmanı net bir terzilik parçasıyla eşleştirebilirsiniz. Mat yüzeylerin arasına parlak bir deri ya da rugan ekleyin. Kontrast derinlik yaratır.
Aksesuar Kurallarını Yeniden Yazın
Schiaparelli Sonbahar/Kış 2021, Launchmetrics Spotlight
Aksesuarlar, gardırobu baştan kurmadan yön değiştirme imkanı sunar. Zarif takılar yerine heykelsi bir parça deneyin. Akışkan bir ceketin üzerine belirgin bir kemer ekleyin. Broşu klasik yerine beklenmedik bir noktaya yerleştirin. Minimal ayakkabı yerine görsel ağırlığı olan bir model seçin. Bunlar küçük müdahaleler gibi görünür ama oranları değiştirir. Oran değiştiğinde siluet de değişir.
Referans Alanınızı GenişletinBatsheva Pre-fall 2021, Launchmetrics Spotlight
Hep aynı markaları takip ediyor, aynı estetik hesapları kaydediyor ve benzer siluetleri satın alıyorsanız, stiliniz doğal olarak kendi etrafında dönmeye başlar. Tasarım dili size uzak gelen bir markaya bakın. Daha romantik, daha mimari ya da daha deneysel bir yaklaşımı inceleyin. Normalde “Bana göre değil” dediğiniz bir parçaya bilinçli olarak tıklayın.
Renk Hikayesini Deği��tirin
Sandy Liang Resort 2025, Launchmetrics Spotlight
Gardırobunuz siyah, beyaz ve bej üzerine kuruluysa, tek bir doygun renk ekleyin: kiraz kırmızısı, Yves Klein mavisi, kraliyet moru… Parlak tonlara alışkınsanız, bu kez daha “kirli” tonları deneyin: zeytin, kahve, sarı… Amaç paleti tamamen değiştirmek değil. Küçük bir sapma yaratmak. Nötr bir görünümle kullanılan tek renkli bir çanta ya da ayakkabı bile döngüyü kırmaya yeter.
Algoritmayı tamamen devre dışı bırakmak mümkün değil, belki gerekli de değil. Önemli olan, onun sunduğu tekrarın farkında olmak. Stil, konfor alanında sabit kalmak değil, bilinçli olarak küçük riskler almakla gelişir.
Sonuçta kişisel stil, öneri sistemlerinin değil, seçimlerin sonucudur.