#WONDERWOMEN

Bu süpermodeller takipçilerine sadece nerede ve nasıl yaşadıkları konusunda ilham vermiyorlar. Öğrendiklerini paylaşmak,hayata geri bildirim vermek, katkı sağlamak yapmaktan en keyif aldıkları şeyler.

Bu sayfalarda karşılaşacağınız kadınlar bulundukları konumun ve güçlerinin farkındalar. Sırtlarına pelerinlerini geçirmeyen bu süpermodeller takipçilerine sadece nerede ve nasıl yaşadıkları konusunda ilham vermiyorlar. Öğrendiklerini paylaşmak ve hayata geri bildirim vermek, katkı sağlamak, yapmaktan en keyif aldıkları şeyin başında geliyor...

Geçmişlerindeki acı bir anı ya da uzak noktalara yapılan öğretici bir seyahat. Z jenerasyonundan X kuşağına moda endüstrisinin gelişimine katkı sağlayan sekiz süpermodel modanın başkentlerinde bir koleksiyon sunmak ve dergi kapaklarından gülümsemek dışında hayattan öğrendiklerini geri vermek için çabalıyorlar. Ekolojiye sahip çıkarak sürdürülebilir bir hayatı destekliyorlar. Okyanuslardan çöllere kadar geniş bir skalada yaşayan tüm canlıların iyi besin ve temiz şartlarda yaşamalarını sağlıyorlar. Dünyanın dört bir yanındaki kadına, anne adaylarına ve çocuklara destek olmak onlara sağlıklı ve eşit koşullarda bir yaşam sunabilmek adına çalışıyorlar. Ve geleceği şekillendirecek gençleri sadece bilgilendirmekle kalmayıp, birer meslek edinmeleri ve alacakları eğitimler konusunda yönlendiriyorlar. Anja Rubik, Naomi Campbell, Doutzen Kroes, Christy Turlington Burns, Natalia Vodianova, Karlie Kloss, Adwoa Aboah ve Hari Nef hep birlikte katkı sağlayabileceğimiz, güzelleştirebileceğimiz farklı bir dünyanın var olabileceğini savunuyorlar. Dünyayı değiştirmek, çevreyi daha yaşanılabilir hale getirmek için çalışan modeller sadece bu isimler değil elbette. Uzunca bir liste, hatta aktivist modellerin bir arada olduğu bir platform da var. Konu hakkındaki gelişmeleri Instagram’da @modelactivist hesabından takip edebilirsiniz.

TEK BİR GEZEGEN

“Moda endüstrisi, değişim konusunda inanılmaz hızlı olabiliyor, başka hiçbir disiplinde olmadığı kadar trendler yaratıp kitleleri hızla etkileyebiliyoruz.” Sözler Polonyalı süpermodel Anja Rubik’e ait. Rubik sadece ülkesindeki olaylara başkaldırmakla kalmayıp dünyanın geleceğini de etkileyen meselelere el atıyor. Her yıl okyanusa bırakılan sekiz ton plastik atığın dünyanın sonunu getireceği konusunda da Birleşmiş Milletler’de geçtiğimiz Haziran ayındaki Dünya Okyanus Günü’nde konuşmalara katılmıştı. Çıkış noktası çok basit. “Bir gün okyanus kıyısına inmiştim ve plajda kuma gömülmüş birçok pet şişesi gördüm” diyor. Daha sonra ise bir dalış sırasında denizin dibinde canlılardan çok atıkların olduğunu fark edince işe el atmak istiyor. Denizlerin atıkla dolması, suyun pH değerinin artacağı anlamına geliyor bu da canlıların ölümüne yol açıyor. Rubik kısa süre içinde Oceans isimli bir sosyal sorumluluk projesinin kurucularından Cyrill Gutsch ile bir araya gelerek insanları bilgilendirmek konusunda kollarını sıvıyor. Attığı ilk adım ise yine ülkesi Polonya’da oluyor ve insanları pipet kullanımı konusunda uyarmaya başlıyor. Anja verdiği bir röportajda şöyle diyor:

“Her şey ufak adımlarla başlamalı. Bugün pet şişe kullanımı konusunda uyardığınız insanlar yarın, iklim krizine inanan ve savaşan politikacıları seçmek için çalışacaklar.”

Çalışmalarını sürdürülebilirlik ve doğanın dostu olmak için sürdüren tek isim elbette Anja Rubik değil. Naomi Campbell ELLE’in İngiliz edisyonu için bir çekim sebebiyle seyahat ettiği New Orleans’la farklı bir bağ kurduğunu anlatıyor. Bu yüzden Katrina kasırgası şehri yerle bir ettiğinde bildiği en iyi yolla yardım etmeye başlamıştı. Endüstrideki tüm dostlarını toplayıp New York Moda Haftası sırasında Bryant Park’taki moda çadırında Fashion For Relief organizasyonunu düzenledi. Defilede Beyoncé bile podyumdaydı. Campbell aynı zamanda Japonya ve Filipinler’deki doğal afetler sırasında çeşitli yardım davetleri düzenlemişti. Bugün Fashion For Relief defileleri düzenlenmeye devam ediyor. Ancak Campbell’ın üzerine çalıştığı tek konu önlenemez doğa olaylarının sonuçları değil. Mülteciler, Suriye ve Ürdün halkı, Lesotho’daki AIDS hastaları için UBS ve Birleşmiş Milletler gibi organizasyonlarla işbirliği halinde. Ekiplerinin bir parçası olduğu Together Band ile sürdürülebilir bir yaşam için mücadele ediyor. Uganda’da kullanılmış plastik şişelerinden tuvaletler inşa etmek için de Shadow Van girişimiyle çalıştı. “Yapmamız gereken tek şey birlikte hareket etmek” diyor.

Doutzen Kroes ise tıpkı Anja ve Naomi gibi çıktığı yolculuktan etkileniyor ve evine geri döndükten sonra bir şeyler yapma dürtüsüne kapılarak harekete geçiyor. Belki de çok gezen mi bilir, çok okuyan mı sorusunun cevabını vermiş oluyorlar bu şekilde. (Gerçi bugünlerde pek yerinde olmadı bu ama!) “Kenya’ya doğru çıktığımız bir yolculuk hayatımı değiştirdi” diyor Kroes. Fillerin hayatının tehlikede olduğunu, kötü şartlarda yaşadıklarını ve soylarının tükenmek üzere olduğunu görünce gücünü bir hayır kurumu olan Knot on My Planet ile birleştiriyor. Hollandalı süpermodelin ilk girişimi sosyal medyanın gücünü kullanmak olmuş. Taktik ise belli. Bir paylaşım yaptıktan hemen sonra yüksek takipçili arkadaşlarınızı etiketleyerek olayın dalgalar halinde yayılmasını sağlamak. Organizasyonun başlığındaki “bağlanmak” sözcüğünü bir çıkış noktası belirleyen Doutzen ve takipçileri sembolik olarak düğüm atıp dikkati fillere çekmişlerdi. Kroes doğaya karşı olan saygısının da çocukluğundan geldiğini söylüyor: “Çocukluğum boyunca ailemin yetiştirdiği meyve ve sebzeleri yedim. Hep doğa dostu bir ortamda yetiştim.” Doutzen’ın bir parçası olduğu girişim bugüne kadar 8 milyon dolar toplamış.

@parley.tv

@togetherbandofficial

@knotonmyplanetDOĞA DOSTLARI
Doutzen, Anja, Naomi... Yıllar boyunca çeşitli moda çekimleri ve kampanyalar için dünyanın dört bir yanına yaptıkları yolculuklar değişimin başlangıcı olmaları için onlara yol göstermiş.


EZBERBOZANLAR

Aktivist modelleri ortak paydada buluşturan şey tutkulu olmaları.”En çok da çevremizde gördüğümüz örnekler bizi harekete geçiriyor” diyor Christy Turlington.

ÖNCE ANNELER VE ÇOCUKLAR

Bugün gebelikte gerçekleşen anne ölümlerinin yüzde 99’ı az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde meydana geliyor. En çok ölümün gerçekleştiği ülkeler arasında ise Nijerya, Uganda, Bangladeş ve Pakistan gibi ülkeler başı çekiyor.

Nedenlerin başında ise tıbbi malzemelerin azlığı, ulaşım sıkıntısı, kadın sünneti gibi sebepler var. Kendi hamileliği sırasında yaşadığı komplikasyonlardan sonra dünya genelinde yeterince sağlık olanağına sahip olmayan binlerce anne adayının hayatını kaybettiğini öğrenince 2010 yılında Every Mother Counts isimli organizasyonunu kuruyor, hemen ardından ise “No Women, No Cry” isimli belgeseli çekiyor. “Anne olmak dünyaya çok farklı bir gözden bakmamı sağladı, diğer bütün kadınlarla bir bağ hissettim aramda. Hamilelikte ya da sonrasında zorlu bir dönem geçiren kadınlara yardım etmek istedim. Aslında hepimiz komplikasyonlar konusunda bilinçliyiz, ancak buna adanmış bir politik duruş ya da maddi kaynak bulunmuyor.” Turlington’ın kurduğu Every Mother Counts üzerinden bağış da yapabiliyorsunuz. Üstelik sistem oldukça şeffaf ilerliyor. Toplanan bağışın nerelere harcandığı, hangi paylarda dağıtıldığı yazıyor. 2014 yılında Time dergisi tarafından bu sebeple Yılın En Etkili 100 insanından biri olarak gösterilen Turlington kurduğu ağ sayesinde bugüne kadar Tanzanya’dan Haiti’ye 600.000 insanın hayatına dokunmuş.

2004 yılında Rusya’nın Beslan kentinde çocukların okulda rehin alınıp büyük çoğunluğunun (300’den fazla) öldürülmesi üzerine Natalia Vodianova Naked Heart Foundation isimli kuruluşu yaratır. Amacı katliam sonrasında psikolojisi bozulan çocuklar başta olmak üzere, ailelerin bakım konusunda yeterli olamadıkları engelli çocuklara yardım etmekti. Vodianova aynı zamanda kendi çocukluğunun da böyle bir yardım ağı kurması konusunda ilham verdiğini söylüyor. Süpermodel, gerekli miktarda parayı toplamak için Londra, Moskova, Paris ve Monte Carlo gibi kentlerde her yıl Love Ball düzenliyor ve toplanan parayla ailelere yardım etmenin ötesinde Rusya’da 158 adet oyun alanı inşa edilmesini sağladı. Natalia Vodianova, Rus psikiyatr Lev Vygotsky’nin bir sözünün bu girişimi motive ettiğini söylüyor: “Çocukların başarıları, oyunla geçirdikleri vakitle orantılıdır. Büyüdüklerinde alacakları aksiyonların ve ahlaki değerlerin temeli oyun sahasında atılır. Aynı zamanda hayatta karşılaşacakları olayları da hayal güçleri eşliğinde düşünebileceklerdir.” Organizasyon sadece 2019 yılında 4300’den fazla çocuğun hayatına dokundu Rusya’da. Natalia Vodianova aynı zamanda 1993 yılından beri varlığını sürdüren ve savaşlarda sağ kalan kadınlara destek olan Women for Women isimli organizasyonun da destekçileri arasında.

@everymomcounts

@nakedheartfoundation

AKTİVİST GENÇLER

“Müzik videolarından billboard’lara, modadan reklamlara her tarafta seks var, ancak konu gerçekten sekse gelince bu konuda konuşamıyoruz.” Alıntı, Anja Rubik’in Instagram’ından.

Rubik’in sesini yükselttiği tek alan okyanuslar değildi. Kurucusu olduğu #sexedPLile, ülkesinde seks eğitimi almayan gençlerin kalmaması konusunda çalışıyor. Amaç kürtaj, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve özellikle gençlerin kendilerini keşfetmeleri ve hakları konusunda onları bilgilendirmek. Rubik bu hareketiyle daha önce kitleleri Varşova sokaklarına dökmeyi başarıp model, editör ve fotoğrafçı dostları sayesinde hareketin dünya genelinde ses getirmesine katkı sağlamıştı. Girişimi için Netflix’teki “Sex Education” başlıklı dizinin daha ciddi versiyonu diyebiliriz. Öğretici videoların yer aldığı YouTube kanalının ise bugün yaklaşık 55 bin takipçisi var.

Doktorlar ve profesörler ruh sağlığı hakkında konuşuyor. Bağımlılık ve depresyon özellikle birçok gencin başkalarıyla paylaşmaktan çekindikleri problemlerin başında geliyor. Genç kızlar, 21. yüzyılda genç bir kız olmanın nasıl hissettirdiğinden ya da başlarından geçen zorlu mücadelelerden bahsediyor. Yeni jenerasyonun popüler insta-modellerinden Adwoa Aboah birkaç yıl önce kurduğu Gurls Talk ile kendi karşılaştığı zor durumları göz önünde bulundurup yaşıtı kızlarla paylaşmayı ve diğer kızların da sorunlarına çözüm bulmayı hedefliyor. Aboah, Gurls Talk’u 2018 yılında Vanity Fair’e verdiği bir röportajda şu şekilde anlatıyordu: “Okuldayken ihtiyacım olan, hayalini kurduğum bir ortam sunuyoruz. Burası güvenli bir alan. Herkesin rahat olabileceği, utanç duymadan konuşabileceği bir yer.” Bugün platformun web sitesinde, farklı ülkelerde yaşamaları nedeniyle Gurls Talk buluşmalarına katılamayanlar için “Aşk ve Seks” temalı 14 bölümlük bir podcast serisi de yer alıyor.

Teknoloji sektöründeki kadınların varlığının oldukça az olduğundan rahatsızlık duyarak 2015 yılında Kode With Klossy’i kuran Karlie Kloss kızların da lider olabilmelerinin hayalini kurarak bu işe el atmış. “Dergi çekimleri ve defileler sayesinde dünyada çok fazla yere seyahat ediyordum. Hemen her seferinde girişimcilerle teknoloji üzerine muhabbet ettiğimi ve teknolojinin içinde yaşadığımız hayatı ne kadar değiştirdiğini gözlemledim.” Karlie Kloss her zaman için bilim ve matematikle çok ilgilendiğini ve Kode With Klossy’i kurmadan önce aplikasyon yaratma ve programlama konusunda dersler aldığını da söylüyor. Yaz boyunca 25 şehirde 50 farklı merkezde kızların HTML, JavaScript gibi programları öğrenmeleri ve kod yazmaları konusunda burs sağlıyor. Karlie Kloss sadece güçlü kadınlar yetiştirmek konusunda çalışmıyor, kadınların yanında da her zaman duruyor. 2016’da Birleşik Devletler’deki seçimde Hillary Clinton’ı desteklediği gibi kadın yürüyüşlerine katılmaktan geri kalmıyor. Programın web sitesinde şöyle yazıyor: “13 - 18 yaş arasındaki süpergüç edinmek isteyen bütün kızlar başvurabilir.”

Hari Nef’in adını en çok Eckhaus Latta’nın defilelerinden ya da Gucci’nin yüzü olarak bilebilirsiniz. Amazon’un bir trans kadının ve ailesinin durumu nasıl ele aldığını anlatan dramedisi “Transparent”taki rolüyle de tanıyabilirsiniz. Kendisi aynı zamanda dünyanın en büyük modellik ajanslarından biri olan IMG’nin de ilk trans modeli. “Beni tanımlayan en önemli şey trans olmam değil, cinsiyet dediğiniz şey nedir ki?” diyor. Cinsiyet kelimesi ya da anlamı üzerine çok fazla konuşmasa da konu haklar ve LGBTQI olunca harekete geçmek konusunda tereddüt etmiyor. Rainn isimli kâr amacı gütmeyen organizasyonla cinsel istismar ve saldırılar üzerine çalışıyor. Trans hakları korumak için kurulan National Centre for Transgender Equality’nin elçisi olan Nef bulabildiği her platformu kullanarak eşcinsel ve trans bireylerin haklarını savunuyor, yapabildiği durumlarda ise bunu moda endüstrisinin gözünden aktarmaya çalışıyor.

@sexedpl

@gurlstalk

@kodewithklossy

@transequalitynow


YAZI: Aykun Taşdöner

ELLE Türkiye Nisan sayısından alınmıştır.