Minusing vs. Maxxing: Biraz Eksilmeye İhtiyacımız Olabilir

“Looksmaxxing”, “sleepmaxxing”, “healthmaxxing”, “longevitymaxxing”… Hayatın her alanını en üst seviyeye çıkarmaya çalışırken kendimizi bitmek bilmeyen bir optimizasyon projesine dönüştürmedik mi? Şimdi dijital kültürün yeni karşı hareketi “minusing”, başka bir ihtimali hatırlatıyor: Daha iyi bir yaşam bazen daha fazlasını eklemekle değil, bize iyi gelmeyenleri bilinçli biçimde eksiltmekle başlayabilir.

ELLE Türkiye ELLE TÜRKİYE 18 Ekim 2026
Minusing vs. Maxxing: Biraz Eksilmeye İhtiyacımız Olabilir Sporty&Rich

Yazı: Damla Durak
Fotoğraflar: H&M, Sporty&Rich, Rouje, İpekyol


Sabah gözlerimizi açar açmaz uykumuzun kalitesini kontrol ediyor, günün vitaminlerini sıralıyor, protein hedefimizi hesaplıyor, cilt bakım rutinimizin adımlarını tamamlıyor, yapılacaklar listemizi gözden geçiriyor ve henüz yataktan kalkmadan kendimizin daha iyi bir versiyonuna dönüşmek için çalışmaya başlıyoruz. Bir süredir internet bu aralıksız iyileştirme arzusuna aynı eki getiriyor: “maxxing.” İlk bakışta bunda yanlış olan ne var? Daha iyi uyumak, sağlığımıza özen göstermek, bedenimizi güçlendirmek ya da paramızı daha bilinçli yönetmek elbette kötü hedefler değil. Sorun, “daha iyi” ile “maksimum” arasındaki mesafede başlıyor. Çünkü maksimumun doğal bir bitiş çizgisi yok. Her zaman daha erken yatabilir, daha fazla su içebilir, daha ayrıntılı bir rutin oluşturabilir, daha etkili bir ürün bulabilir, daha fazla veri takip edebilir ve kendimizi bir önceki halimizden biraz daha ileri taşıyabiliriz. İşte 2026’nın yükselen karşı kavramlarından “minusing” tam da bu noktada beliriyor. 

Her Şey Nasıl Bir “Maxxing” Projesine Dönüştü?
“Maxxing” ekinin dijital geçmişi bugünkü eğlenceli wellness videolarından daha karanlık bir yere uzanıyor. Cilt bakımı, kişisel bakım, spor ve giyim gibi görece zararsız önerileri kapsayan “softmaxxing” ile estetik operasyonlar ve tehlikeli müdahalelere kadar uzanabilen “hardmaxxing” arasında geniş ve tartışmalı bir alan oluştu. Kavramın kökeni ve dönüşümü, bugün kulağa şakacı gelen bu ekin aslında bedeni ölçülebilir ve sürekli düzeltilmesi gereken bir proje olarak gören kültürle yakın ilişkisini gösteriyor.   Sonrasında internet, kavramı ironik biçimde hayatın hemen her alanına uyarladı. Fakat ironi kısa sürede gerçek bir yaşam modeline dönüştü. Uyku artık yalnızca dinlenmek değildi. Karanlık oda, uyku maskesi, ağız bandı, burun açıcı aparatlar, magnezyum çeşitleri, giyilebilir teknolojiler ve her sabah incelenen skorlarla yönetilmesi gereken bir performans alanıydı. Elbette “maxxing” kültürünün başarısı tesadüf değil. “Sonunda yeterince iyi oldum” cümlesi içerik üretimini durdururken “Daha iyi bir versiyonuma ulaşmak için şunu da deniyorum” yeni videolar, yeni ürünler ve yeni satın alma nedenleri yaratıyor. Kısacası optimizasyon yalnızca kişisel bir arzu değil, son derece verimli bir ekonomik model. Kendimizi daima geliştirilebilir gördüğümüz sürece bize satılabilecek yeni bir çözüm mutlaka bulunuyor.

İyi Yaşamın Görünmez Yükü
"Maxxing" kültürü, varlığımızın tamamını verimlilik alanına çeviriyor. Artık sadece işte değil, dinlenirken de başarılı olmamız gerekiyor. Uykumuz kaliteli, tatilimiz dönüştürücü, sabah rutinimiz kusursuz, egzersizimiz hedef odaklı olmalı. Zevk için yaptığımız şeyler bile bir faydaya bağlanıyor. Yürüyüş kortizolü düşürmeli, kitap okumak bilişsel kapasiteyi artırmalı, arkadaşlarla geçirilen zaman “sosyal pilimizi” doğru biçimde şarj etmeli. Bu yaklaşımın görünmez yükü, öz bakımı dahi sürekli bir öz denetime dönüştürmesi... Bedenimizin sinyallerini dinlemek yerine cihazların verilerini izlemeye başlıyor, dinlenmeye gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını hissetmek yerine ne kadar iyi dinlendiğimizi puanlarla ölçüyoruz. Hatta uyku konusunda “doğru olan her şeyi” yapmaya çalışmanın yarattığı kaygının uykuyu bozabildiği, “orthosomnia” olarak adlandırılan bir mükemmel uyku takıntısına dönüşebildiği belirtiliyor. Harvard Health’in değerlendirmesi de viral uyku optimizasyonu önerilerinin bir bölümünün bilimsel kanıttan çok sosyal medya heyecanına dayandığına dikkat çekiyor.  

Yüzün oranlarını ölçen, simetri puanı veren ve düzeltilmesi gereken özellikler belirleyen “looksmaxxing” uygulamaları, sorun olarak görmediğimiz ayrıntıları bir anda eksiklik gibi algılamamıza neden olabiliyordu. “Minusing” ise kendimize yönelttiğimiz büyüteci uzaklaştırmayı, yüzümüzü parçalar halinde değil bir bütün olarak görmeyi teklif ediyor.

Güzellikte Daha Fazlası Her Zaman Daha Etkili Değil
Güzellik dünyası, “minusing” fikrinin en hızlı karşılık bulabileceği alanlardan biri. Son yıllarda cilt bakımının demokratikleşmesi ve içerik bilgisinin yaygınlaşması son derece değerli bir dönüşüm yarattı. Ancak bu bilgi bolluğu, aynı zamanda her yeni bileşeni rutinimize ekleme baskısını da beraberinde getirdi. Retinoid, C vitamini, niasinamid, peptitler, asitler, bariyer destekleyiciler, büyüme faktörleri ve farklı cihazlar… Her biri kendi başına anlamlı olabilse de hepsinin aynı anda kullanılması daha iyi bir cilt anlamına gelmiyor. Güzellikte “minusing”, bakımdan vazgeçmek değil, cildin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu ayırt etmek demek. Bir ürünü yalnızca sosyal medyada çok konuşulduğu için kullanmamak, sonuç vermeyen adımları otomatik biçimde yenilememek, sürekli yeni kusurlar aramayı bırakmak ve bakımın hayatın merkezinde bulunması gerekmediğini kabul etmek… Belki de güzellik rutinimizden çıkarılması gereken ilk şey bir ürün değil, her aynaya baktığımızda kendimizde düzeltilecek bir alan bulma alışkanlığı.

Teşekkürler "Minusing"!
“Minusing”in “eksilten” tarafı, hayatı küçültmekten çok üzerimizdeki gereksiz talepleri azaltıyor. Amaç daha az şeye sahip olmak değil, gerçekten değer verdiğimiz şeylere daha fazla yer açmak. Birkaç örnek sıralayacak olursak:
Her mesajı hemen yanıtlama zorunluluğunu eksiltmek.
Her trend hakkında fikir sahibi olma ihtiyacını eksiltmek.
Bize iyi gelmeyen ama geçmişi var diye sürdürdüğümüz ilişkileri eksiltmek.
Dinlenirken duyduğumuz suçluluğu eksiltmek.
Bakım rutinimizi sonuçtan çok kaygı üreten adımlardan arındırmak.
Her fırsatı değerlendirmemiz gerektiği inancını bırakmak.
Kendimizi sürekli açıklama, kanıtlama ve iyileştirme baskısını azaltmak.

Minusing: Eksiltmenin Yeni Dili
Aslına bakarsanız “minusing” kavramının çekiciliği, yeni bir sistem önermemesinden geliyor. Satın alınacak özel bir başlangıç seti, indirilecek bir uygulama veya takip edilecek otuz günlük bir program yok. “Minusing” bize yeni görevler vermiyor. Tam tersine, hangi görevlerin başından beri gereksiz olduğunu düşündürüyor. Yine de “minusing”i yalnızca gardırop sadeleştirmek, sosyal medya hesaplarını takipten çıkarmak veya makyaj çantasındaki eski ürünleri elemek olarak görmek eksik olur. Bunların hepsi eksiltmenin bir parçası olabilir ancak kavramın gerçek potansiyeli fiziksel kalabalıktan çok zihinsel ve duygusal yükleri hedeflemesinde yatıyor. Ancak bir noktaya da çok dikkat etmek gerekiyor: “Minusing”in bir saflık yarışına dönüşmemesi oldukça önemli. “Kim daha az tüketiyor, daha az çevrim içi oluyor, daha az insana ihtiyaç duyuyor?” sorularının peşine düşersek eksiltmeyi de yeni bir "maxxing" kategorisine dönüştürürüz. “Minusing”i kusursuz uygulamaya çalışmak, kavramın bütün anlamını ortadan kaldırabilir. Özetle kendimizin en güzel, en verimli, en sağlıklı, en bilgili ve en disiplinli versiyonuna aynı anda dönüşemeyebiliriz. Belki buna mecbur da değiliz. Çağın gerçek ayrıcalığı her şeyi yapabilmek değil, neyi yapmamayı seçtiğimizi bilmek olabilir. Ve belki de şimdi, yeni bir şey daha eklemeden önce kendimize şu soruyu sormanın tam zamanı: Hayatımda ne eksilirse ben biraz daha çoğalırım?


*Bu içerik ELLE Türkiye Eylül 2026 sayısından alınmıştır.


ETİKETLER
SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Ekim 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Ekim 2026 Sayısı Çıktı!

Zamanın ötesinde bir duruş, çok katmanlı bir ruh ve kanatlanan hayaller. Eylül Lize Kandemir, Tiffany & Co. “Bird on a Rock” koleksiyonuyla ELLE Türkiye Ekim sayısının kapağında.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.