Eylülün ilk hafta sonu için İstanbul’da plan yapmak biraz zorlaşacak gibi görünüyor. Çünkü şehir, 4-6 Eylül tarihleri arasında sinemaseverleri, 5-6 Eylül’de ise gastronomi meraklılarını aynı anda harekete geçirecek iki farklı etkinliğe evsahipliği yapıyor. Bir yanda film maratonu, diğer yanda Boğaz kıyısında uzun bir öğleden sonra. Üstelik ikisi de İstanbul’un farklı karakterlerini ortaya çıkaran iki ayrı deneyim vadediyor. Neyse ki saatler tamamen çakışmıyor, yani doğru bir programla ikisini aynı hafta sonuna sığdırmak hâlâ mümkün.
Önce Bir Film, Sonra İyi Bir Yemek?
İki yıl aradan sonra İstanbul’a dönen Mubi Fest, 4-6 Eylül tarihleri arasında Paribu Art’ta gerçekleşecek. Festival, dünya sinemasından dikkat çeken yapımları İstanbul izleyicisiyle buluştururken bazı filmlerin Türkiye prömiyerlerine de evsahipliği yapacak.
Mubi Fest
79. Cannes Film Festivali’nde iki başrol oyuncusuna En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazandıran "Coward", Paweł Pawlikowski’ye En İyi Yönetmen Ödülü getiren "Fatherland" (Ata Yurdu) ve Un Certain Regard bölümünden ödülle ayrılan "Camp Miasma" (Miyazma Kampı) programın öne çıkan yapımları arasında. Cannes’da dikkat çeken Arthur Harari imzalı "The Unknown" ve Na Hong-Jin imzalı "Hope" da Türkiye’de ilk kez festival kapsamında gösterilecek. Ben ise "Sirat" filmini sırf müzikleri için bile tekrar izlemeye hazırım. En azından bu sefer after party sayesinde filmin ağırlığını üstümden bir nebze olsun daha hızlı atabilmeyi umuyorum.
Mubi Fest
Festival deneyimi yalnızca film gösterimleriyle de sınırlı değil. Özel konuklarla söyleşiler, canlı müzik performansları, öğrencilere özel etkinlikler ve yeme-içme alanları hafta sonunun tamamına eşlik edecek. Festival boyunca gerçekleşecek bazı sürpriz konuk etkinlikleri ve öğrencilere ayrılan özel alan ise ücretsiz olarak takip edilebilecek.
Filmden Çıkıp Boğaz’a Doğru
Sinema salonundan çıkıp rotayı Boğaz’a çevirmek isteyenler için hafta sonunun ikinci durağı ise Taste and the City. 5-6 Eylül’de Beykoz Kundura’da gerçekleşecek etkinlik, İstanbul’un restoranlarını, yaratıcı mutfaklarını, yerel üreticilerini ve butik markalarını aynı atmosferde buluşturacak.
Taste and the City
“Lezzet tek bir yere ait değildir” fikrinden yola çıkan etkinlikte İstanbul’un farklı restoranları festivale özel seçkiler ve deneyimlerle yer alacak. Ancak gastronomi burada yalnızca başlangıç noktası. Şehir kültürü, yaratıcılık, yaşam tarzı ve üretim üzerine söyleşiler ve atölyeler de programın bir parçası.
Taste and the City
Müzik ise gün boyunca lezzete eşlik edecek. Lokal Market alanında buluşacak yerel üreticiler, butik markalar ve zanaatkarlar da Taste and the City’yi yalnızca yemek yenilen bir etkinlikten çıkarıp İstanbul’un üretim kültürünü keşfetmeye açık bir şehir deneyimine dönüştürecek.
İstanbul’da Hafta Sonu Seçmek Yerine Birleştirmek
Eylülün ilk hafta sonu aslında bize iki seçenek sunuyor: Bir sinema salonunda birkaç saatliğine başka hikayelere kapılmak ya da Boğaz’ın kıyısında uzun bir masanın etrafında yeni tatlar keşfetmek. Fakat belki de seçim yapmak gerekmiyordur. biraz Mubi Fest, biraz Taste and the City ile hafta sonunun bir bölümünü sinemaya, diğerini gastronomiye ayırmak mümkün. Sonuçta İstanbul’da iyi bir hafta sonunun en güzel tarafı, tek bir plana sadık kalmak zorunda olmamak. Bu eylül biraz film, biraz yemek, biraz müzik ve mümkünse hepsinden olsun.