CAZ MÜZİĞİN YENİ TEMSİLCİSİ: ADA SANLIMAN

Tınısı her yerde, komplike, zor ve muazzam.. Caz müziğin yeni nesil temsilcilerinden Ada Sanlıman radarımızda.

Çocukluğundan beri müzikle iç içe olan Ada Sanlıman, piyano ve şan eğitiminin ardından, ilgisini çeken caz müzikle ilgilenmeye karar veriyor. Bu tutkunun peşinden New York’a gidip New School’da çağdaş müzik ve caz eğitimi için seçmelere girip kazanıyor. Böylece profesyonel anlamda yedi yaşında piyano dersleriyle başladığı müzik hayatı New York’ta devam ediyor. Yıllar içinde İstanbul’da farklı yerlerde sahne alan Ada Sanlıman, Fakepakt’ın “People I Knew” albümüne de bir şarkı yazdı ve söyledi. Onu tanıdığınıza memnun olacaksınız.

ELLE: Müzikle ilişkiniz nasıl başladı?

ADA SANLIMAN: Anaokulunda piyano çalmaya başladım, normalde iki yaş daha büyük olmam gerekiyordu fakat bir şekilde yetenek sınavına girdim. Jüri dışarı çıktığında kapıda bekleyen ailem tepkilerini duymuş, sınavdaki performansımdan ötürü hepsi şaşkınmış. Ardından Şişli Terakki Müzik Bölümü’nün en küçük piyano öğrencisi oldum. Üniversitedeyse caza yöneldim. Şimdi de sahne ve her gün yeni öğreneceklerim var sırada.

“TINISI HER YERDE”

ELLE: Neden caz?

A.S.: Çünkü komplike! Çünkü klasik! Çünkü zor! Çünkü bana benziyor! Tınısı her yerde. Kendini her zaman yeniden var edecek bir tür. Şimdi öğreti haritamın merkezinde o var, yönleriyse sonsuz; o coğrafyada kendime alan açmak müthiş heyecanlı bir uğraş. 

ELLE: Moda ve müzik ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

A.S.: Bazı şarkılar vardır, yıllandıkça ömrü uzar, eskimez, yeni hikayelerde, farklı hayatlarda, farklı anlamlarda canlanır, insanı alır o ana tekrar götürür, duygusu ölümsüzdür. Bence moda da tıpkı o eskimeyen şarkılar gibi hayat bulur başka bir biçimde. 

ELLE: David Bowie, Mick Jagger, Cher, Amy Winehouse, Grace Jones gibi efsanevi isimler müzisyen kimliklerinin yanı sıra birer stil ikonuydu. Sizin ikonunuz kim?

A.S.: Hepsinden parçalar mevcut. Karakteri ve duruşu yüzünden Patti Smith’e farklı bir düşkünlüğüm var. Yazdığı şarkı sözleri, şiirleri, insana inanışı, aşktan şaşmayışıyla bayıldığım bir karakter. Çoktan yıldız olmuş bizi hep aydınlatan isimleri saymalıyım; dediğiniz gibi, David Bowie, Mick Jagger, Cher, Amy Winehouse, Grace Jones, Prince, Michael Jackson, Roisin Murphy, Kurt Cobain... Liste uzar gider. Benim spesifik bir ikonum yok aslında; Janis Joplin müziğiyle beni etkilese de stili benim giyebileceğim türden değil. Benim stil ikonlarım daha çok sinema dünyasından. Zamanın ruhunu yakaladığı kadar asla modası geçmeyecek olan, hem dişi hem de maskülen klasikler. “Belle de Jour”daki Catherine Deneuve, “Bonnie and Clyde”daki Faye Dunaway ya da “Cabaret”deki Liza Minnelli gibi...

ELLE: Sahne alırken nasıl kıyafetler tercih ediyorsunuz?

A.S.: O günkü ruh halime göre değişiyor. Haftalar öncesinden karar verdiğimiz kıyafetten son dakika vazgeçip bambaşka bir tarza bürünebiliyorum. Yaz başında, bir konsere çıkmadan önce ayakkabılarımdan rahatsız olup çıkarmıştım, sonrasında da sahneye hep çıplak ayak çıktım ve de bu tavır bir bakıma benimle özdeşleşti.

ELLE KASIM SAYISINDAN ALINMIŞTIR.

YAZI: SERLİ GAZER BOYACI
FOTOĞRAFLAR: FORA NORMAN