dsdsddsd

sdsdsdssds

METALİK YENİDEN Yanardöner gözleri bu sezon görmezden gelemezsiniz. Makyajda bu yazın makro trendlerinden olan metal dokunuşlar tüm renkleriyle podyumlarda ışık saçtı; şimdiyse küçük küçük far kutularında makyaj çantamıza sızmaya hazırlanıyor. Mavi, yeşil gibi soğuk renkler veya iddialı altın ve gümüşler; hepsi at pudra tonlarına meydan okumaya hazırlar. İster tek renk kullanın, iter karıştırın ama bu sezon metalik farlarınız olmadan gece çıkmayın! İşte podyumlardan, size ilham verecek 5 öneri ve bir de not: Dudaklarınızda kullanacağınız renkleri en doğal tonlardan seçmeyi unutmayın. 1. Coast Weber 2. Anna Sui 3. Libertine 4. Versace 5. Fashion East SOUNDGARDEN BU YAZI KİLYOS'TA! Babylon Soundgarden için geri sayım başladı. Etkinlikten detaylar haberimizde. Bu yıl Babylon Soundgarden Festivali'nin beşincisi düzenleniyor ve katılımcılar şehirden uzakta, doğayla başbaşa yazı karşılamaya hazırlanıyor. 23 Mayıs Cumartesi günü Babylon Kilyos'ta gerçekleştirilecek Babylon Soundgarden, gün boyu sürecek etkinlikler ve keyifli bir müzik programıyla ‘doğanın iyi müzikle buluştuğu, yeni ve daimi evine' yerleşiyor. Her yıl olduğu gibi gün boyu devam edecek etkinliklerin yanı sıra, yerli - yabancı DJ'ler ve grupların performanslarına ev sahipliği yapacak olan festivalin gelenekselleşen aktiviteleri bu yıl da devam edecek. Bu sene Lindy Hoppers dans topluluğu ile Electro Swing, Radyo Babylon ile Silent Disco, Babylon ruhunu taşıyan ürünlerle Babylon Pazarı Babylon Soundgarden'da festivalseverlerle buluşacak. Her sene merakla beklediğimiz grupların isimlerinin yakında açıklanacağı festivalin biletleri Biletix ve Babylon Gişe'de satışa çıktı. ** KADIN FİLMLERİ FESTİVALİ GELİYOR 13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali programı ve altın bamya adayları haberimizde! 13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali u yıl "Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması" temasıyla düzenlenecek olan festival 13 Mart'ta, İstanbul'da başlayacak. 27 Nisan'a kadar, 6 ayrı şehirde sürecek olan gezici festival 13-22 Mart'ta İstanbul'da, 28-29 Mart'ta Denizli'de, 4-5 Nisan'da Muğla-Bodrum'da, 11-12 Nisan'da Diyarbakır'da, 18-19 Nisan'da Adana'da, 25-26 Nisan'da İzmir'de olacak. Festival Koordinatörü Melek Özman, "Dünyanın her yerinde kadınlara karşı küresel bir saldırı söz konusu. Ancak kadınların küresel direnişi de var ve biz bu direnişe dikkat çekmek istedik. Hala kadına yönelik şiddeti 3. sayfalardan, dizilerden görüyoruz ama buralarda kadının direnişini göremiyoruz. İşte bu festivalde kadınların direnişini göreceğiz" diyerek festivalin Festival yürüyüşle başlayacak Festival, 13 Mart Cuma günü, saat 19:00'da Galatasaray Meydanı'ndan Pera Müzesi'ne yapılacak yürüyüşle başlayacak. Bu yıl 25 ülkeden, 61 film gösterileceği festival programı hakkında Festival Koordinatörü Ülkü Songül şu bilgileri verdi: "Bu yıl Hindistan'dan Meksika'ya çeşitli ülkelerden filmler göstereceğiz. Filmlerin 17'si Türkiye'den. Festivalden elde edeceğimiz geliri Şengal ve Kobane kamplarındaki kadınlara ve çocuklara aktaracağımız için sade bir açılış yapacağız. Festival yürüyüşü 13 Mart'ta Galatasaray'dan başlayıp Pera Müzesi'nde son bulacak." 7'inci kez Altın Bamya verilecek Her yıl olduğu gibi bu yıl da festivalin kapanışı Altın Bamya Ödül Töreni ile son bulacak. Türkiye Sineması'ndaki erkek egemen bakışa, öykü ve görselliğin bu bakışla kurulmasına, kadınların bu bakışla temsil edilmesine bir karşı duruş olarak ortaya çıkan Altın Bamya Ödülleri sinemada cinsiyetçi bakış ve klişelerin sona erdirilmesi, gelecek yıllarda ödül verilecek film bulunamaması dileğiyle dağıtılacak. Daha detaylı bilgi için www.filmmor.org'u ziyaret edebilirsiniz. ** OMURGANIN 7 DÜŞMANI Boyun, sırt, bel, el bileği ya da diz ağrısı; özellikle masa başında çalışanların ortak sorunlarından. Bu sorunları yaşıyor ya da yaşamamak için önlem almak istiyorsanız size iyi haberlerimiz var. Ağrıları tetikleyen 7 hareketi, konunun uzmanı Ağrı Tedavisi Bölümü'nden Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Halil Algan anlatıyor. Dr. Algan, “Devletin politikası kronik ağrıların yarattığı iş gücü kaybını en aza indirmek. Çünkü birçok hasta ameliyat gerekmediği halde, sadece ağrılarından kurtulabilsin diye gereksiz yere ameliyat ediliyor. Hastalar bu ameliyatlar nedeniyle uzun süre işinden ve sosyal yaşamından uzak kalırken sağlık harcamaları artıyor. Bu nedenle ABD'de Ağrı Tedavisi Bölümleri bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde çok önemli bir yere sahip” diyor. İşte Dr. Algan'ın omurgaya zarar verdiğini söylediği 7 davranış ve önerileri. 1. Hareketsiz yaşam tarzı: Gelişen teknolojinin de etkisiyle 7'den 70'e hareketsiz yaşam tarzı gittikçe yaygınlaşıyor. Hareketsiz yaşam tarzı omurgayı tam anlamıyla vuruyor! Dr. Halil Algan, 90 yaşında bir hastasından örnek vererek düzenli tempolu yürüyüşün önemini vurguluyor: “Hayatı boyunca düzenli tempolu yürüyüş yapmış olan 90 yaşındaki hastamın omurga radyolojik görüntüleri, kendisinin yarı yaşındaki kişilerden çok daha iyi durumda idi." 2. Fazla kilo: Fazla kilo omurgadaki disklerin basıncını ve yükünü artırırken, tedaviyi de güçleştiriyor. Fazla kilolardan kurtulmak ve düzenli yürüyüş yapmak, omurgaya binen yükü yok denecek kadar azaltıyor. 3. Yumuşak yatak: Kimi zaman televizyon karşısında yumuşak bir koltuğa uzanıyor saatlerce aynı pozisyonda kalıyoruz. Ama yanlış yapıyoruz. Zira gerek oturmak gerekse yatmak için yumuşak yatak omurga sağlığı açısından son derece zararlı. Doğru yatak seçimi ağrılarla mücadelede en iyi tedavilerden biri. Dizlerin arasına ve altına yastık koymak da basıyı azaltarak kişiyi rahatlatıyor. 4. Uzun süre ayakta kalmak: Ayakta sabit durulduğunda omurga disklerindeki basınç normalin 4-5 kat üzerine çıkıyor. Hele de uzun süre aynı pozisyonda ve ayakta durmayı gerektiren mesleklerde, omurgadaki diskler daha çabuk yıpranıyor. Bel ve boyun kaynaklı ağrılar daha sık görülüyor. Ütü yaparken bile ağırlık verdiğimiz bacağımızı sırasıyla değiştirmek gerekiyor. 5. Dizi kırmadan öne eğilmek: Yapılan en büyük yanlışlardan biri de dizlerimizi kırmadan öne doğru eğilmek. Çünkü bu durumda bel ve boyun omurgamızdaki disklerin basıncı 6-7 kat artıyor. Yerden bir şey almamız gerektiğinde dizimizi kırarak eğilmek çok önemli. 6. Uzun süre aynı pozisyonda oturmak: İnsan vücudu sürekli olarak hareket etmeye göre yapılandığı için en yüksek disk içi basınç, sürekli oturanlarda görülüyor yani ofis çalışanlarında. Bu nedenle ofis çalışanlarının 20-30 dakikada bir masa başından kalkıp bir dolaşması gerekiyor. Omurga kaynaklı uzun süren ağrılar (kronik ağrılar) çoğunlukla masa başı çalışanlarda görülüyor. 7. Çok yüksek topuklu ayakkabı: Çeşit çeşit modelleri ve renkleriyle yüksek topuklu ayakkabılar tüm kadınların zayıf noktası. sürekli giyildiğindeyse omurga sağlığı açısından son derece zararlı. Ayakların rahat bir konumda olması ve öne doğru baskı yapılmaması gerekiyor. Otururken de ayaklar yere tabanın tümü ile basılmalı. Aksi halde bel, kalça ve dizlerde yapısal bozulmalar ve kronik ağrılar başlıyor. ** DUYGUSALSAK BİR SEBEBİ VAR! Sinir sistemimizle birlikte vücudumuza yön veren, yani bir anlamda bizi yöneten en önemli sistemlerin başında gelen hormonların kadınlarla derdi ne? Özellikle Adet dönemiyle birlikte başlayan hormon değişiklikleri bir sonraki adet dönemine kadar 4 ayrı evreye giriyor. Bu günlerde kadınlar enerjik de oluyor duygusal da, sinirli de oluyor yorgun da... Hem kendilerinin hem de yakın çevrelerinin farkında olduğu bu durumun aslında bir sebebi var. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde, Acıbadem Kadıköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bölümü Prof. Dr. Ahmet Selçuk Can'dan kadınların hayatını yöneten hormonlarla ilgili bilgi aldık. Kadınlardaki hormon değişiklikleri sadece adet kanamasının 3-5 günü ile sınırlı değil. Adet döngüsü bir adet kanamasından bir adet kanamasına kadar geçen 28 günü kapsıyor. Kadınlardaki bu hormon değişiklikleri migren, bağışıklık sistemi, sinir sistemi, mide bağırsak faaliyetleri gibi geniş bir yelpazeyi etkileyebiliyor. Kadınların iki adet kanaması arasındaki günlerinde yani 4 haftalık süreçte salgılanan hormonları tüm hayatı etkisi altına alıyor. Bu dönemde günlere göre doğal olarak salgılanan östrojen, progesteron ve testosteron gibi hormonlar, psikolojik durumunuzu, enerji düzeyinizi, romantik hayatınızı, içe veya dışa dönük olmanızı, tatlı ihtiyacınızı, beslenme şeklinizi ve kilonuzu etkiliyor. İlk hafta Östrojen enerjinizi artırır Adet kanamanızın başladığı ilk gün ile başlayan bu süreç 7 gün sürüyor. Bu süreçte kadınlık hormonu östrojen en alttaki dip seviyesinden yavaşça artmaya başlıyor. Hissedilen: Adet kanamasının başladığı ilk günlerindeki ağrılı ve yorgun hissettiğiniz dönemin ardından östrojen sizde doping etkisi yapıyor. Vücut fazla ödemden kurtuluyor, hafifliyor ve daha dinç hale geliyor. Östrojen enerji düzeyini arttırıyor ve iyimserlik moduna geçiyorsunuz. Bu haftada insan ilişkilerinizde daha başarılı olma şansınız var. İştahınız kontrol altındadır, diyete uymakta zorlanmazsınız. Diyet yapanların daha kolay kilo verdikleri ve oldukça motive oldukları bir dönemden geçersiniz. Östrojen düzeyi arttıkça daha sosyal olursunuz, ev dışına çıkmak insanların arasına karışmak istersiniz, alışverişten zevk alır, hesap kitap gibi matematiksel aktivite gerektiren işler ile uğraşmak istemezsiniz. İkinci hafta Testosteronla özgüveniniz yükselir, hafızanız keskinleşir Adetin 8. günü ile başlayan ve yaklaşık 14. gününde sona eren ovulasyon döneminde östrojen iyice artıyor ve en üst seviyesine ulaşıyor. Bununla birlikte erkeklik hormonu testosteron da artıyor. Her erkekte hem erkeklik hormonu testosteron hem de kadınlık hormonu östrojen normal olarak salgılandığı gibi, her kadında da hem östrojen hem de testosteron doğal olarak bulunuyor. Kadınlardaki testosteron düzeyiyse erkeklerin yüzde 5'i kadar. Hissedilen: Bu haftada daha pozitif, konuşkan ve kendinize daha güvenli olursunuz. Hafızanız daha keskindir. Beyninizden düşünceler hızlı akar. Romantik hisleriniz artar. Testosteron etkisi ile cinsel isteğiniz artar. Ayrıca bu süreçte yumurtlamanın de etkisiyle daha rahat hamile kalabilirsiniz. Çocuk yapmak istemiyorsanız korunmalısınız. Psikolojik olarak kendinizi iyi hissetmediğiniz bir dönemdeyseniz, anksiyeteniz artabilir, küçük meseleleri büyütme eğilimine girebilirsiniz. Üçüncü hafta Progesteron, yorgunluk ve uykuya eğilime neden oluyor Kadınların hormonsal değişiminin yaşandığı bir diğer süreç ise her iki adet kanaması arası 28 gün olan kadınlarda âdetin 15‘inci ile 22‘inci günleri arasında gerçekleşiyor. Bu haftada östrojen ile testosteron düşüyor. Östrojende bu haftanın sonunda artış yaşanıyor. En önemlisi adet döngüsünün bu ikinci yarısında progesteron hormonunun salgılanıp pik yapması. Progesteron hormonunun görevi, cinsel ilişki sonucu döllenme olursa kadın rahmini ve cinsel organlarını gebeliğe hazırlamak. Gebelik gerçekleşirse progesteron düzeyi artıyor, gebelik gerçekleşmezse progesteron düzeyi düşüyor. Hissedilen: Üçüncü haftanın başlarında da cinsel ilişki ile hamile kalma riski vardır. Bu dönemin sonlarına doğru yorgunluk, uykuya eğilim ve kendini sosyal yaşamın gerektirdiği aktivitelerden geri çekme eğilimi yaşayabilirsiniz. Sabahları vücut sıcaklığınız yarım derece yükselir. Dördüncü hafta diyet yapmayın Adetin döngüsünün son haftasında ise östrojen ve progesteronda düşme yaşanıyor. Vücutta ödem, su toplaması, memelerde şişkinlik, baş ağrısı, gaz ve hazımsızlık bu dönemdeki olağan belirtiler arasında yer alıyor. Bu hafta diyet yapanların en sevmediği dönemdir. Son haftada genellikle kilo veremezler. Hissedilen: Ertesi gün yorgunluğa neden olabilecek uykusuzluk sorunu yaşayabilirsiniz. PMS diye kısaltılan Pre-Menstrual Sendrom bu haftada görülüyor. Adet kanaması sökene dek PMS belirtileriniz devam edebiliyor. Hormon dengesizlikleri, polikistik over sendromu gibi sorunlarınız varsa adet kanamanızın olması gereken gün ileriye atabiliyor ve gecikebiliyor, bu da bazı sorunları daha uzun süre yaşamanıza neden oluyor. Kadın okurlara önemli not: Bunca soruna rağmen Prof. Dr. Ahmet Selçuk Can'dan , kadınların “Menopoza girdim, artık kurtuldum” söylemini doğru bulmuyor çünkü bu hormonlar ve yarattıkları dengesizliklerin kadınlar üzerinde çok fazla faydası var. Kemiklerin güçlü kalması, cildin elastikiyetini koruması, saçların canlılığını koruması, kadın cinsel organlarının yeterli nemi ve kayganlığı koruması, beyin hücrelerinin Alzheimer hastalığı ve bunamadan korunması gibi birçok pozitif sağlık etkileri sadece birkaçı. ** OSCAR KAZANAN BİR STİL Doğal topladığı ve pek sık değişmeyen saçları, mimik çizgisi olmaktan çıkıp oldukça derinleşen ama dönüşmektense korumayı tercih ettiği çizgileriyle Julianne Moore her zaman davetlerin ve kırmızı halının kazananlardan. Bu kabarık listeye bir de kıyafet tercihlerini ekleyebilir miyiz dersiniz? Sorumuzun cevabını verebilmek için eski stillerine göz atıyoruz. ‘Still Alice' filmiyle ‘En İyi Kadın Oyuncu' Oscar'ının sahibi olan Julianne Moore, stil konusunda da şanslı olanlardan. En yakın arkadaşlarından birinin Tom Ford olması zaten bu tezimizi kanıtlıyor. Desenli giymekten kaçınan, kırmızı halı için daha glam, ışıltılı dokuları tercih ederken diğer davetlerde rahat ve abartısız parçalarda karar kılan Moore'un en şık görünümleri galerimizde! Uzmanlı alanının doğal saçları ve makyajı olduğunu söylersek ve mücevher seçimindeki başarısını da bunlara eklersek bize katılır mısınız? Karar vermeden önce galerimize göz atın. ** Kuralları yazan kadınlar Başarılarının sırrı ne? Güç onlar için ne ifade ediyor? Ayakta kalmak için ne yapıyorlar? Bu soruları, Türk moda tarihinde inanılmaz işlere imza atan, gidişatı değiştiren ve her zaman ilham veren dört kadınına Serli Gazer soruyor, cevaplarıysa ELLE Mart sayısında. İşte konuyla ilgili ufak bir tüyo vermek adına; Simay Bülbül röportajından bir parça. Röportaj: Serli Gazer Morboyacı Fotoğraf: Serkan Eldeleklioğlu Simay Bülbül İLK GÜNDEN BUGÜNE... Kendi markamı kurmaya başladığım zaman ne bir atölyem ne bir dikiş makinem ne de bunları gerçekleştirecek bir sermayem bulunuyordu. Ama bunların yerine müthiş bir azim, sonsuz hayaller, dipsiz bir heyecan vardı. Şu anda da bu duyguların hepsini hala içimde hissediyor olmanın müthiş bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Ama o zamanlar, tabii ki şimdiyi hayal etmem mümkün değildi. Şu sıralar Türkiye Deri Vakfı'yla iş birliği içindeyim. Geçtiğimiz 18-20 Kasım tarihlerinde, TÜYAP'ta gerçekleşen 9'uncu İstanbul Deri Fuarı'ndaki “Trend Area”nın küratörlüğünü yaptım. Hayalimdeyse, yakın zamanda deri malzemenin ruh ve şekil verdiği bir home koleksiyonu oluşturmak var. “GÜÇLÜ BİR TASARIMCI OLMANIN EN BÜYÜK SIRRI, SABIRLI VE ÇALIŞKAN OLMAK” Ben markamı kurduğum zaman henüz Türk moda kavramının taşları yerine oturmamıştı. Tüketicinin tasarım algısı çok zayıftı. Bu algıyı oturtmak ve bu bilinci değiştirmek için çok emek verdik, diğer meslektaş arkadaşlarımla. Ve şimdi verdiğimiz emeklerin karşılığını yavaş yavaş da olsa aldığımızı görmek müthiş bir haz. Güç benim için hayatımdaki baz değil. Ben gücün, alışıldık tanımından ziyade, değerler toplamı olduğunu düşünüyorum. Sektörün verdiği değer, tüketicinin verdiği değer, projelerin karşılığında aldığınız değer. Tüm bunlar sizin gücünüzü oluşturuyor. “KENDİMİ EN GURURLU VE GÜÇLÜ HİSSETTİĞİM AN İLK DEFİLEMDE PODYUMA ÇIKIP SELAMIMI VERDİĞİM AN” Bu an, tanımsız ve çok değerli. Hala her sahneye çıktığımda içimdeki o gurur ve gücün verdiği coşkuyla çıkıyorum. Tarifsiz bir güç duygusu... Tabii bunun yanı sıra zorluklarla da karşı karşıya kalıyoruz. Öyle durumlarda hemen defterimi çıkarıp, sakince tüm durumu yazıya döküp analiz yapıyorum. Çok değer verdiğim bir tasarımcının bana öğrettiği bir taktiktir bu. Türk moda tarihinde çok güçlü kadın moda tasarımcıları olduğuna inanıyorum. “ÜÇ KADIN MODACIYA SAYGIM VE HAYRANLIĞIM SOZNSUZDUR” Mehtap Elaidi, Özlem Süer, Dilek Hanif. Bu üç kadın modacı, konumları, tasarımları ve duruşlarıyla benim için en güçlü kadınlardan ** Cashmere in Love'ın Kurucusu ve Kreatif Direktörü Esra Bezek Dikencik, genelde sakin tatiller için tercih edilen Maldivler'e sörf yapmak için gidiyor. Ve bizi, bu çok popüler destinasyonun az bilinen yüzüyle tanıştırıyor. Burada kısaca iştahınızı kabartacağımız röportajın tamamını ELLE Mart sayısında, Suzan Yurdacan'ın kaleminden okuyacaksınız. Röportaj: Suzan Yurdacan Gardırobunuzdaki kaşmir bir parçanın denizaltının zenginliklerini, bir sörfçünün üzerinden kaydığı dalgaların enerjisini taşıma ihtimali var. Özellikle de Cashmere in Love markasını taşıyorsa. Nasıl mı? Kurucusu ve Kreatif Direktörü Esra Bezek Dikencik anlattı. ELLE: Maldivler'e kaç defa gittiniz? ESRA BEZEK DİKENCİK: Şimdilik iki defa. Her iki seferde de ekim ayıydı. İlkinde North Male Atoll, ikincide South Male Atoll'daydık. Yer tercihimizde öncelik civarlardaki “surf break” lerdi (sörf yapabilmemiz için dalganın kırıldığı yerler). Her iki yerin ayrı özellikleri ve hitap ettiği seviye var. Maldivler, deniz suyunun sıcaklığı ve dalganın kalabalık olmaması sebebiyle birçok sörfçü için inanılmaz noktalardan biridir. ELLE: Oysa orası daha çok balayı rotası olarak bilinir... E.B.D.: Denizi, doğayı ve yeni deneyimleri seviyorsanız, Maldivler'de yapacak çok şey var. Yoksa bir hafta boyunca sadece sahilde yatıp sonra da sıkılabilirsiniz. Önceliğiniz (benim gibi) sörfse Maldivler'de sörf okulu olan bir resort'ta kalmanızı öneriyorum. Ben Tropicsurf'un okulunun olduğu yerleri tercih ediyorum. Maldivler dalış için de uygun. İnanılmaz mercanları, zengin sualtı doğası, küçük/ büyük resif köpek balıkları görülmeye değer. Doğada olmayı, denizi seviyorsanız, gel-git'in durumuna göre, sabah çok erken sörf yapıp, öğlen dinlenir; öğleden sonra dalışa gidebilir, SUP (board üzerinde, ayakta tek kürekle yapılan bir spor türü) yapabilir, rüzgar varsa yelkene çıkabilir, yoga ve meditasyon ya da uzun bir Spa keyfine evet diyebilirsiniz. ELLE: Maldivler sörf için biraz uzak bir nokta değil mi? E.B.D.: Aslında gidebilecek birkaç yakın yerden, özellikle kalabalık olmayan dalga için en yakın destinasyonlardan biri. Direkt uçuş yaklaşık yedi saat sürüyor ve Male'den, gideceğiniz adaya göre, speed boat'la 45 dakika ya da deniz uçağıyla yarım saatte, keyifli bir ELLE: Nerede konaklıyorsunuz? E.B.D.: İlk seferinde Four Seasons Kuda Huraa North Male Atoll'da, ikincide Naladhu Resort South Male Atoll'da kaldım. Ben su üzerindeki bungalovları tercih etmiyorum. Sahilde, kumsal manzaralı ya da okyanus villalar benim için uygun. Sahildeki doğa ve bitki örtüsü beni başka besliyor...

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.