Sol Yaka Kadınının Pembe Baharı

Sol Yaka Kadınının Pembe Baharı


SOL YAKA KADINLARI ESKİDEN…
Burası 20. yüzyıl başlarında yaşanan modernizm hareketinin kraliçesi, şair ve yazar Natalie Barney’nin caddesi. Burası onun; dönemin yazarları, sanatçıları, gazetecileri ve bir şeyler yaratmaya muktedir kim varsa, hepsini bir araya getirdiği salonunun yeri. Bu edebi salon, altmış yıl boyunca bir başka Sol Yaka kadınının, Amerikalı yazar Gertrude Stein’ın salonuyla kapıştı. Ama bu ikisinin arasında küçük bir fark vardı: Barney’nin salonunun amacı, kadın hareketini ve yazınını ön plana çıkarmak, onlara farklı bir kapı açmaktı. Barney, lezbiyenlerin kadın bedenine hapsolmuş erkekler olduğu saçmalığını ta başından reddetmişti. Asla erkek gibi giyinmezdi. Bugünkü Sol Yaka kadını gibi değil, rengarenk giyinirdi. Erkek gibi davranmaz, konuşmazdı. Her türlü ayrımcılığa karşı olduğundan salonuna hem kadınlar, hem de erkekler girebilirdi. Onunki ayrımcılığa karşı olduğu kadar, hiç de ayrımcı olmayan bir salondu.Gertrude Stein’sa “hanımlar”ı yan odaya doldurur, erkeklerle fikir yarıştırırdı.Daha maskülen giyinirdi. Onunki erkeklere karşı üstünlüğünü ispat etme savaşıydı. Erkeklerden daha güçlü, başarılı ve entelektüel olabilirdi. Galiba öyle de oldu.